Cumhuriyet Bayramı haftasında işçi hakları, hem 4857 sayılı İş Kanunu hem de Yargıtay kararlarıyla özel olarak korunmaktadır. 28 Ekim yarım gün, 29 Ekim ise tam gün resmî tatil sayılır ve bu tarihlerde işveren, işçiyi zorla çalıştıramaz. İşçi çalışmasa bile ücreti kesilemez, çalışırsa ise en az iki kat ücret alır. Bu ücret, UBGT yani “ulusal bayram ve genel tatil ücreti” olarak bordroda yer almak zorundadır. Ayrıca bu günler yıllık izinden düşülemez ve izinle değiştirilemez; çünkü kanun, resmi tatil ücretini yalnızca nakit olarak ödenebilir hale getirmiştir.
İşverenin 28–29 Ekim gibi ulusal bayramlarda ücret ödememesi veya işçiyi onaysız çalıştırması, işçinin haklı fesih hakkını doğurur. Bu durumda işçi, kıdem tazminatı ve işsizlik maaşı alabilir. Üstelik geçmiş yıllara ait ödenmemiş tatil ücretleri de 5 yıl içinde talep edilebilir. 28 Ekim öğleden sonra ve 29 Ekim ücret hesabı yalnızca bir bordro meselesi değildir; aynı zamanda işçinin dinlenme hakkını, emek değerini ve yasal güvenliğini koruyan bir mekanizmadır. Bu nedenle hem işverenin hem de çalışanın bu tarihlerdeki hak ve yükümlülükleri iyi bilmesi, iş barışını ve hukuki güvenliği sağlamanın temel şartıdır.
Cumhuriyet Bayramı haftasında işverenin işçiyi zorla çalıştırması hukuken mümkün değildir. 4857 sayılı İş Kanunu’na göre resmi tatillerde çalışma, işçinin yazılı onayına bağlıdır. Yani işçi isterse çalışır, istemezse o günü ücretinden kesinti olmadan dinlenerek geçirir.
Bu hak, Anayasa’nın dinlenme hakkını güvence altına alan maddeleriyle desteklenmiştir.
Resmi tatil günlerinde işverenin baskısı veya tehdidiyle işçi çalıştırılırsa, bu durum “zorla çalıştırma” sayılır ve idari para cezası doğurur. Ayrıca işçi, bu durumu belgeleyebilirse haklı fesih hakkını kullanarak işten ayrılabilir. Böyle bir durumda kıdem tazminatı ve işsizlik maaşı hakları da saklı kalır.
İşçinin özgür iradesiyle verdiği onay dışında yapılan tüm çalışma, fazla mesai olarak değerlendirilir. Bu nedenle 28–29 Ekim tarihlerinde işçi ister dinlenebilir, isterse yasal karşılığını alarak çalışabilir.
İşverenin görevi ise buna saygı göstermektir.
Her yıl olduğu gibi 28 Ekim günü öğleye kadar yarım gün, 29 Ekim ise tam gün resmi tatildir. İş Kanunu’na göre bu tarihlerde kamu kurumları ve özel sektör çalışanları aynı haklardan yararlanır. Yani işçi ister özel sektörde ister kamuda çalışsın, tatil günlerinde ücret kesintisi yapılamaz.
Bu uygulamanın amacı, çalışanlara hem ulusal bayramı kutlama hem de dinlenme imkânı tanımaktır. Özellikle Cumhuriyet Bayramı gibi milli önemi büyük olan günlerde işçiye zorunlu mesai yaptırılması, işçi haklarına aykırıdır.
İşveren, bu 1,5 günlük tatili yıllık izin hakkından düşemez veya yerine izin kullandıramaz. Bu günler doğrudan ulusal bayram tatili sayılır ve ayrıca değerlendirilir.
Resmi tatil günlerinde çalışan işçiler, kanunen normal ücretlerinin iki katını alır. 28–29 Ekim tarihlerinde tam gün çalışan bir işçi, 1,5 günlük fazladan ücret kazanır. Bu durum hem 4857 sayılı İş Kanunu’nun 47. maddesiyle hem de Yargıtay kararlarıyla desteklenmiştir.
Örneğin günlük brüt ücreti 2000 TL olan bir işçi, 28 Ekim öğleden sonra çalışırsa 3000 TL, 29 Ekim’de çalışırsa 4000 TL alır. Bu fark, “ulusal bayram ve genel tatil ücreti” olarak bordroya yansıtılır. İşveren bu ödemeyi yapmazsa, işçi geçmişe dönük 5 yıl içinde alacağını talep edebilir.
Bu ödeme hakkı yalnızca fiilen çalışan işçilere tanınır. Çalışmayan işçinin ücreti ise kesilemez, çünkü o gün zaten ücretli tatil hakkına sahiptir.
Ulusal bayramlarda işçi çalışmasa dahi ücretinden kesinti yapılamaz. Çünkü bu günler, kanunen “ücretli izin” kapsamındadır. İşverenin bu günü maaştan düşmesi, işçinin ücret hakkına doğrudan müdahaledir ve idari yaptırımlara yol açabilir.
Yargıtay kararlarına göre “işçi çalışmadı” bahanesiyle maaşın eksik ödenmesi, iş sözleşmesinin haksız feshi sayılabilir. Bu durumda işçi, kıdem tazminatı talep etme hakkına sahiptir.
İşverenin bu günleri “izin günü” gibi değerlendirmesi de mümkün değildir. 29 Ekim tatili, yıllık izin veya hafta tatilinden farklı bir statüdedir.
İşçi 29 Ekim günü yalnızca 1 saat bile çalışsa, o gün için iki kat ücret almaya hak kazanır. Çünkü İş Kanunu’na göre resmi tatil günlerinde yapılan her türlü çalışma, tam gün karşılığı ücretle değerlendirilir.
Bu durumun amacı, tatil hakkının kutsallığını korumaktır. Yani işveren “sadece birkaç saat yardım et” diyerek ücretsiz çalışma talep edemez. Yapılan her çalışma, fazla mesai sayılır ve karşılığı ödenmelidir.
Bu hakkın ödenmemesi, işçi-işveren uyuşmazlıklarının en sık sebeplerinden biridir. Bu nedenle çalışanların bordrolarını dikkatle kontrol etmesi büyük önem taşır.
Eğer işçinin yıllık izni 28–29 Ekim gibi resmi tatil günlerine denk gelirse, bu günler izinden düşülmez. Çünkü yıllık izin hakkı, tatil hakkından bağımsızdır.
Yargıtay’ın yerleşik kararlarına göre, resmi tatil günleri yıllık izin içinde sayılırsa, işverenin bu eylemi hukuka aykırı olur. İşçi, eksik kullandırılan izinleri için sonradan ücret talep edebilir.
Bu düzenleme, çalışanların hem dinlenme hakkını korur hem de izin sürelerinin gerçekten amacına uygun kullanılmasını sağlar.
İşveren, “iki kat ücret yerine izin kullandırayım” diyemez. Kanuna göre ulusal bayramlarda çalışma karşılığı yalnızca ücret olarak ödenebilir. Tatil karşılığı izin verilmesi, işçinin rızası olsa dahi hukuken geçersizdir.
Bunun nedeni, ulusal bayramlarda yapılan çalışmanın “parasal değeri” olmasıdır. İşveren ücret yerine izin verirse, bu durum ileride ücret alacağı davasına dönüşebilir.
Dolayısıyla 28–29 Ekim’de çalışan işçiye mutlaka bordro üzerinden iki kat ücret ödenmeli, bu tutar SGK’ya bildirilmeli ve şeffaf şekilde kayıtlara geçmelidir.
İşçi geçmiş yıllarda 28–29 Ekim gibi resmi tatillerde çalıştıysa ve ücretini almadıysa, 5 yıl içinde dava açarak bu hakkını talep edebilir. Bu süre, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’na göre zamanaşımı süresidir.
Mahkemeler, resmi tatil ücretlerinin ödenmediğini gösteren bordrolar, puantaj kayıtları veya tanık beyanlarını dikkate alır. İşverenin bu ödemeyi yapmaması, “eksik ücret” anlamına gelir.
Bu nedenle işçiler, geçmiş dönem bordrolarını saklamalı ve gerekirse arabuluculuk yoluna başvurarak haklarını aramalıdır.
Eğer işveren resmi tatil ücretlerini ödemiyorsa, işçi bu durumu haklı fesih nedeni olarak kullanabilir. Haklı fesih yapan işçi, hem kıdem tazminatına hem de işsizlik maaşına hak kazanır.
Bu durum, “işverenin ücret ödeme borcunu ihlali” kapsamında değerlendirilir. Yani işçi istifa etmiş sayılmaz, aksine iş sözleşmesini haklı nedenle sona erdirmiş olur.
Haklı fesih, hem işçinin maddi kaybını önler hem de çalışma barışını korur. Bu nedenle resmi tatil ücretleri, sadece bir maaş detayı değil, iş güvencesinin temel unsurudur.
1. 28–29 Ekim resmi tatil midir?
Evet, 28 Ekim günü öğleden sonra yarım gün, 29 Ekim günü ise tam gün resmî tatil olarak kabul edilir. Bu tarihler, Cumhuriyet Bayramı kapsamında işçilerin ücretli izin hakkına sahip olduğu günlerdir. İşveren, bu günlerde işçiyi çalışmaya zorlayamaz; çalışmayan işçinin ücreti kesilemez.
2. 29 Ekim’de çalışan işçi kaç kat ücret alır?
İş Kanunu’na göre 29 Ekim’de çalışan işçi en az iki kat ücret alır. Bu ücret, ulusal bayramlarda yapılan çalışmalar için belirlenmiş özel bir ek ödemedir ve bordroya ayrıca yansıtılmalıdır.
3. 28 Ekim yarım gün çalışırsam ne kadar ücret alırım?
28 Ekim günü öğleye kadar yarım gün resmî tatil olduğu için, çalışılan saatler için yarım gün fazla mesai ücreti ödenir. Bu da günlük maaşın yüzde 50 fazlasına denk gelir.
4. 29 Ekim’de çalışmak zorunda mıyım?
Hayır. İşçi, resmî tatil günlerinde çalışmaya rızası olmadan zorlanamaz. İşverenin yazılı onayı olmadan çalıştırdığı işçi, bu durumu belgeleyerek haklı fesih hakkını kullanabilir.
5. İşveren 29 Ekim’de çalışmayan işçiden ücret kesebilir mi?
Kesinlikle hayır. 29 Ekim günü çalışmayan işçinin ücreti tam olarak ödenmelidir. Bu hak, 4857 sayılı İş Kanunu’nun 47. maddesiyle güvence altındadır.
6. 29 Ekim’de sadece 1 saat çalışırsam ücret nasıl hesaplanır?
İşçi 1 saat bile çalışsa, o günü tamamen çalışmış sayılır ve tam gün iki kat ücret alır. Bu uygulama, işçinin tatil hakkının korunması amacıyla kanun tarafından açıkça düzenlenmiştir.
7. Resmî tatilde çalıştığım halde ücretim ödenmediyse ne yapmalıyım?
İşçi öncelikle işverene yazılı olarak başvurmalı ve ödenmeyen tutarı talep etmelidir. Sorun çözülmezse arabulucuya başvurarak 5 yıl geriye dönük tüm tatil ücretlerini talep edebilir.
8. 28–29 Ekim tatili yıllık izinden düşülebilir mi?
Hayır, resmi tatil günleri yıllık izin süresinden düşülemez. Bu günler yıllık izinden bağımsızdır ve işçinin tatil hakkı olarak ayrıca korunur.
9. 29 Ekim’de izinliysem ama tatil güne denk gelirse ne olur?
Eğer yıllık izniniz 29 Ekim’e denk gelirse, o gün izinden sayılmaz. Bu durumda izin süreniz bir gün uzar, çünkü resmi tatil günü yıllık izin hesabına dahil edilmez.
10. 28–29 Ekim tatilinde işçi onay vermezse çalıştırılabilir mi?
İşçi açık rıza göstermedikçe zorla çalıştırılamaz. İşverenin bu konuda ısrar etmesi, idari para cezasına ve işçi açısından haklı feshe yol açabilir.
11. 29 Ekim’de çalışan işçinin bordrosunda ne yazmalı?
Bordroda “Ulusal Bayram ve Genel Tatil Ücreti” ibaresiyle birlikte, çalışılan gün için %100 zamlı ödeme yer almalıdır. Bu kayıt SGK bildirimi açısından da önemlidir.
12. Önceki yıllarda ödenmeyen tatil ücretleri talep edilebilir mi?
Evet, işçi 5 yıl içinde dava veya arabuluculuk yoluyla geçmiş tatil ücretlerini talep edebilir. Bu süre dolduğunda alacak zamanaşımına uğrar.
13. 29 Ekim’de çalışmak istemediğim için işten çıkarılırsam ne olur?
İşçi, resmi tatil gününde çalışmayı reddettiği için işten çıkarılırsa bu haksız fesih sayılır. İşçi hem kıdem tazminatı hem de işsizlik maaşı hakkına sahip olur.
14. 28 Ekim günü çalışmazsam maaşım eksik yatar mı?
Hayır. 28 Ekim öğleden sonra tatil olduğu için, o gün çalışmayan işçinin maaşı tam olarak ödenmelidir. İşverenin bu ücreti kesmesi hukuka aykırıdır.
15. Resmî tatilde fazla mesaiye kalmak zorunda mıyım?
Hayır. Resmî tatillerde fazla mesai yalnızca işçinin yazılı onayıyla yapılabilir. Onay verilmezse işçi kesinlikle çalışmaya zorlanamaz.
16. 29 Ekim’de çalışıp ücret yerine izin kullanabilir miyim?
Hayır, kanuna göre ulusal bayramlarda çalışmanın karşılığı ücret olmalıdır. İşveren ücret yerine izin veremez; bu uygulama geçersizdir.
17. 29 Ekim’de işyerinde vardiyalı sistem varsa ücret nasıl olur?
Vardiyalı çalışanlar da aynı haklara sahiptir. Tatil günü vardiyasına denk gelen işçi, çalıştığı süre için iki kat ücret alır veya izinli sayılır.
18. 29 Ekim’de nöbetçi olarak çalışan işçiler farklı mı değerlendirilir?
Hayır. Nöbet sistemi olsa bile, bu gün resmi tatil kapsamında değerlendirilir. Nöbet tutan işçiye çalıştığı günün iki katı ücret ödenmelidir.
19. 29 Ekim’de işyerinde çalışmama rağmen ücret bordroya yansıtılmadı, ne yapmalıyım?
Bu durumda önce işverenden yazılı açıklama istenmeli, ardından iş müfettişliği veya arabulucu süreci başlatılmalıdır. İşçi, SGK kayıtlarıyla çalıştığını kanıtlayabilir.
20. 29 Ekim tatilinde işçi haklarını ödemeyen işverenin cezası nedir?
İşveren, resmi tatil ücretini ödemediğinde iş mahkemesi kararıyla tazminat yükümlülüğü ile karşılaşabilir. Ayrıca işçi, bu durumu haklı fesih nedeni yaparak iş sözleşmesini sonlandırabilir.
Cumhuriyet Bayramı haftası yalnızca milli bir gurur günü değil, aynı zamanda işçi haklarının ve çalışma hukukunun sınandığı özel bir dönemdir. 28 Ekim yarım gün, 29 Ekim tam gün resmî tatil olup, işçilerin ücretli izin hakkı kanunla güvence altına alınmıştır. Bu tarihlerde işverenin işçiyi zorla çalıştırması, ücret kesintisi yapması veya tatil ücretini izinle telafi etmesi hukuka aykırıdır. İş Kanunu’nun 47. maddesi açıkça belirtir: Resmî tatilde çalışan işçi en az iki kat ücret alır. Bu hak yalnızca bir maaş farkı değil, emek karşılığının adil biçimde ödenmesini sağlayan anayasal bir güvencedir.
Bu nedenle hem işverenler hem de çalışanlar için 28–29 Ekim tarihleri büyük önem taşır. İşveren, bordrolarında ulusal bayram ve genel tatil ücreti ödemesini doğru şekilde göstermeli; işçi ise geçmiş yıllara ait alacaklarını beş yıl içinde talep etmelidir. Aksi halde hem maddi kayıplar hem de haklı fesih riskleri ortaya çıkar. 29 Ekim tatil ücreti, işçinin emeğine duyulan saygının bir göstergesidir. Bu bilinçle hareket etmek, hem yasal uyumu sağlar hem de iş barışını kalıcı hale getirir.