Şubat kira artış oranı %33,98 olup bu oran, kira artış oranı için yasal üst sınırı ifade eder; kiracı bu sınırda artış yaptığı sürece çıkarılamaz ve ev sahibi TÜFE’nin üzerinde zam talep edemez. Sözleşmede daha düşük bir oran kararlaştırılmışsa bu oran uygulanır, daha yüksek bir oran geçerli olmaz.
Kira sözleşmesi süresi dolsa dahi otomatik olarak uzar; 1 yıllık olması kiracının tahliye edileceği anlamına gelmez. Beşinci yıldan sonra emsal kira dikkate alınarak kira tespit davası açılabilir; ancak bu artış mahkeme kararı olmadan kendiliğinden uygulanamaz. Tüm bu düzenlemeler, kiracı hakları ile ev sahibi hakları arasında denge kurmayı amaçlar ve kira hukukunun temel ilkeleri doğrultusunda konut kiralarında hukuki güvenliği sağlamayı hedefler.
Şubat ayı kira artış oranı, Türkiye İstatistik Kurumu tarafından açıklanan on iki aylık TÜFE ortalamasına göre belirlenir ve bu oran, konut kira artışı açısından yasal üst sınırı ifade eder. Şubat kira artış oranı %33,98 olarak açıklandığında, ev sahibinin kiraya bu oranın üzerinde artış yapması hukuken mümkün değildir. Bu oran, kira sözleşmesi devam eden konut kiraları için bağlayıcıdır.
Kira artış oranı, sadece ev sahibinin talebiyle değil, kira hukuku kuralları çerçevesinde uygulanır. Kiracı, TÜFE kira artışı kadar zam yapmayı kabul ettiğinde, ev sahibi daha yüksek bir bedeli dayatamaz. Bu durum, kiracının barınma hakkının korunması açısından Türk Borçlar Kanunu’nda açıkça güvence altına alınmıştır.
Özellikle son yıllarda artan konut fiyatları nedeniyle kira artış oranı konusu sıkça gündeme gelmektedir. Ancak unutulmamalıdır ki Şubat kira artış oranı, hem kiracı hakları hem de ev sahibi hakları bakımından hukuki dengeyi sağlayan temel kriterdir ve keyfi uygulamalara izin vermez.
Kira artışı yapılırken belirlenen oran üzerinden hesaplama yapılmalı ve 1 kuruş dahi eksik artıştan kaçınılmalıdır. Çünkü eksik yapılan kira artışı, ilerleyen süreçte ev sahibi açısından alacak tartışmasına, kiracı açısından ise gereksiz bir hukuki uyuşmazlığa yol açabilir. Kira hukuku uygulamalarında bu tür küçük farklar dahi sorun yaratabilmektedir.
Örneğin TÜFE kira artışı oranına göre yapılan hesaplamada küsuratlı bir tutar çıkıyorsa, bu tutarın aynen uygulanması gerekir. “Yuvarlama” adı altında yapılan eksik ödemeler, uzun vadede kira tespit davası veya geçmişe dönük alacak iddialarına sebep olabilir. Bu nedenle kira artışı teknik bir işlem olarak ele alınmalıdır.
Kiracı açısından bakıldığında, yasal kira artış oranına uygun ödeme yapılması, kiracının hukuki güvenliğini artırır. Ev sahibi açısından ise doğru hesaplama, ileride doğabilecek dava ve itirazların önüne geçer. Bu nedenle kira sözleşmesi kapsamında artış yapılırken hesaplama titizlikle yapılmalıdır.
20.000 TL olan bir kira bedeli, Şubat kira artış oranı olan %33,98’in uygulanmasıyla 26.796 TL’ye çıkmaktadır. Bu hesaplama, konut kira artışı açısından tamamen yasal bir sonuçtur. Eski kira bedeline TÜFE oranı eklendiğinde yeni kira bedeli bu şekilde ortaya çıkar.
Bu artış, ev sahibinin keyfi bir talebi değil, kira artış oranı çerçevesinde yapılan matematiksel bir işlemdir. Ancak burada önemli olan nokta, artışın yalnızca TÜFE oranı kadar yapılmasıdır. Daha fazla artış yapılması, kira hukuku açısından geçersizdir.
Kiracılar, bu tür hesaplamalarda genellikle tereddüt yaşayabilmektedir. Ancak TÜFE kira artışı hesaplaması şeffaftır ve herkes tarafından denetlenebilir. Bu nedenle doğru oran kullanıldığı sürece hem kiracı hem ev sahibi açısından hukuka uygun bir kira bedeli belirlenmiş olur.
Kira sözleşmesinde açıkça %10 artış oranı yazıyorsa, bu oran TÜFE kira artışı yerine uygulanır. Çünkü kira hukuku, tarafların kendi aralarında kararlaştırdığı ve kiracı aleyhine olmayan hükümleri geçerli kabul eder. Bu durumda sözleşmedeki oran bağlayıcıdır.
Ancak sözleşmede yazan oran, yasal sınır olan TÜFE oranının üzerinde olamaz. Eğer sözleşmede daha yüksek bir oran yer alıyorsa, bu hüküm geçersiz sayılır ve yerine yasal kira artış oranı uygulanır. Bu durum, kiracı haklarının korunması amacıyla düzenlenmiştir.
Dolayısıyla kira sözleşmesi incelenmeden “TÜFE mi uygulanır, sözleşme mi?” sorusuna net cevap vermek mümkün değildir. Her somut olayda sözleşme hükümleri, kira hukuku ilkeleri çerçevesinde değerlendirilmelidir.
Kiracı, yasal kira artış oranı olan TÜFE sınırında artış yaptığı sürece çıkarılamaz. Ev sahibinin, “emsaller daha yüksek” ya da “piyasa böyle” gerekçesiyle kiracıyı tahliye etmesi mümkün değildir. Bu durum, kira hukuku açısından açık bir koruma mekanizmasıdır.
Kiracının, TÜFE kira artışı dışında ek bir artışı kabul etmemesi, sözleşmeye aykırılık oluşturmaz. Bu nedenle ev sahibinin tahliye davası açması halinde, dava büyük ihtimalle reddedilecektir. Yargı uygulamaları da bu yöndedir.
Tahliye ancak kanunda sayılan sınırlı sebeplerle mümkündür. Kira bedelinin yasal sınırlar içinde artırılması, kiracının barınma hakkını korur ve keyfi tahliyelerin önüne geçer.
Mevcut kira sözleşmesi devam ederken yeni bir sözleşme yapmak zorunlu değildir. Aksine, çoğu durumda yeni sözleşme yapmak kiracı açısından risklidir. Çünkü mevcut kira sözleşmesi, kiracının kazanılmış haklarını korur.
Kira sözleşmesi süresi dolsa bile, sözleşme kendiliğinden uzar. Bu uzama, kira hukuku gereği otomatik olarak gerçekleşir ve kiracının tahliyesi anlamına gelmez. Bu nedenle ev sahibinin “yeni sözleşme yapalım” talebi her zaman kabul edilmemelidir.
Kiracılar, yeni sözleşme imzalamadan önce mutlaka hukuki sonuçlarını değerlendirmelidir. Çünkü yeni bir sözleşme, kira bedeli ve artış şartları bakımından aleyhe hükümler içerebilir.
Kira sözleşmesi, ilk yılın sonunda sona ermez; kanunen her yıl aynı şartlarla uzar. Bu nedenle kira sözleşmesi fiilen 12 yıl boyunca kiracıyı koruyacak şekilde geçerliliğini sürdürür. Bu süre boyunca ev sahibinin keyfi tahliye hakkı yoktur.
Bu düzenleme, kiracı hakları açısından son derece önemlidir. Çünkü uzun süreli barınma güvenliği sağlar. Ev sahibi, yalnızca kanunda belirtilen özel şartlar oluştuğunda tahliye talep edebilir.
Kira hukuku uygulamalarında bu süre, özellikle konut kiralarında büyük önem taşır. Kiracı, sözleşme süresi doldu diye evden çıkarılamaz; bu husus sıklıkla yanlış bilinmektedir.
Kira sözleşmesinin beşinci yılından sonra, ev sahibi kira tespit davası açabilir. Bu davada artık yalnızca TÜFE kira artışı değil, emsal kira bedelleri de dikkate alınır. Ancak bu artış otomatik değildir; mutlaka mahkeme kararı gerekir.
Mahkeme, emsal kira araştırması yaparken bölgedeki benzer konutları, taşınmazın özelliklerini ve hakkaniyet ilkesini göz önünde bulundurur. Bu nedenle emsal kira, tek başına ev sahibinin belirlediği bir rakam değildir.
Kiracılar açısından önemli olan nokta şudur: Beş yıl doldu diye kira kendiliğinden artmaz. Kira tespit davası açılmadan, emsal kira uygulanamaz.
Eğer yapılan artış emsal kira bedellerini aşarsa, taraflar arasında uyuşmazlık doğar ve kira tespit davası gündeme gelir. Bu dava, kira bedelinin hukuka uygun şekilde belirlenmesini amaçlar.
Mahkeme, bilirkişi raporları ve piyasa araştırmaları ile kira bedelini belirler. Bu süreçte hem kiracı hakları hem de ev sahibi hakları dengelenir. Keyfi artışlar mahkeme tarafından kabul edilmez.
Kira tespit davası, özellikle uzun süreli kira ilişkilerinde sıkça karşılaşılan bir hukuki yoldur ve kira hukuku açısından önemli sonuçlar doğurur.
Kira sözleşmesinin 1 yıllık olması, sözleşme bitiminde kiracının çıkarılabileceği anlamına gelmez. Bu yanlış bilgi, uygulamada en sık karşılaşılan hatalardan biridir. Kira sözleşmesi, süresi dolsa dahi aynı şartlarla uzar.
Ev sahibi, sadece sözleşme süresi bitti diye tahliye isteyemez. Tahliye için kanunda sayılan nedenlerin varlığı gerekir. Bu durum, kira hukuku sisteminin kiracıyı koruyucu yapısının bir sonucudur.
Sonuç olarak, kira sözleşmesinin süresi değil, tahliye sebeplerinin varlığı önemlidir. Kiracı, yasal kira artış oranına uymaya devam ettiği sürece konut güvencesini korur.
1.Şubat kira artış oranı nedir ve kimleri kapsar?
Şubat kira artış oranı, TÜFE’nin on iki aylık ortalamasına göre belirlenen ve konut kira artışı için yasal üst sınırı ifade eden orandır. Bu oran, devam eden kira sözleşmelerinde hem kiracıları hem de ev sahiplerini bağlar ve kira hukuku gereği bu sınırın üzerinde artış yapılamaz.
2.Kira artış oranı TÜFE’den yüksek belirlenebilir mi?
Hayır, kira artış oranı TÜFE kira artışı sınırını aşamaz. Kira sözleşmesinde daha yüksek bir oran yazsa bile bu hüküm geçersiz sayılır ve yasal kira artış oranı uygulanır; bu durum kiracı haklarının korunması amacına dayanır.
3.Sözleşmede yazan artış oranı mı yoksa TÜFE mi geçerlidir?
Kira sözleşmesinde yazan oran, TÜFE kira artış oranından düşükse uygulanır; ancak sözleşmedeki oran TÜFE’nin üzerindeyse geçersiz olur. Kira hukuku, kiracı aleyhine olan artış hükümlerini koruma altına almaz.
4.Kiracı TÜFE oranında artış yaparsa tahliye edilebilir mi?
Kiracı, kira artış oranını yasal sınır olan TÜFE’ye uygun şekilde uyguladığı sürece tahliye edilemez. Ev sahibinin daha yüksek artış talep etmesi veya bunu gerekçe göstererek tahliye istemesi hukuken geçerli değildir.
5.1 kuruş eksik kira artışı sorun yaratır mı?
Evet, kira artışının eksik yapılması ileride alacak ve uyuşmazlık riskine yol açabilir. Kira hukuku uygulamalarında doğru hesaplama önemlidir ve kira bedelinin tam olarak belirlenmesi hem kiracı hem ev sahibi için güvence sağlar.
6.20.000 TL kira TÜFE ile nasıl artar?
20.000 TL olan bir kira bedeli, Şubat kira artış oranı uygulanarak yasal sınırlar içinde artırılır. Bu hesaplama tamamen TÜFE kira artışı esasına dayanır ve konut kira artışı bakımından hukuka uygundur.
7.Kira sözleşmesi bitince kiracı çıkmak zorunda mı?
Hayır, kira sözleşmesi süresi dolsa bile sözleşme kendiliğinden uzar. Kira hukuku gereği sözleşmenin bitmesi, kiracının otomatik olarak tahliye edileceği anlamına gelmez.
8.Yeni kira sözleşmesi imzalamak zorunlu mu?
Mevcut kira sözleşmesi devam ederken yeni bir sözleşme imzalamak zorunlu değildir. Aksine, mevcut sözleşme kiracı haklarını korur ve yeni sözleşme kiracı açısından riskli hükümler içerebilir.
9.Kira sözleşmesi kaç yıl geçerlidir?
Konut kira sözleşmeleri, ilk yılın sonunda sona ermez ve her yıl aynı şartlarla uzar. Bu sistem, kira hukuku kapsamında kiracıya uzun süreli barınma güvencesi sağlar.
10.5 yıldan sonra kira artışı nasıl belirlenir?
Kira sözleşmesinin beşinci yılından sonra ev sahibi kira tespit davası açabilir. Bu davada TÜFE yanında emsal kira bedelleri de dikkate alınır, ancak artış mahkeme kararı olmadan kendiliğinden uygulanamaz.
11.Emsal kira nedir?
Emsal kira, aynı bölgede bulunan ve benzer özelliklere sahip konutların kira bedellerine göre belirlenen ortalama değerdir. Kira tespit davasında mahkeme, bu emsal kiraları dikkate alarak adil bir kira bedeli belirler.
12.Kira tespit davası ne zaman açılabilir?
Kira tespit davası genellikle kira ilişkisinin beşinci yılından sonra açılabilir. Amaç, kira bedelinin güncel koşullara ve kira hukuku ilkelerine uygun şekilde belirlenmesidir.
13.Ev sahibi istediği zaman kira tespit davası açabilir mi?
Ev sahibi her zaman dava açamaz; belirli süre ve şartların oluşması gerekir. Kira hukuku, keyfi kira artışlarını ve dava yoluyla baskıyı engellemeyi hedefler.
14.Kiracı emsal kiraya göre artış yapmak zorunda mı?
Hayır, kiracı emsal kiraya göre kendiliğinden artış yapmak zorunda değildir. Emsal kira ancak kira tespit davası sonucunda mahkeme kararıyla uygulanabilir.
15.1 yıllık kira sözleşmesi kiracıyı korur mu?
Evet, kira sözleşmesinin 1 yıllık olması kiracının korunmadığı anlamına gelmez. Sözleşme bitse dahi uzar ve tahliye için yasal sebeplerin varlığı gerekir.
16.Ev sahibi “piyasa böyle” diyerek zam yapabilir mi?
Ev sahibi, piyasa koşullarını gerekçe göstererek TÜFE kira artışı üzerinde zam yapamaz. Kira artış oranı, konut kira artışı bakımından bağlayıcıdır.
17.Kiracı kira artışını kabul etmezse ne olur?
Kiracı, yasal sınırlar içinde artış yapıyorsa artışı kabul etmemesi sorun yaratmaz. Ancak yasal kira artış oranına uymamak, temerrüt ve dava riskini doğurabilir.
18.Kira hukuku kiracıyı tamamen mi korur?
Kira hukuku yalnızca kiracıyı değil, ev sahibi haklarını da gözetir. Amaç, kira artış oranı, tahliye ve kira bedeli konularında taraflar arasında adil bir denge kurmaktır.
19.TÜFE oranı her ay değişir mi?
Evet, TÜFE oranı her ay güncellenir ve buna bağlı olarak kira artış oranı da değişir. Bu nedenle her kira döneminde güncel oran dikkate alınmalıdır.
20.Kira artışı ve tahliye konusunda en sık yapılan hata nedir?
En sık yapılan hata, kira sözleşmesi bitince kiracının çıkarılabileceğinin sanılmasıdır. Oysa kira hukuku, sözleşmenin otomatik uzamasını ve kiracının yasal kira artış oranına uyması hâlinde tahliye edilememesini esas alır.
Mimoza Hukuk Bürosu olarak kira artış oranı, TÜFE kira artışı, kira sözleşmesi, tahliye süreçleri ve kira tespit davası başta olmak üzere kira hukuku kaynaklı tüm uyuşmazlıklarda müvekkillerimize güncel mevzuat ve yargı uygulamaları ışığında hukuki danışmanlık ve dava takibi hizmeti sunmaktayız. Konut kira artışı, emsal kira belirlenmesi, haksız tahliye girişimleri, kiracı ve ev sahibi haklarının korunması gibi alanlarda sürecin başından sonuna kadar profesyonel destek sağlıyor; hukuki riskleri önceden tespit ederek hak kaybı yaşanmasının önüne geçiyoruz.
| İstanbul Avukatı | Fatma Türkan Kamış |
| Telefon | 0532 685 61 40 |
| Adres | AC MOMENT PLAZA / Soğanlık Yeni Mah. Baltacı Mehmet Paşa Sk. B Blok Kat:18 D No:152, Kartal / İstanbul |
| mimozahukuk@gmail.com | |
| Hizmet Alanları | Ceza, Boşanma, Kira, Gayrimenkul, İcra, Ticaret, Yabancılar, İş Hukuku |
| Avukata Sor Hattı | ➔ Tıklayın |
Kira artış oranı ve tahliye süreçleri, konut kiralarında en sık uyuşmazlık yaşanan alanlardan biri olup, bu alanın doğru anlaşılması kira hukuku açısından büyük önem taşır. TÜFE kira artışı esas alınarak belirlenen Şubat kira artış oranı gibi yasal sınırlar, kiracının barınma hakkını korurken ev sahibi haklarını da tamamen ortadan kaldırmaz; taraflar arasındaki denge kira sözleşmesi hükümleri, emsal kira bedelleri ve gerektiğinde açılabilecek kira tespit davası ile sağlanır. Kira sözleşmesinin 1 yıllık ya da uzun süreli olması, sözleşmenin kendiliğinden uzaması ve kiracının yalnızca yasal kira artış oranına uyması hâlinde tahliye edilememesi, konut kira artışı uygulamalarının temelini oluşturur. Bu nedenle kira ilişkilerinde hem kiracıların hem de ev sahiplerinin, güncel yasal düzenlemeleri ve uygulamaları dikkate alarak hareket etmesi, olası uyuşmazlıkların ve uzun süren davaların önüne geçilmesi açısından hayati önem taşır.