TEREKENİN TESPİTİ DAVASI NEDİR, NASIL AÇILIR VE MİRAS MALVARLIĞI NASIL TESPİT EDİLİR?

Terekenin tespiti davası, miras bırakanın ölümünden sonra geride kalan taşınmaz, banka hesabı, araç, alacak, borç ve diğer malvarlığı unsurlarının resmi olarak belirlenmesini sağlayan; miras hukuku bakımından miras paylaşımı, saklı pay, tenkis, muris muvazaası ve veraset işlemlerinin sağlıklı yürütülmesi için büyük önem taşıyan bir dava türüdür. Bu süreçte terekenin aktifi ve pasifi, ölüm tarihindeki değerler esas alınarak Sulh Hukuk Mahkemesi tarafından araştırılır; böylece mirasçıların hak kaybı yaşamasının önüne geçilir ve gerçek mirasın kapsamı hukuka uygun şekilde ortaya çıkarılır.

 

  1. ➔ Terekenin tespiti davası, murisin malvarlığı ve borçlarının eksiksiz belirlenmesi için açılır.
  2. ➔ Tereke; para, taşınmaz, araç, alacak, işletme ve borçlar dahil tüm miras unsurlarını kapsar.
  3. ➔ Kişiye sıkı sıkıya bağlı bazı haklar terekeye girmez, yalnızca miras yoluyla geçebilen haklar dikkate alınır.
  4. ➔ Hesaplamada esas alınan tarih, miras bırakanın ölüm tarihidir; sonradan oluşan değer değişiklikleri kural olarak hesaba katılmaz.
  5. ➔ Dava, mirasçıların haklarını korur, miras paylaşımı öncesi belirsizlikleri giderir ve sonraki miras davalarına hukuki zemin hazırlar.

TEREKE VE MİRASIN TESPİTİ DAVASI NEDİR?

 

Terekenin tespiti davası, miras bırakanın ölümünden sonra geride kalan malvarlığının, haklarının, alacaklarının ve borçlarının tam olarak ortaya çıkarılması amacıyla açılan bir dava türüdür. Bu dava sayesinde murisin gerçekte ne kadar miras bıraktığı anlaşılır. Aynı zamanda ölüme bağlı tasarruflar kapsamında yapılan mirasçı atama, belirli mal bırakma, yedek mirasçı atama, artmirasçı atama, vakıf kurulması veya miras sözleşmesi gibi işlemlerin adaletsiz bir sonuca yol açıp açmadığının değerlendirilmesine de zemin hazırlar.

Bu dava, mirasçıların murisin tüm malvarlığını doğru ve eksiksiz biçimde belirleyebilmesi için başvurduğu, delil tespiti niteliği taşıyan bir miras hukuku yoludur. Mirasçılar, terekeye ilişkin hak kaybı yaşamamak, saklı pay ihlali olup olmadığını görebilmek, murisin borçlarını öğrenebilmek ve gerektiğinde mirası kabul veya reddetme konusunda sağlıklı karar verebilmek için bu davayı açarlar.

Başka bir ifadeyle terekenin tespiti davası, murisin ölümünden sonra geride bıraktığı aktif ve pasif değerlerin belirlenmesi işlemidir. Aktif kalemde para, taşınır mal, taşınmaz mal, işletme, alacak hakkı ve benzeri ekonomik değerler yer alırken; pasif kalemde murisin borçları, cenaze giderleri, terekenin mühürlenmesi ve yazımı giderleri ile kanundan doğan bazı yükümlülükler bulunur. Aktif ve pasif değerler belirlendikten sonra borçlar malvarlığından düşülür ve ortaya çıkan net değer terekeyi oluşturur.

Türk Medeni Kanunu uyarınca mirasçılar, miras bırakanın ölümüyle birlikte onun ayni haklarını, alacaklarını, diğer malvarlığı haklarını ve taşınırlarla taşınmazlar üzerindeki zilyetliğini kendiliğinden kazanırlar. Külli intikal olarak adlandırılan bu sistemde, ayrıca bir devir işlemi yapılmasına gerek olmadan hak ve borçlar mirasçılara geçer. Ancak uygulamada mirasçılar çoğu zaman murisin tüm banka hesaplarını, taşınmazlarını, alacaklarını, borçlarını, sigorta ilişkilerini veya üçüncü kişilerle yaptığı kazandırmaları tam olarak bilemez. İşte bu belirsizliğin giderilmesi için terekenin tespiti davası açılır.


TEREKE KAVRAMI VE HUKUKİ ANLAMI

 

Tereke; ölen kişinin ölüm tarihi itibarıyla sahip olduğu ve mirasçılarına geçebilen mal, hak, alacak ve borçların tamamıdır. Başka bir anlatımla, murisin ölüm anında geride bıraktığı tüm ekonomik varlıklar ile mali yükümlülükler tereke kapsamına girer. Tereke; para, araç, alacak hakkı, işletme, gayrimenkul gibi maddi malvarlığı değerlerini ve borçların tamamını kapsar.

Türk Medeni Kanunu’nun 599/2. maddesine göre, kanunda öngörülen istisnalar saklı kalmak üzere mirasçılar, mirasbırakanın ayni haklarını, alacaklarını, diğer malvarlığı haklarını ve taşınırlarla taşınmazlar üzerindeki zilyetliklerini doğrudan kazanırlar. Bu nedenle mirasçılar, bir kabul beyanı vermeseler bile, murisin miras yoluyla geçmesi mümkün olan hak ve borçlarına kanun gereği kendiliğinden halef olurlar.

Bu kural yalnızca yasal mirasçılar için değil, atanmış mirasçılar için de geçerlidir. Nitekim TMK’nin 599/3. maddesi gereğince atanmış mirasçılar da mirası, murisin ölümüyle kazanır. Yasal mirasçılar ise atanmış mirasçılara düşen mirası, zilyetlik hükümleri uyarınca teslim etmekle yükümlüdür.

Miras paylaştırılıncaya kadar mirasçılar, tereke üzerinde elbirliği mülkiyeti ile hak sahibidir. Yani pay oranları belli olsa bile, henüz hangi malın hangi mirasçıya düşeceği belirlenmiş değildir. Terekenin tespiti davası sonunda mahkeme, murisin ölüm tarihindeki aktif ve pasif değerleri belirleyerek terekeyi resmi biçimde ortaya koyar. Ancak bu dava, mirasın paylaştırılmasına ilişkin hüküm vermez; yalnızca mirasın kapsamını tespit eder.


TEREKEYE DAHİL OLAN MAL, HAK VE BORÇLAR

 

Terekenin temel yapısı aktif ve pasif unsurlardan oluşur. Kural olarak murisin malvarlığına ilişkin devri ve intikali mümkün olan tüm hak ve borçlar terekeye dahildir. Bununla birlikte bazı değerler, nitelikleri gereği terekeye girmez.

Miras bırakanın malvarlığında yer alan taşınır mallar, taşınmaz mallar, para, banka hesapları, alacak hakları, işletmeler, pay senetleri, tahviller ve ekonomik değeri bulunan diğer malvarlığı unsurları terekeye dahil edilir. Bunlara, ölüm tarihindeki satış değeri esas alınarak değer biçilir. Özellikle borsaya kayıtlı tahvil ve pay senetlerinde borsa rayici esas alınır.

Ancak bazı haklar, murisin şahsına sıkı sıkıya bağlı olduğu için terekeye girmez. Örneğin intifa hakkı, sükna hakkı, irat hakkı ve nafaka hakkı bu kapsamdadır. Bu haklar kişiye bağlı olduklarından miras yoluyla geçmezler. Miras bırakanın ölümünden sonra bu hakların ortadan kalkması nedeniyle tereke hesabında dikkate alınmaları mümkün değildir.

Terekeye dahil olan mal, hak, alacak ve borçlar bakımından esas alınacak tarih, murisin ölüm tarihidir. Ölümden sonra taşınmazın değer kazanması, bankadaki birikimin değişmesi veya bir malın ekonomik koşullara göre artması ya da azalması tereke hesabını değiştirmez. Hesaplama, ölüm günündeki rayiç değerler üzerinden yapılır.


TEREKENİN AKTİFİ NELERDEN OLUŞUR?

 

Terekenin aktif kısmını, murisin ölüm tarihinde sahip olduğu ve mirasçılara geçebilen malvarlığı unsurları oluşturur. Miras bırakanın alacakları, ayni hakları, diğer malvarlığı hakları, taşınır ve taşınmazlar üzerindeki zilyetlikleri aktif terekeye dahildir. Ayrıca iadeye ve tenkise tabi olarak yapılmış bazı kazandırmalar da aktif hesaplamada dikkate alınır.

Murisin malvarlığına ilişkin hak ve alacaklarının terekenin aktif kısmında hesaba katılabilmesi için intikale elverişli olması gerekir. Ölümden sonra tereke aktifinde meydana gelen değer artışları veya azalmaları dikkate alınmaz. Yani murisin ölümünden sonra bir taşınmazın piyasa değerinin artmış olması ya da bir malın değer kaybetmiş olması aktif hesabını değiştirmez.

Türk Medeni Kanunu’nun 599. maddesi gereğince murisin ayni hakları, alacakları, diğer malvarlığı hakları ile taşınır ve taşınmazlar üzerindeki zilyetlikleri doğrudan mirasçılara geçer. Buna karşılık murisin sağlığında yaptığı bazı sağlar arası karşılıksız kazandırmalar iadeye veya tenkise tabi olabilir ve bu yönüyle aktif hesabında değerlendirilir.

Ölüme bağlı tasarruflar ve mal vasiyetleri doğrudan terekeye eklenmez. Fakat ölüme bağlı tasarrufun konusu olan mal ya da hak, murisin ölüm anında fiilen terekede mevcutsa, bu durumda söz konusu değerin aktif içinde hesaba katılması gerekir. Örneğin murisin bankadaki parası, işlemiş faizleriyle birlikte mirasçılar arasında paylaşılmış olsa bile, yine de terekenin aktifi içinde gösterilmelidir.

Alacak haklarının yanı sıra ekonomik değeri olan diğer tüm haklar da aktif hesabına dahil edilebilir. Buna karşılık sırf hatıra değeri taşıyan mektuplar, aile fotoğrafları ve benzeri manevi nitelikli eşyalar ekonomik anlamda terekeye dahil edilmez. Yine murisin ölümüyle birlikte sona eren intifa hakkı ve sükna hakkı gibi kişiye bağlı haklar da aktif hesaplamaya alınmaz.


TEREKENİN PASİFİ HANGİ GİDERLERİ KAPSAR?

 

Türk Medeni Kanunu’nun 507/2. maddesine göre hesap yapılırken mirasbırakanın borçları, cenaze giderleri, terekenin mühürlenmesi ve yazımı giderleri ile murisle birlikte yaşayan ve onun tarafından bakılan kişilerin üç aylık geçim giderleri terekeden indirilir. Bu nedenle terekenin pasif kısmı sadece klasik borçlardan ibaret değildir; mirasın açılmasıyla bağlantılı bazı zorunlu giderler de pasif terekeye dahildir.

Pasif kalemde öncelikle murisin hayattayken doğmuş tüm borçları yer alır. Bunun yanında bakmakla yükümlü olduğu kişilerin üç aylık nafaka niteliğindeki geçim giderleri, tereke defterinin tutulmasına ilişkin masraflar, mühürleme işlemi giderleri ve cenaze giderleri de pasife eklenir.

Yargıtay uygulamasına göre TMK’nin 507/2. maddesinde sayılan kalemler sınırlı değildir. Dolayısıyla murisin durumuna göre buna benzer başka giderlerin de pasif içinde değerlendirilmesi mümkündür. Bu kapsamda vasiyeti yerine getirme görevlisine ödenecek ücret, terekeyi yönetmekle görevlendirilen kişiye verilecek ücret, vasiyetnamenin açılması nedeniyle doğan giderler, defter tutulmasına ilişkin masraflar, TMK’nin 641/2. maddesi kapsamında aileye emek veya gelir sağlayan ergin çocuklar ile torunlara ödenecek uygun tazminat, TMK’nin 643/2. maddesi uyarınca muhtaç anneye doğuma kadar yapılacak geçim ödemeleri ve TMK’nin 674/2. maddesi gereğince eğitimini tamamlamamış veya engelli çocuklara paylaşmada hakkaniyet gereği yapılacak ödemeler de pasif unsur olarak dikkate alınabilir.

Bu yönüyle bakıldığında terekenin pasifi, yalnızca “borç listesi” değildir; aynı zamanda murisin ölümü ve mirasın açılması nedeniyle ortaya çıkan mali yükümlülüklerin bütünüdür.


TEREKEYE GİRMEYEN HAKLAR VE ÖNEMLİ İSTİSNALAR

 

Her malvarlığı değeri veya her hak, miras hukuku bakımından terekeye dahil olmaz. Özellikle kişiye sıkı sıkıya bağlı haklar, niteliği gereği ölümle sona eren ilişkiler ve bazı sosyal haklar tereke hesabına dahil edilmez.

Kişilik hakkı kural olarak devredilemez ve mirasçılara geçmez. Kişinin ölümüyle sona erer. Ancak kişilik hakkının ihlalinden kaynaklanan malvarlığına ilişkin talepler belirli koşullarda devredilebilir ve mirasçılara geçebilir. Örneğin murisin kişilik hakkına saldırı sebebiyle açabileceği manevi tazminat talebi, karşı tarafça kabul edilmiş olmadıkça devredilemez; ayrıca muris tarafından ileri sürülmemişse mirasçılara geçmez. Burada dava açılmış olması şart değildir; murisin sağlığında manevi tazminat isteme iradesini ortaya koymuş olması yeterli olabilir. Murisin doku ve organları da kişilik hakkı kapsamında değerlendirilir. 2238 sayılı Kanun’un 14. maddesi uyarınca ölüden organ veya doku alınabilmesi için murisin ya da yakınlarının izni gerekir.

Aile hukukundan doğan haklar da kural olarak terekeye geçmez. Bununla birlikte nişanın bozulması nedeniyle kusursuz nişanlının isteyebileceği maddi tazminat, belirli şartlarda mirasçılara intikal edebilir. Manevi tazminat bakımından ise yine murisin sağlığında ileri sürme iradesi aranır. Geleceğe yönelik nafaka alacağı ve nafaka yükümlülüğü, nafaka alacaklısı ya da yükümlüsü olan kişinin ölümü ile sona erer; bu nedenle mirasçılara geçmez. Buna karşılık ölümden önce doğmuş nafaka alacağı aktif terekeye, nafaka borcu ise pasif terekeye dahil edilir.

Tarafların kişisel özelliklerinin önem taşıdığı sözleşmeler de kural olarak ölümle sona erer. Vekalet sözleşmesi, hizmet sözleşmesi ve eser sözleşmesi gibi iş görmeye dayalı sözleşmeler bu kapsamdadır. Bu sözleşmelerden kaynaklanan ve şahsa bağlı nitelik taşıyan ilişkiler mirasçılara intikal etmez.

Üst hakkı ve kaynak hakkı dışındaki kişisel irtifak hakları da terekeye girmez. Özellikle intifa hakkı ve sükna hakkı, hak sahibine sıkı sıkıya bağlı sınırlı ayni haklar olduğundan hak sahibinin ölümüyle sona erer.

Bunun yanında destekten yoksun kalma tazminatı, dul ve yetim aylığı, kıdem tazminatı, işçinin ölümü halinde TBK’nin 440. maddesi gereği ödenecek ölüm tazminatı ve emeklilik ikramiyesi gibi haklar, kanun gereği doğrudan hak sahiplerine ödenir. Bu nedenle bunlar terekeye eklenmez.


TEREKENİN TESPİTİ DAVASI HANGİ HALLERDE AÇILIR?

 

Terekenin tespiti davası özellikle iki temel sebeple gündeme gelir. Birinci sebep, mirasçıların murisin ne kadar malvarlığı bıraktığını tam olarak bilememesidir. Mirasçılar, murisin bankalarda parası olup olmadığını, taşınmazlarının bulunup bulunmadığını, üçüncü kişilerden alacaklı olup olmadığını ya da ciddi borçlar bırakıp bırakmadığını çoğu zaman net olarak bilmezler. Böyle bir durumda mirası kabul etmeleri halinde zarara uğrayıp uğramayacaklarını da kestiremezler. Bu nedenle TMK, mirasçıların menfaatini korumak amacıyla terekenin defterinin tutulmasını isteme hakkını tanımıştır.

İkinci sebep ise terekenin korunması ihtiyacıdır. Miras henüz paylaşılmadan önce bazı mirasçıların mal kaçırma, belge saklama, hesapları boşaltma veya terekeye dahil mallar üzerinde tek başına tasarrufta bulunma ihtimali olabilir. Böyle hallerde diğer mirasçılar mahkemeye başvurarak terekenin mühürlenmesini, mal ve hakların yazılmasını ve tereke defterinin tutulmasını talep edebilirler.

Mahkeme veya Sulh Hukuk Mahkemesi hakimi, mirasçılardan birinin ya da tamamının talebi üzerine, hatta gerekli hallerde kendiliğinden, terekeye konu mal ve hakların devlet eliyle korunması için önlem alabilir. Bu önlemler; terekeye dahil mal ve hakların yazımı, terekenin mühürlenmesi, terekenin resmen yönetilmesi ve vasiyetnamenin açılması gibi işlemleri kapsar. Türk Medeni Kanunu’nun 589. maddesine göre bu önlemlerle ilgili giderler, ileride terekeden alınmak üzere başvuran kişi tarafından, hakimin re’sen karar verdiği hallerde ise devlet tarafından karşılanır.


TEREKENİN TESPİTİ DAVASINDA GÖREVLİ VE YETKİLİ MAHKEME

 

Terekenin tespiti davası, mirasçılardan herhangi biri tarafından açılabileceği gibi tüm mirasçılar adına tereke temsilcisi tarafından da açılabilir. Sadece bir mirasçının bu davayı açmış olması yeterlidir; diğer mirasçıların ayrıca dava açmasına gerek yoktur. Çünkü verilecek tespit kararı, tüm mirasçılar bakımından sonuç doğurur.

Bu dava çekişmesiz yargı işlerinden sayıldığı için kural olarak hasımsız açılır. Başka bir anlatımla, ortada klasik anlamda bir davalı bulunmaz. Her mirasçı tek başına veya diğer mirasçılarla birlikte terekenin tespiti için başvurabilir. Ayrıca başka miras davaları sürerken de terekenin tespiti talep edilebilir.

Görevli mahkeme Sulh Hukuk Mahkemesidir. Yetkili mahkeme ise miras bırakanın son yerleşim yeri mahkemesidir. HMK’nin 383. maddesi gereğince bu dava çekişmesiz yargı işi olduğundan Sulh Hukuk Mahkemesi görevlidir. Davanın süresi ise açıldığı adliyenin iş yüküne, yapılacak yazışmalara, keşif gerekip gerekmediğine, delillerin toplanma hızına ve dosyanın özelliklerine göre değişir. Bu nedenle kesin süre vermek mümkün değildir.


TEREKENİN TESPİTİ DAVASINDA MAHKEME TEREKEYİ NASIL BELİRLER?

 

Mahkeme, öncelikle mirasçıların beyanlarını alır. Mirasçılar murisin bildikleri malvarlığını, borçlarını, banka ilişkilerini, araçlarını, taşınmazlarını, alacaklarını ve bildikleri diğer hususları dosyaya sunarlar. Bunun ardından mahkeme, ilgili kamu kurumlarına ve özel kuruluşlara müzekkere yazarak murisin ölüm tarihi itibarıyla sahip olduğu malvarlığı ve borç durumunu araştırır.

Uygulamada Tapu Müdürlüğü, Gelir İdaresi Başkanlığı, Sosyal Güvenlik Kurumu, Türkiye Bankalar Birliği, araç kayıt sistemleri ve diğer ilgili kurumlara yazı yazılarak bilgi ve belge toplanır. Gerektiğinde keşif yapılır. Mahkeme, sadece taşınır ve taşınmaz malları değil, aynı zamanda murisin borçlularını ve alacaklılarını da araştırabilir. Böylece miras bırakanın gerçek malvarlığı tablosu ortaya çıkarılmaya çalışılır.

Dosyada biriken beyanlar, müzekkere cevapları ve deliller toplandıktan sonra mahkeme, çoğu durumda miras hukuku alanında uzman bir bilirkişi görevlendirir. Bilirkişi, dosyadaki veriler üzerinden aktif ve pasif tereke hesabını yapar, hangi mal veya borcun terekeye dahil olduğunu değerlendirir ve raporunu mahkemeye sunar. Mahkeme de bu raporu, toplanan diğer delillerle birlikte değerlendirerek terekenin kapsamını belirler.

Son aşamada murisin borçları, cenaze giderleri, mahkeme ve defter giderleri gibi pasif değerler, aktif malvarlığından düşülür ve net tereke hesaplanır. Bu hesaplamada esas alınan tarih, mirasın açıldığı yani murisin öldüğü tarihtir.


TEREKENİN TESPİTİNDE HANGİ TARİHTEKİ DEĞERLER ESAS ALINIR?

 

Terekenin tespitinde temel kural, murisin ölüm tarihindeki durumun esas alınmasıdır. Türk Medeni Kanunu’nun 575. maddesine göre miras, miras bırakanın ölümüyle açılır. Yine TMK’nin 507/1. maddesine göre tasarruf edilebilir kısım, terekenin murisin öldüğü günkü durumuna göre hesaplanır. Bu sebeple terekeye dahil malvarlığı unsurları ve haklar, ölüm tarihindeki piyasa rayici üzerinden değerlendirilir.

Taşınır ve taşınmaz mallar, mirasın açıldığı andaki değerleriyle hesaba katılır. Ölüm tarihinden sonra meydana gelen fiyat artışları, azalmalar veya nitelik değişiklikleri kural olarak dikkate alınmaz. Bu ilke, miras paylaşımı, saklı pay hesabı, tenkis ve denkleştirme değerlendirmeleri bakımından da önem taşır.

Hayat sigortası bakımından TMK’nin 509. maddesi özel düzenleme getirir. Murisin kendi ölümünde ödenmek üzere üçüncü kişi lehine hayat sigortası yaptırması ya da sigorta alacağını karşılıksız şekilde üçüncü kişiye devretmesi halinde, sigorta alacağının ölüm anındaki satın alma değeri terekeye eklenir.

Malların bağış yoluyla devredildiği durumlarda, bağışlanan malın teslim tarihindeki nitelikleri esas alınır; fakat değerleme, murisin ölüm günündeki fiyatlara göre yapılır. Bağışlanan taşınmaza sonradan yapılan bina veya ilaveler hesaplamaya dahil edilmez.

Murisin sağlığında üçüncü kişilere devrettiği taşınmazlar, muvazaa nedeniyle tapu iptali ile geri dönmüşse, bu taşınmazlar miras açıldığında terekede mevcut kabul edilir ve bu şekilde değerlendirilir.

Gizli bağış halinde, muris üçüncü kişinin satın aldığı malın bedelini ödemişse, terekeye malın aynısı değil, ödenen bedelin murisin ölüm tarihindeki güncel ekonomik karşılığı eklenir. Bu hesaplamada döviz, altın, asgari ücret artışı, en yüksek banka mevduat faizi ve TEFE-TÜFE ortalamaları gibi veriler dikkate alınarak bedelin bugünkü karşılığı belirlenir.

Murisin görünüşte satış yapıp gerçekte bağış iradesiyle çok düşük bedelli bir devir gerçekleştirdiği hallerde de gizli bağış söz konusu olur. Böyle bir durumda önce malın ölüm günündeki değeri belirlenir, ardından murise gerçekten ödenen bedel düşülür; aradaki fark terekeye ilave edilir.


TEREKE HESABINDA KULLANILAN YÖNTEMLER

 

Terekenin tespitinde doktrinde ve Yargıtay uygulamasında iki ayrı hesaplama yaklaşımı öne çıkar: matematiksel yöntem ve hukuki yöntem. Her iki yöntemde de terekeye dahil edilecek değerler büyük ölçüde aynıdır; farklılık, işlem sırasından kaynaklanır.

Matematiksel yöntemde önce terekenin aktifinden pasifleri çıkarılarak net tereke bulunur. Ancak tenkise esas tereke, her zaman net tereke ile aynı değildir. Tasarruf edilebilir kısmın hesaplanabilmesi için net terekeye, mirasbırakanın tenkise tabi sağlar arası karşılıksız kazandırmaları gibi bazı değerlerin eklenmesi gerekir. Bu değerler, özellikle saklı paylı mirasçıların korunmasına hizmet eder.

Net terekeye eklenecek değerler arasında denkleştirmeye tabi kazandırmalar bulunur. TMK’nin 669/2. maddesinde düzenlenen ve kanuni mirasçının, mirasbırakandan miras payına mahsuben karşılıksız olarak aldığı mal ve değerler bu kapsamda değerlendirilir. Ayrıca TMK’nin 565. maddesinde sınırlı olarak sayılan tenkise tabi sağlar arası karşılıksız kazandırmalar da tereke hesabında dikkate alınır. Bunun dışındaki kazandırmalar terekeye eklenmez.

Yargıtay’ın benimsediği hukuki yöntemde ise önce aktif tereke belirlenirken kanunen eklenmesi gereken tüm değerler aktif içine dahil edilir. Ardından pasif değerler bu toplamdan düşülür ve net tereke bulunur. Yargıtay kararlarında tereke; murisin ölüm tarihinde bıraktığı mameleki kıymetler ile iadeye ve tenkise tabi kazandırmalar olarak ifade edilir. Buna göre miras bırakanın borçları, bakmakla yükümlü olduğu kişilerin üç aylık nafakası, terekenin defter giderleri, mühürleme masrafları ve cenaze giderleri aktiften düşülerek net tereke hesaplanır. Daha sonra saklı pay ihlali bulunup bulunmadığı bu rakam üzerinden belirlenir.


TEREKENİN TESPİTİ DAVASININ SONUÇLARI NELERDİR?

 

Terekenin tespiti davasının temel sonucu, murisin geride bıraktığı malvarlığı ve borç yapısının resmi biçimde ortaya çıkarılmasıdır. Mahkeme, delilleri toplayarak terekenin içeriğini ve değerini belirler. Bu süreçte taşınmazlar, banka hesapları, araçlar, alacaklar, borçlar ve diğer tüm ekonomik unsurlar envanter halinde değerlendirilir.

Bu dava sonucunda mirasçılar, murisin hangi malları bıraktığını, ne kadar borcu olduğunu ve terekenin gerçek ekonomik büyüklüğünü öğrenmiş olur. Tereke belirlendikten sonra diğer miras davalarında veya paylaşım aşamasında kullanılacak sağlam bir hukuki zemin oluşur.

Ancak önemli bir noktayı vurgulamak gerekir: Terekenin tespiti davası doğrudan miras paylaşımı kararı vermez. Bu dava, terekenin kapsamını tespit eder; hangi mirasçının ne kadar pay alacağını ya da mal paylaşımının nasıl yapılacağını kesin olarak hükme bağlamaz. Mirasçıların belirlenmesi, paylaşım, tenkis, denkleştirme, ortaklığın giderilmesi veya vasiyetname hükümlerinin uygulanması gibi konular, gerektiğinde ayrıca değerlendirilir.

Bununla birlikte bu dava, vasiyetnamenin hukuka uygun biçimde değerlendirilmesine, borçların görünür hale gelmesine, saklı pay ihlallerinin tespit edilmesine ve olası mal kaçırma iddialarının somutlaştırılmasına ciddi katkı sağlar. Bu nedenle terekenin tespiti davası, miras davası sürecinde çoğu zaman en önemli başlangıç adımlarından biridir.


TEREKENİN TESPİTİ DAVASINDA SÜRE, HAK DÜŞÜRÜCÜ SÜRE VE ZAMANAŞIMI

 

Terekenin tespiti davası için kanunda özel bir hak düşürücü süre veya zamanaşımı süresi öngörülmemiştir. Bu nedenle, davayı açmakta hukuki yarar bulunduğu sürece ilgili kişiler bu davayı her zaman açabilirler. Özellikle mirasçıların murisin malvarlığı hakkında yeni bilgi edinmesi, daha önce bilinmeyen bir malın ortaya çıkması veya saklı pay yönünden inceleme ihtiyacı doğması halinde, hukuki yarar devam ettiği sürece başvuru yapılabilir.

Bununla birlikte dava süresinin ne kadar olacağı önceden kesin olarak söylenemez. Mahkemenin iş yoğunluğu, duruşma günü aralıkları, adli tatil, müzekkere cevaplarının gecikmesi, keşif gerekip gerekmediği, bilirkişi raporlarının hazırlanma süresi ve tarafların usul işlemleri dava süresini doğrudan etkiler. Ortalama olarak terekenin tespiti davasının 1 ila 2 yıl arasında sonuçlandığı görülebilir; ancak bu süre dosyanın niteliğine göre daha kısa veya daha uzun olabilir.


TEREKENİN TESPİTİ DAVASINDA YARGILAMA USULÜ

 

Yargılama süreci, mirasçıların mahkemeye başvurması ve murisin bildikleri malvarlığı bilgilerini sunmasıyla başlar. Ardından mahkeme, gerekli araştırmayı yapmak üzere kurum ve kuruluşlara yazı yazar. Tapu kayıtları, banka kayıtları, SGK kayıtları, vergi bilgileri, araç kayıtları, alacak ve borç ilişkileri gibi unsurlar dosyaya getirtilir.

Mahkeme, murisin malvarlığını daha net anlayabilmek amacıyla onun borçlularını ve alacaklılarını da tespit etmeye çalışır. Dosyada toplanan beyan ve belgeler bir araya geldikten sonra, çoğu durumda bilirkişi incelemesine başvurulur. Bilirkişi, terekenin aktif ve pasif değerlerini hukuki çerçevede değerlendirerek rapor düzenler.

Mahkeme, yapılan araştırmanın yeterli olduğuna kanaat getirdiğinde, aktif malvarlığından murisin borçlarını, cenaze giderlerini, defter ve mühürleme masraflarını, mahkeme giderlerini ve diğer pasif değerleri çıkarır. Böylece net tereke belirlenmiş olur. Hesaplamada yine murisin öldüğü tarihteki değerler esas alınır.


TEREKENİN TESPİTİ DAVASI HARÇ VE MASRAFLARI

 

Terekenin tespiti davası maktu harca tabi davalardandır. Bu nedenle dava açılırken ödenecek harç, dava değerine göre değişmez. Ancak yargılama ilerledikçe tebligat giderleri, bilirkişi ücreti, keşif masrafları ve yazışma avansları gibi ek giderler ortaya çıkabilir.

Bu giderler ilk aşamada davayı açan mirasçı tarafından karşılanır. Fakat dava sonuçlandığında ve tereke resmen belirlendiğinde, yapılan zorunlu masrafların tereke içinden öncelikli olarak davayı açan mirasçıya ödenmesi mümkündür. Bu nedenle uygulamada dava açılırken yalnızca harç değil, dosyanın seyrine göre yapılacak yargılama giderleri de dikkate alınmalıdır.


TEREKE VE MİRASIN TESPİTİ DAVASI HAKKINDA SIKÇA SORULAN SORULAR

 

1. Terekenin tespiti davası nedir?

Terekenin tespiti davası, miras bırakanın vefatından sonra geride bıraktığı malvarlığı, alacaklar, borçlar ve diğer ekonomik değerlerin mahkeme tarafından belirlenmesi için açılan dava türüdür. Bu dava sayesinde mirasçılar, murisin banka hesapları, taşınmazları, araçları, şirket ortaklıkları, alacakları ve borçları hakkında resmi bilgiye ulaşabilir. Özellikle miras hukuku uygulamalarında, miras paylaşımı yapılmadan önce terekenin eksiksiz belirlenmesi büyük önem taşır.

2. Tereke ne anlama gelir?

Tereke, ölen kişinin ölüm tarihi itibarıyla mirasçılarına geçebilen tüm mal, hak, alacak ve borçlarının tamamını ifade eder. Buna para, ev, arsa, araç, banka mevduatı, alacak hakkı ve işletme hisseleri dahil olabileceği gibi, murisin borçları da terekenin içinde değerlendirilir. Kısacası tereke, miras bırakanın geride bıraktığı tüm aktif ve pasif değerlerin toplamıdır.

3. Terekenin tespiti davasını kimler açabilir?

Bu dava, mirasçılardan herhangi biri tarafından tek başına açılabileceği gibi, tüm mirasçılar birlikte de açabilir. Ayrıca gerekli durumlarda tereke temsilcisi de tüm mirasçılar adına başvuruda bulunabilir. Bir mirasçının dava açması halinde diğer mirasçıların ayrıca ayrı dava açmasına gerek kalmaz; çünkü verilen karar, tüm mirasçılar bakımından sonuç doğurur.

4. Terekenin tespiti davası hangi mahkemede açılır?

Terekenin tespiti davasında görevli mahkeme Sulh Hukuk Mahkemesidir. Yetkili mahkeme ise miras bırakanın son yerleşim yerindeki mahkemedir. Bu nedenle dava açılmadan önce murisin son ikametgahının doğru belirlenmesi gerekir; aksi halde usul yönünden zaman kaybı yaşanabilir.

5. Terekenin tespiti davası hasımlı mı açılır?

Hayır, terekenin tespiti davası kural olarak çekişmesiz yargı işi sayıldığı için hasımsız açılır. Yani klasik anlamda bir davalı gösterilmez. Ama dosyanın içeriğine göre, başka miras davaları veya mal kaçırma iddialarıyla bağlantılı uyuşmazlıklar varsa, ayrı dava süreçleri de gündeme gelebilir.

6. Terekenin tespiti davası neden açılır?

Bu dava en çok, mirasçıların murisin tüm malvarlığını ve borçlarını bilmediği durumlarda açılır. Örneğin murisin farklı bankalarda hesabı, bilinmeyen taşınmazları, üçüncü kişilerden alacakları ya da ciddi borçları olabilir. Ayrıca bazı mirasçılar tarafından mal kaçırma şüphesi varsa, terekenin korunması ve resmi olarak kayıt altına alınması için de tereke tespit davası açılması gerekir.

7. Terekenin tespiti davasında hangi mallar araştırılır?

Mahkeme, murisin ölüm tarihi itibarıyla sahip olduğu taşınmazlar, araçlar, banka hesapları, mevduatlar, alacaklar, şirket hisseleri, vergi kayıtları, SGK kayıtları ve gerektiğinde diğer malvarlığı unsurlarını araştırır. Tapu Müdürlüğü, bankalar, Türkiye Bankalar Birliği, Gelir İdaresi Başkanlığı ve ilgili kurumlara müzekkere yazılarak resmi bilgi toplanır. Böylece mirasın gerçek kapsamı ortaya çıkarılır.

8. Terekenin aktif ve pasifi ne demektir?

Terekenin aktifi, murisin geride bıraktığı ekonomik değeri olan malvarlığı unsurlarını ifade eder; örneğin para, taşınmaz, araç, alacak ve şirket payları aktif terekeye girer. Pasif ise murisin borçları, cenaze giderleri, terekenin mühürlenmesi ve yazımı masrafları ile bazı yasal ödemeleri kapsar. Net tereke, aktiflerden pasiflerin çıkarılmasıyla bulunur.

9. Murisin borçları da terekeye dahil olur mu?

Evet, murisin borçları da terekenin önemli bir parçasıdır ve pasif kalemde değerlendirilir. Mirasçıların yalnızca murisin mallarını değil, aynı zamanda borçlarını da dikkate alması gerekir. Bu nedenle terekenin tespiti davası, mirasçıların borç yüküyle karşılaşıp karşılaşmayacağını anlaması bakımından da çok önemlidir.

10. Terekeye girmeyen haklar nelerdir?

Kişiye sıkı sıkıya bağlı haklar kural olarak terekeye girmez. İntifa hakkı, sükna hakkı, bazı nafaka hakları ve doğrudan kişiye bağlı bazı talepler miras yoluyla geçmez. Ayrıca destekten yoksun kalma tazminatı, dul ve yetim aylığı, kıdem tazminatı veya ölüm tazminatı gibi bazı haklar doğrudan hak sahiplerine ödenir ve çoğu durumda tereke hesabına dahil edilmez.

11. Terekenin tespitinde hangi tarih esas alınır?

Terekenin tespitinde temel ölçüt, murisin ölüm tarihidir. Malvarlığı unsurları ve borçlar, ölüm günündeki hukuki ve ekonomik duruma göre değerlendirilir. Ölümden sonra taşınmazın değer kazanması ya da piyasa koşullarının değişmesi, kural olarak tereke hesabında esas alınmaz.

12. Terekenin tespiti davasında banka hesapları ortaya çıkar mı?

Evet, mahkeme gerekli gördüğünde bankalara ve ilgili finans kuruluşlarına müzekkere yazarak murisin hesap bilgilerini, mevduat durumunu ve varsa diğer finansal varlıklarını araştırabilir. Uygulamada mirasçıların en çok merak ettiği konulardan biri bankadaki para ve mevduatın bulunup bulunmadığıdır. Bu dava, gizli kalmış banka hesaplarının resmi yollarla tespit edilmesini sağlayabilir.

13. Terekenin tespiti davası ile miras paylaşımı yapılır mı?

Hayır, bu dava doğrudan miras paylaşımı kararı vermez. Terekenin tespiti davasında yalnızca murisin geride bıraktığı malvarlığı ve borçlar belirlenir. Miras paylaşımı, ortaklığın giderilmesi, tenkis davası veya diğer miras davası süreçleri gerekiyorsa bunlar ayrıca değerlendirilir.

14. Terekenin tespiti davasında vasiyetname de incelenir mi?

Evet, dosyanın niteliğine göre vasiyetnamenin açılması ve değerlendirilmesi de bu süreçte önem kazanabilir. Özellikle ölüme bağlı tasarrufların saklı payı ihlal edip etmediği, belirli mal bırakmanın tereke üzerindeki etkisi ve atanmış mirasçılık durumu gibi konular terekenin kapsamını etkileyebilir. Ancak vasiyetnamenin uygulanması ile terekenin belirlenmesi her zaman aynı dava konusu değildir.

15. Terekenin tespiti davası ne kadar sürer?

Davanın süresi mahkemenin iş yoğunluğuna, müzekkere cevaplarının geliş hızına, bilirkişi incelemesine, keşif gerekip gerekmediğine ve dosyanın kapsamına göre değişir. Uygulamada net süre vermek mümkün değildir; ancak çoğu dosyada süreç birkaç aydan başlayıp 1-2 yıla kadar uzayabilir. Özellikle çok sayıda taşınmaz, banka hesabı veya mirasçı varsa dava süresi daha uzun olabilir.

16. Terekenin tespiti davasında zamanaşımı veya hak düşürücü süre var mı?

Kanunda terekenin tespiti davası için özel bir hak düşürücü süre veya zamanaşımı süresi öngörülmemiştir. Bu nedenle hukuki yarar devam ettiği sürece mirasçılar her zaman dava açabilir. Ancak başka miras davalarıyla bağlantılı taleplerde ayrı süreler söz konusu olabileceği için somut olayın ayrıca değerlendirilmesi gerekir.

17. Terekenin tespiti davasında bilirkişi incelemesi yapılır mı?

Evet, uygulamada çoğu zaman bilirkişi incelemesi yapılır. Mahkeme, toplanan tapu kayıtları, banka yazıları, borç belgeleri, alacak ilişkileri ve diğer delilleri değerlendirmek üzere miras hukuku veya mali hesaplama konusunda uzman bilirkişiden rapor alabilir. Bu rapor, aktif ve pasif terekenin hesaplanmasında önemli rol oynar.

18. Terekenin tespiti davasında harç ve masraf ne kadar olur?

Bu dava maktu harca tabidir; yani dava değeri arttıkça harç artmaz. Ancak tebligat giderleri, bilirkişi ücreti, keşif masrafı ve yazışma avansları gibi ek yargılama giderleri çıkabilir. İlk aşamada bu giderleri davayı açan mirasçı karşılar; ilerleyen aşamada uygun görülürse yapılan masraflar tereke üzerinden iade edilebilir.

19. Mirasçılar murisin tüm mallarını bilmiyorsa ne yapılmalıdır?

Mirasçılar murisin tüm taşınmazlarını, banka hesaplarını, borçlarını veya üçüncü kişilerdeki haklarını bilmiyorsa en doğru hukuki yol, terekenin tespiti davası açmaktır. Çünkü kulaktan dolma bilgilerle yapılan miras paylaşımı ileride ciddi hak kayıplarına yol açabilir. Mahkeme eliyle yapılacak resmi araştırma, hem saklı payın korunmasına hem de gerçek mirasın ortaya çıkarılmasına yardımcı olur.

20. Terekenin tespiti davası mirasçılar için neden önemlidir?

Bu dava, mirasçıların hangi haklara sahip olduğunu ve hangi borçlarla karşı karşıya kalabileceğini net biçimde öğrenmesini sağlar. Özellikle miras paylaşımı, muris muvazaası, tenkis davası, saklı pay hesabı ve veraset işlemleri öncesinde terekenin doğru belirlenmesi, ileride çıkabilecek uyuşmazlıkları azaltır. Kısacası terekenin tespiti davası, miras hukuku sürecinin en kritik adımlarından biridir.


MİMOZA HUKUK BÜROSU OLARAK HUKUKİ HİZMETLERİMİZ

 

Terekenin tespiti davası, miras hukuku sürecinde en kritik aşamalardan biri olup; murisin malvarlığının eksiksiz belirlenmesi, banka hesaplarının araştırılması, taşınmazların tespiti, borçların ortaya çıkarılması ve saklı pay ihlali gibi hususların doğru analiz edilmesini gerektirir. Mimoza Hukuk Bürosu olarak, tereke tespit davası sürecinde müvekkillerimize; dava açılışından müzekkere süreçlerinin takibine, bilirkişi incelemesinin yönetilmesinden tereke hesabının doğru yapılmasına kadar kapsamlı avukatlık hizmeti sunuyor, miras paylaşımı öncesinde tüm hakların korunmasını sağlayarak olası hak kayıplarının önüne geçiyoruz.


İSTANBUL AVUKAT İLETİŞİM BİLGİLERİ

 

Bilgi Alanı Detay
İstanbul Avukatı Fatma Türkan Kamış
Telefon 0532 685 61 40
Adres AC MOMENT PLAZA / Soğanlık Yeni Mah. Baltacı Mehmet Paşa Sk. B Blok Kat:18 D NO:152, Kartal / İstanbul
Mail mimozahukuk@gmail.com
Hizmet Alanları Ceza, Boşanma, Kira, Gayrimenkul, İcra, Ticaret, Yabancılar, İş Hukuku
Avukata Sor Hattı Tıklayın

SONUÇ

 

Terekenin tespiti davası, murisin ölümünden sonra geride kalan mirasın kapsamını netleştiren, aktif ve pasif unsurları belirleyen, mirasçıların hak kaybını önleyen ve miras hukuku bakımından sonraki işlemlere sağlam zemin hazırlayan çok önemli bir dava türüdür. Özellikle miras paylaşımı öncesinde murisin taşınmazları, banka hesapları, alacakları, borçları, tenkise tabi kazandırmaları ve terekeye girmeyen şahsi hakları doğru biçimde ayrıştırılmadan sağlıklı bir miras hesaplaması yapılamaz.

Bu nedenle terekenin tespiti davası; miras davası, saklı pay, tenkis, miras paylaşımı, muris muvazaası, veraset işlemleri ve tereke hesabı gibi pek çok hukuki başlıkla doğrudan bağlantılıdır. Doğru açılmış ve hukuki dayanağı sağlam hazırlanmış bir tereke tespit davası, hem mirasçıların korunmasını sağlar hem de murisin malvarlığının eksiksiz şekilde ortaya çıkarılmasına yardımcı olur.


WhatsApp
Hemen Ara