İşe iade davası, haksız fesih durumunda işçinin işe dönmesini veya tazminat almasını sağlar. Bu dava, belirli şartların varlığı halinde işçinin yeniden işe dönmesini veya işe başlatılmaması durumunda işe başlatmama tazminatı ve boşta geçen süre ücreti almasını sağlar. Ancak bu sürecin başlayabilmesi için zorunlu arabuluculuk başvurusu yapılması, 1 aylık hak düşürücü sürenin kaçırılmaması, işyerinde 30 işçi çalışma şartının ve 6 aylık kıdem süresinin sağlanması gibi kritik unsurların birlikte değerlendirilmesi gerekir. İşe iade kararı sonrasında 10 gün içinde ihtar gönderilmesi ve işverenin 1 ay içinde işe başlatma yükümlülüğü de sürecin en önemli aşamalarındandır. İşten çıkarma işleminin geçerli nedene dayanıp dayanmadığı, fesih bildiriminin usule uygun yapılıp yapılmadığı ve iş güvencesi hükümlerinin uygulanıp uygulanamayacağı, hem dava sonucunu hem de alınabilecek tazminat miktarını doğrudan etkiler.
İşe iade davası, haksız fesih ile işten çıkarılan işçinin, belirli şartlar varsa yeniden işine dönmesini ya da işverenden tazminat ve boşta geçen süre ücreti almasını sağlayan bir iş hukuku yoludur. 4857 sayılı İş Kanunu kapsamında düzenlenen bu dava, özellikle geçersiz nedenle yapılan işten çıkarma işlemlerine karşı işçiye önemli bir koruma sağlar.
Eğer fesih geçersiz sayılırsa, işçi ya işine geri döner ya da işveren tarafından işe başlatılmazsa mahkemenin belirlediği tutarda işe başlatmama tazminatı ve en fazla dört aylık ücret alacağına hak kazanır.
Kanuna göre işe iade davası açabilmek için önce zorunlu arabuluculuk sürecine başvurmak gerekir. Fesih bildiriminin işçiye tebliğ edildiği tarihten itibaren 1 ay içinde arabulucuya başvuru yapılmazsa, işe iade talep etme hakkı tamamen ortadan kalkar.
Arabuluculuk başvurusu yapılmadan doğrudan dava açılması mümkün değildir. Bu nedenle fesih evrakının işçiye ulaştığı tarih büyük önem taşır. Sürenin kaçırılması, telafisi mümkün olmayan hak kaybına yol açar.
İşe iade talebinde bulunabilmek için bazı yasal koşulların birlikte gerçekleşmesi gerekir. Buna göre:
Bu şartlardan biri eksikse işe iade davası reddedilir. Özellikle iş güvencesi kapsamında olup olmadığının doğru değerlendirilmesi gerekir.
Kural olarak işçinin işe iade talebinde bulunabilmesi için aynı işyerinde en az 6 aylık çalışma süresi bulunmalıdır. Bu süre tamamlanmamışsa işverenin feshi geçerli bir nedene dayandırma zorunluluğu bulunmaz ve dava reddedilir.
Ancak kanun, aynı işverenin farklı işyerlerinde geçen sürelerin birleştirilerek hesaplanabileceğini düzenlemiştir. Böylece işçi, farklı şubelerde çalışmış olsa bile toplam süre 6 ayı buluyorsa bu şartı sağlamış sayılabilir.
İş Kanunu’na göre işyerinde 30 veya daha fazla çalışan varsa, işveren iş sözleşmesini feshederken geçerli bir sebep göstermek zorundadır. Bu sınırın altında çalışanı olan işyerlerinde ise işveren açısından iş güvencesi hükümleri uygulanmaz.
Bu nedenle işe iade davası açmadan önce işyerindeki çalışan sayısının doğru şekilde tespit edilmesi gerekir. Aksi halde dava baştan reddedilebilir.
İşe iade davalarında görevli mahkeme İş Mahkemesi’dir. Yetki ise genellikle işin yapıldığı yer mahkemesine veya davalı işverenin yerleşim yeri mahkemesine aittir. İşveren bir şirket ise şirket merkez adresi esas alınabilir.
Mahkeme işe iade yönünde karar verip karar kesinleştikten sonra, işçi bu kararın kendisine tebliğinden itibaren 10 gün içinde işverene başvurarak işe dönmek istediğini bildirmelidir.
Bu başvuru genellikle noter aracılığıyla ihtarname şeklinde yapılır. 10 günlük süre geçirilirse işçi işe dönme iradesini ortaya koymamış sayılır ve mahkeme kararındaki mali haklardan yararlanamaz. Süre hak düşürücü niteliktedir.
İşçi süresi içinde başvuru yaptıktan sonra işverenin 1 ay içinde işçiyi işe başlatması gerekir. Eğer işveren işe başlatmazsa, mahkemenin hükmettiği işe başlatmama tazminatı ile en fazla dört aya kadar boşta geçen süre ücreti ve yan hakları ödemek zorunda kalır.
Bu durumda işçi, karar doğrultusunda belirlenen miktarlar üzerinden işverenden alacaklı hale gelir.
İşçi, süresinde başvuru yapmasına rağmen işverenin daveti üzerine işe başlamazsa, işe iade kararına dayalı mali haklarını kaybeder. Yargıtay kararlarında da vurgulandığı üzere, işe başlamamak samimiyetsizlik olarak değerlendirilir.
Bu durumda işçi, işe başlatmama tazminatı ve boşta geçen süre ücretini talep edemez. Çünkü mahkeme kararının sağladığı hak fiilen kullanılmamış sayılır.
Mahkeme, işe iade kararı verirken bazı mali sonuçlara da hükmeder. Buna göre:
Hakim, kanunda belirtilen alt ve üst sınırlar içinde takdir yetkisini kullanır. Örneğin 10 aylık ücret tutarında tazminata karar veremez. Aynı şekilde boşta geçen süre ücreti 4 ayı aşamaz.
1.İşe iade davası nedir?
İşe iade davası, işveren tarafından geçerli bir sebep olmadan yapılan haksız fesih sonrasında işçinin yeniden işe dönmesini veya işe başlatılmaması halinde tazminat almasını sağlayan bir iş hukuku davasıdır. 4857 sayılı İş Kanunu kapsamında düzenlenen bu dava, iş güvencesi hükümlerinden yararlanan çalışanlara önemli bir koruma sağlar.
2.İşe iade davası açma süresi ne kadardır?
İşten çıkarılan işçi, fesih bildiriminin kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren 1 ay içinde zorunlu arabuluculuk başvurusu yapmak zorundadır. Bu süre hak düşürücü niteliktedir ve kaçırılması halinde işe iade davası açma hakkı tamamen ortadan kalkar.
3.Arabuluculuk başvurusu yapılmadan işe iade davası açılabilir mi?
Hayır, işe iade davası açmadan önce zorunlu arabuluculuk sürecinin tamamlanması gerekir. Arabuluculuk son tutanağı olmadan İş Mahkemesi’nde dava açılması mümkün değildir ve dava usulden reddedilir.
4.İşe iade davası hangi şartlarda açılır?
İşyerinde en az 30 işçi çalışıyor olmalı, işçi en az 6 ay kıdeme sahip olmalı, belirsiz süreli iş sözleşmesi bulunmalı ve fesih geçerli bir nedene dayanmamalıdır. Bu şartlar birlikte sağlanmazsa iş güvencesi hükümleri uygulanmaz.
5.6 ay dolmadan işe iade davası açılabilir mi?
Kural olarak 6 aylık kıdem şartı aranır; ancak aynı işverene ait farklı işyerlerinde geçen süreler birleştirilerek hesaplanabilir. Toplam süre 6 ayı buluyorsa işçi işe iade talebinde bulunabilir.
6.30 işçi şartı nasıl hesaplanır?
İşyerinde çalışan toplam işçi sayısı dikkate alınır ve fesih tarihinde 30 veya daha fazla çalışan bulunup bulunmadığına bakılır. Bu sayı iş güvencesi kapsamına girip girilmediğini belirler ve işe iade davası açısından kritik öneme sahiptir.
7.İşe iade davası hangi mahkemede açılır?
Görevli mahkeme İş Mahkemesi’dir. Yetkili mahkeme ise işin yapıldığı yer veya işverenin yerleşim yeri mahkemesidir; şirket söz konusuysa şirket merkez adresi esas alınır.
8.İşe iade kararı çıktıktan sonra ne yapılmalıdır?
Mahkeme kararı kesinleştikten sonra işçi, kararın tebliğinden itibaren 10 gün içinde işverene başvurarak işe dönmek istediğini bildirmelidir. Bu başvuru yapılmazsa işe başlatmama tazminatı ve boşta geçen süre ücreti hakkı kaybedilir.
9.İşe başlama ihtarı nasıl yapılır?
İşe iade başvurusu genellikle noter aracılığıyla ihtarname gönderilerek yapılır. Yazılı ve ispatlanabilir şekilde başvuru yapılması, ileride doğabilecek uyuşmazlıklarda işçinin hak kaybı yaşamaması açısından önemlidir.
10.İşveren işe başlatmazsa ne olur?
İşveren, başvurudan itibaren 1 ay içinde işçiyi işe başlatmazsa mahkemenin belirlediği işe başlatmama tazminatını ve en fazla dört aya kadar boşta geçen süre ücretini ödemek zorundadır. Bu durumda işçi işverenden alacaklı hale gelir.
11.İşe başlatmama tazminatı ne kadar olur?
Mahkeme, en az 4 aylık ve en fazla 8 aylık ücret tutarında tazminata hükmedebilir. Hakim bu aralığı dikkate alarak takdir yetkisini kullanır; bu sınırların üzerinde karar veremez.
12.Boşta geçen süre ücreti kaç ay için ödenir?
Mahkeme en fazla 4 aya kadar boşta geçen süre ücreti ve yan hakların ödenmesine karar verebilir. Bu süre kanunda üst sınır olarak belirlenmiştir.
13.İşçi işe başlamazsa tazminat alabilir mi?
İşçi süresi içinde başvuru yapmasına rağmen işverenin davetine rağmen işe başlamazsa işe iade kararına dayalı mali haklarını kaybeder. Yargıtay uygulamasına göre bu durum samimiyetsizlik olarak değerlendirilir.
14.İşe iade davası kıdem ve ihbar tazminatını etkiler mi?
İşe iade davası ayrı bir dava türüdür; ancak çoğu zaman kıdem tazminatı ve ihbar tazminatı talepleriyle birlikte değerlendirilir. İşe başlatılmama halinde bu alacaklar ayrıca gündeme gelebilir.
15.Her işçi işe iade davası açabilir mi?
Hayır, iş güvencesi kapsamına giren ve kanunda belirtilen şartları taşıyan işçiler işe iade davası açabilir. Belirli süreli sözleşmeyle çalışanlar veya 30 işçi şartı sağlanmayan işyerlerinde çalışanlar bu haktan yararlanamayabilir.
16.İşe iade davası ne kadar sürer?
Davanın süresi mahkemenin iş yüküne göre değişmekle birlikte genellikle birkaç ay ile bir yıl arasında sonuçlanabilir. Arabuluculuk süreci de bu toplam sürenin bir parçasıdır.
17.Fesih bildirimi yazılı olmak zorunda mı?
İş Kanunu’na göre işveren feshi yazılı yapmak ve fesih sebebini açık ve kesin şekilde belirtmek zorundadır. Yazılı fesih yapılmaması durumunda haksız fesih iddiası güçlenebilir.
18.İşe iade davasında ispat yükü kime aittir?
Feshin geçerli bir nedene dayandığını ispat yükü işverene aittir. İşveren geçerli sebebi kanıtlayamazsa fesih geçersiz sayılabilir.
19.İşe iade davası kazanılırsa işe dönmek zorunlu mu?
İşçi mahkeme kararından sonra başvuru yapmazsa haklarını kaybeder; ancak başvuru yaptıktan sonra işverenin daveti üzerine işe dönüp dönmemek kendi tercihidir. Fakat işe dönmemesi halinde işe başlatmama tazminatı alamaz.
20.İşe iade davası açarken avukat tutmak zorunlu mu?
Avukatla temsil zorunlu değildir; ancak işe iade davası süre ve şartlara sıkı şekilde bağlı teknik bir iş hukuku süreci olduğundan, hak kaybı yaşamamak için deneyimli bir iş hukuku avukatıyla hareket edilmesi önemlidir.
Mimoza Hukuk Bürosu olarak, özellikle işe iade davası, haksız fesih, işten çıkarma, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ve diğer işçilik alacakları konusunda kapsamlı hukuki danışmanlık ve dava takibi hizmeti sunmaktayız. 4857 sayılı İş Kanunu kapsamında zorunlu arabuluculuk başvurusundan dava sürecinin yürütülmesine, işe iade kararı sonrası 10 günlük ihtar sürecinin takibinden işe başlatmama tazminatı ve boşta geçen süre ücreti taleplerine kadar tüm aşamaları titizlikle yönetiyoruz. İş güvencesi hükümlerinden doğan hak kayıplarını önlemek, süreleri doğru takip etmek ve müvekkillerimizin en yüksek hukuki faydayı elde etmesini sağlamak temel önceliğimizdir.
| İstanbul Avukatı | Fatma Türkan Kamış |
| Telefon | 0532 685 61 40 |
| Adres | AC MOMENT PLAZA / Soğanlık Yeni Mah. Baltacı Mehmet Paşa Sk. B Blok Kat:18 D NO:152, Kartal/İstanbul |
| mimozahukuk@gmail.com | |
| Hizmet Alanları | Ceza, Boşanma, Kira, Gayrimenkul, İcra, Ticaret, Yabancılar, İş Hukuku |
| Avukata Sor Hattı | ➔ Tıklayın |
İşe iade davası, haksız fesih ile işten çıkarılan işçiler için iş güvencesi sağlayan ve 4857 sayılı İş Kanunu kapsamında sıkı şartlara bağlı olarak yürütülen önemli bir iş hukuku mekanizmasıdır. Zorunlu arabuluculuk başvurusu, 1 aylık hak düşürücü süre, 30 işçi şartı, 6 aylık kıdem ve belirsiz süreli iş sözleşmesi gibi kriterler sağlanmadan açılan davalar reddedilebilmekte; buna karşılık geçersiz nedenle yapılan işten çıkarma işlemleri mahkeme kararıyla iptal edilerek işçiye işe başlatmama tazminatı ve boşta geçen süre ücreti kazandırabilmektedir. İşe iade kararı sonrasında 10 gün içinde ihtar gönderilmesi ve işverenin 1 ay içinde işe başlatma yükümlülüğü de sürecin en kritik aşamalarındandır. Bu nedenle fesih bildiriminin usulü, geçerli nedenin varlığı, ispat yükü ve sürelerin doğru takibi, hem dava sonucunu hem de kıdem tazminatı ve diğer işçilik alacakları bakımından doğrudan belirleyici olmaktadır.
Bu süreçte sürelerin kaçırılmaması, işyerindeki çalışan sayısının doğru tespiti ve fesih nedeninin hukuka uygunluğunun değerlendirilmesi büyük önem taşır. İşe iade davası teknik bir dava türüdür ve çoğu zaman kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, iş güvencesi ve diğer işçilik alacakları ile birlikte değerlendirilmesi gerekir.