İntihara yönlendirme suçu, intihara azmettirme suçu, intihara yönlendirme suçunun cezası, intihara zorlama suçu, intihara teşvik etmek suç mu, intihara yardım etme suçu, intihara mecbur etme, TCK 84 intihara yönlendirme, intihara yönlendirme Yargıtay kararları, intihara zorlama ve kasten öldürme

İNTİHARA YÖNLENDİRME SUÇU VE CEZASI: ÖRNEK YARGITAY KARARI

Bu içerik 16 Ekim 2026 tarihinde güncellenmiştir.

ÖZET: Makalede intihara yönlendirme suçu ile intihara zorlama yoluyla kasten öldürme suçu arasındaki hukuki ayrım, mağdurun irade özgürlüğü, uygulanan şiddetin etkisi, failin kastı ve ölüm sonucuyla kurulan nedensellik ilişkisi çerçevesinde Yargıtay Ceza Genel Kurulunun emsal niteliğindeki kararı üzerinden değerlendirilmektedir.

➔ İntihara yönlendirme suçu, intihar girişimi gerçekleşmese bile oluşur.

➔ Cebir veya tehditle intihara zorlama, kasten öldürme suçuna sebebiyet verir.

➔ Hafif yaralanma, mağdur üzerindeki psikolojik baskının önemsiz olduğunu göstermez.

➔ Töre saikiyle öldürme suçunun oluşabilmesi için töre saiki ayrıca ispatlanmalıdır.

➔ Aile bireylerinin müdahale etmemesi, belirli koşullarda cezai sorumluluk doğurur.

➔Yoğun bakımda alınan mağdur ifadesinin güvenilirliği, tıbbi kayıtlar ve somut delillerle değerlendirilmelidir.

Türk Ceza Kanununda yer alan intihara yönlendirme suçu, bir kişinin başka bir insanı intihar etmeye teşvik etmesi, intihar kararı almasına neden olması, mevcut intihar düşüncesini güçlendirmesi veya intihar eylemine yardım etmesi durumunda ortaya çıkan önemli bir ceza hukuku sorunudur. Bununla birlikte, kişinin cebir veya tehdit kullanılarak intihara zorlanması hâlinde, fiilin yalnızca intihara yönlendirme kapsamında değil, kasten öldürme suçu bakımından da değerlendirilmesi gerekmektedir.

Özellikle aile içi şiddet, intihara azmettirme, intihara mecbur etme, töre saikiyle öldürme ve ihmali davranışla öldürme gibi hukuki kavramların bir arada bulunduğu olaylarda, failin cezai sorumluluğunun belirlenmesi oldukça kapsamlı bir incelemeyi zorunlu kılmaktadır.

Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 10 Mayıs 2022 tarihli, 2019/1-455 Esas ve 2022/319 Karar sayılı kararı da bu konudaki hukuki tartışmaların somut bir örneğini oluşturmaktadır. Söz konusu kararda, intihara yönlendirme ile intihara zorlama arasındaki sınır, mağdurun irade özgürlüğü, şiddetin intihar üzerindeki etkisi ve aile bireylerinin cezai sorumluluğu değerlendirilmiştir.

İNTİHAR OLAYININ GELİŞİMİ

1. Aile İçinde Yaşanan Olaylar, Şiddet ve İntihar Olayının Gelişimi

Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 10.05.2022 tarihli, 2019/1-455 Esas ve 2022/319 Karar sayılı kararına konu olayda, 01.04.1995 tarihinde doğan Rukiye, henüz 18 yaşını doldurmamışken aile içerisinde yaşanan olaylar sonucunda hayatını kaybetmiştir.

20.02.2013 tarihinde Rukiye, kendi evlerinde bulunduğu sırada halasının eşi Yüksel tarafından çeşitli cinsel davranışlara maruz bırakılmıştır. Rukiye’nin anlatımına göre, Yüksel daha önce de benzer davranışlarda bulunmuş ve olay günü Rukiye’nin karşı koymasına rağmen cinsel arzularını tatmin etmeye yönelik, cinsel ilişki boyutuna ulaşmayan birtakım fiiller gerçekleştirmiştir.

Yaşananları gören Rukiye’nin ağabeyi Gökhan, duruma tepki göstererek önce Yüksel’e saldırmış, ardından kız kardeşi Rukiye’yi darbetmiştir. Gökhan, fiziksel şiddet uygulamakla da kalmamış, içerisinde tarım ilacı bulunan bir kabı Rukiye’ye vererek bu ilaçları içmesini ve ölmesini söylemiştir.

Ağabeyinin gerçekleştirdiği bu davranışların ardından Rukiye, kendisine verilen tarım ilacını içerek intihar girişiminde bulunmuştur. Olay sonrasında Yüksel’in ambulans çağırması üzerine Rukiye hastaneye kaldırılmış ve burada tedavi altına alınmıştır. Ancak hastanede gerçekleştirilen tıbbi müdahalelere rağmen kurtarılamamış ve 25.02.2013 tarihinde hayatını kaybetmiştir.

Yaşanan bu olay, intihara azmettirme suçu ile intihara zorlama sonucunda kasten öldürme suçu arasındaki hukuki ayrımın belirlenmesi açısından önemli tartışmaları beraberinde getirmiştir.

2. Mağdur Rukiye’nin Hastanede Verdiği İfade ve Devlet Koruması Talebi

Rukiye’nin hastanede tedavi gördüğü sırada, 21.02.2013 tarihinde kolluk görevlileri tarafından ifadesi alınmıştır. Rukiye, bu ifadesinde halasının eşi Yüksel’in daha önce de kendisine yönelik benzer cinsel davranışlarda bulunduğunu açıklamıştır. Yaşadığı olayları korktuğu için ailesine veya başka kişilere anlatamadığını, olay sırasında da korku nedeniyle ses çıkaramadığını belirtmiştir.

Bunun yanında, tekrar ailesine teslim edilmesi durumunda aile bireylerinin kendisine yeniden zarar vereceğinden endişelendiğini ifade etmiştir. Bu nedenle ailesinin yanına dönmek istemediğini ve devlet korumasına alınmayı talep ettiğini bildirmiştir. Rukiye, kendisini darbeden ve tarım ilacı içmeye zorlayan ağabeyi Gökhan hakkında şikâyetçi olmadığını da söylemiştir.

Benzer şekilde, kendisine farklı zamanlarda cinsel istismar niteliğinde davranışlarda bulunduğunu belirttiği Yüksel’den de davacı veya şikâyetçi olmadığını açıklamıştır.

Bununla birlikte mağdurun şikâyetçi olmadığını belirtmesi, olayın ceza hukuku bakımından araştırılmasını gerektiren niteliğini ortadan kaldırmamaktadır. Özellikle resen soruşturulan suçlar bakımından, mağdurun şikâyet iradesi ile devletin soruşturma yükümlülüğü birbirinden ayrı değerlendirilmelidir.

3. Hastane İfadesinin Alınma Şartlarına İlişkin Tanık Zeynel’in Açıklamaları

Rukiye’nin hastanede ifadesinin alınması sırasında hazır bulunan Zeynel, daha sonra mahkeme huzurunda tanık olarak dinlenmiştir.

Zeynel’in anlatımına göre Rukiye, ifadesinin alındığı sırada yoğun bakımda bulunmakta ve sağlık durumu oldukça ağır seyretmekteydi. Ağzında bulunan tıbbi hortum nedeniyle konuşmakta zorlanıyor, kendisine yöneltilen sorulara çoğunlukla yalnızca evet veya hayır şeklinde cevap verebiliyordu. Zeynel, mağdurun sağlık durumunu dikkate aldığında bilincinin yeterince açık olmadığını düşündüğünü belirtmiştir.

Ayrıca Rukiye’nin sorulara verdiği kısa cevapların, ifade alma işlemini gerçekleştiren görevliler tarafından özetlenerek tutanağa aktarıldığını açıklamıştır.

Bu tanık anlatımı, ceza yargılamasında mağdur ifadesinin delil değeri, ifade alma işleminin güvenilirliği ve yoğun bakım koşullarında alınan beyanların hukuki geçerliliği bakımından önem taşımaktadır.

İNTİHARA YÖNLENDİRME DAVASINDA YARGITAY KARARI

Yargıtay Ceza Genel Kurulunun değerlendirdiği bu olay, yalnızca bir kişinin diğerini intihara yönlendirmesinden ibaret değildir. Olayda uygulanan fiziksel şiddet, aile ilişkileri, mağdurun yaşı, ölüm sonucunun meydana gelmesi ve delillerin güvenilirliği bakımından birbirleriyle bağlantılı birçok hukuki sorun bulunmaktadır.

Yargıtay Ceza Genel Kurulunun kararına konu olayın temel hukuki sorunu, Rukiye’nin ölümüne neden olan davranışların, kişinin serbest iradesine dayanan bir intihara yönlendirme fiili mi yoksa cebir veya tehdit yoluyla gerçekleştirilen bir kasten öldürme fiili mi olduğunun belirlenmesidir.

1. İntihar Gerçekleşmese veya İntihar Girişiminde Bulunulmasa da İntihara Yönlendiren Kişi Cezalandırılabilir mi?

Bir kişi başka bir insanı intihar etmeye yönlendirdiği hâlde, yönlendirilen kişinin herhangi bir intihar girişiminde bulunmaması durumunda, yönlendiren kişinin Türk Ceza Kanunu kapsamında cezai sorumluluğunun doğup doğmayacağı belirlenmelidir.

Bu noktada intihara yönlendirme suçunun oluşması için ölüm sonucunun veya intihar teşebbüsünün zorunlu olup olmadığı değerlendirilmelidir.

Kanaatimizce, intihara yönlendirme suçunun temel şeklinin oluşabilmesi için mağdurun mutlaka intihar girişiminde bulunması veya hayatını kaybetmesi gerekli değildir. Failin gerçekleştirdiği davranışların, mağduru intihara yönlendirmeye elverişli, ciddi ve suç işleme kastını ortaya koyan nitelikte olması yeterlidir.

Bununla birlikte, her öfke anında söylenen sözün veya düşünülmeden kullanılan ölüm içerikli bir ifadenin kendiliğinden intihara yönlendirme suçunu oluşturduğu da kabul edilemez. Örneğin, bir tartışma sırasında gelişigüzel söylenen öl sözü ile kişinin karşısındaki insanı gerçekten intihar etmeye yönlendirmek amacıyla gerçekleştirdiği davranışlar arasında hukuki farklılık bulunmaktadır.

Bu nedenle kullanılan sözlerin hangi koşullarda söylendiği, muhatap üzerindeki etkisi ve failin intihara yönlendirme kastıyla hareket edip etmediği araştırılmalıdır.

Diğer taraftan, intihara yönlendirme sonucunda kişinin hayatını kaybetmesi, TCK 84. maddesinin ikinci fıkrasında daha ağır cezayı gerektiren bir durum olarak düzenlenmiştir.

Somut olay bakımından Gökhan’ın tarım ilacını Rukiye’ye vermesi ile meydana gelen ölüm arasında nedensellik bağı ve objektif isnadiyet ilişkisi kurulabiliyorsa, fiilin intihara yönlendirme kapsamında kabul edilmesi durumunda TCK 84/1-2 hükümlerinin uygulanması söz konusu olacaktır.

Dolayısıyla intihara yönlendirme suçunun temel şekli ile bu davranış sonucunda ölümün gerçekleşmesi, ceza sorumluluğunun belirlenmesi bakımından birbirinden ayrı incelenmelidir.

2. İntihara Yönlendirme Suçuyla Birlikte Kasten Yaralama Suçu da Oluşabilir mi?

Gökhan’ın kız kardeşini darbetmesi ile ona tarım ilacı vererek ölmesini söylemesi arasındaki hukuki ilişki ortaya konulmalıdır.

Gökhan’ın davranışları intihara yönlendirme olarak nitelendirildiğinde, Rukiye’yi ayrıca darbetmiş olmasının bağımsız bir kasten yaralama suçunu oluşturup oluşturmadığı ve ceza sorumluluğunu nasıl etkileyeceği incelenmelidir.

3. İntihara Zorlama Sonucunda Gerçekleşen Ölüm Töre Saikiyle Kasten Öldürme Sayılabilir mi?

Gökhan’ın, Yüksel ile yaşanan olaya tepki göstererek Rukiye’yi intihara zorladığının kabul edilmesi durumunda, öldürme fiilinin töre saikiyle gerçekleştirildiği sonucuna ulaşılıp ulaşılamayacağı değerlendirilmelidir.

Bu çerçevede kişisel öfke, namus anlayışı, aile içi baskı ve töre saiki arasındaki hukuki farklılıklar belirlenmelidir.

4. Annenin Olay Sırasında Sessiz Kalması Ceza Sorumluluğu Doğurur mu?

Rukiye ile Gökhan’ın annesi Gülnaz’ın olay sırasında hazır bulunması, kızının darbedilmesine ve tarım ilacı içmeye yönlendirilmesine rağmen müdahalede bulunmaması, ceza hukuku bakımından ayrıca incelenmelidir.

Özellikle annenin koruma ve gözetim yükümlülüğünün bulunması nedeniyle, yalnızca aktif olarak suça katılıp katılmadığı değil, ihmali davranışla öldürme suçu bakımından sorumluluğunun doğup doğmadığı da tartışılmalıdır.

Kanaatimizce annenin cezai sorumluluğunun yalnızca suça iştirak iradesi bakımından incelenmesi eksik bir hukuki değerlendirme niteliğindedir. Bir kişinin aktif biçimde suça iştirak etmemesi, belirli koşullarda ihmali davranışı nedeniyle cezai sorumluluk taşımasına engel değildir.

Bu nedenle Gülnaz’ın olay sırasında sessiz kalması ve kızına yönelik şiddete müdahalede bulunmaması, ihmali davranışla kasten öldürme suçu kapsamında da değerlendirilmelidir.

5. Yoğun Bakımda Alınan Mağdur İfadesi Hukuken Güvenilir Bir Delil Olarak Kabul Edilebilir mi?

Rukiye’nin hastanede ağır sağlık koşulları altında verdiği ifadenin, ceza yargılamasında hangi ölçüde güvenilir delil olarak değerlendirilebileceği belirlenmelidir.

Bu değerlendirmede, ifade alma işlemi sırasında hazır bulunan Zeynel’in mağdurun bilinç durumu, konuşma güçlüğü ve beyanların tutanağa geçirilme şekline ilişkin açıklamalarının hukuki önemi açıklığa kavuşturulmalıdır. Gerektiğinde uzman incelemesi yaptırılarak mağdurun ifade alma işlemi sırasında bilinçli ve anlamlı bir beyanda bulunabilecek durumda olup olmadığı araştırılmalıdır.

YARGITAY CEZA GENEL KURULU KARARININ ELEŞTİRİSİ VE GENEL HUKUKİ SONUÇ

Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 10.05.2022 tarihli, 2019/1-455 Esas ve 2022/319 Karar sayılı kararında ulaştığı sonuç, ceza hukuku bakımından önemli tartışmaları beraberinde getirmektedir.

Kanaatimizce çoğunluk kararının eleştiriye açık en önemli yönü, mağdurun vücudunda meydana gelen yaralanmaların hafif nitelikte olması ile failin intihar sırasında olay yerinde bulunmaması hususlarına, mağdurun irade özgürlüğünü değerlendirmede gereğinden fazla ağırlık verilmesidir.

Oysa kişinin kendi yaşamına son verme kararını özgür iradesiyle alıp almadığının belirlenmesi, yalnızca fiziksel yaralanmaların derecesine bağlı değildir.

İntihar öncesinde yaşanan olaylar, mağdur üzerindeki aile içi baskı, uygulanan fiziksel şiddet, ölüm yönündeki sözler ve öldürücü maddenin verilmesi gibi unsurlar bir bütün olarak incelenmelidir.

Bununla birlikte Yargıtay Ceza Genel Kurulunun değerlendirmesine yönelik bu eleştiriler, Gökhan hakkında doğrudan kasten öldürme suçundan mahkûmiyet hükmü kurulması için tek başına yeterli değildir.

Ceza hukukunun temel ilkeleri gereğince, failin cebir veya tehdit kullanarak mağduru intihara mecbur ettiği iddiası, her türlü makul şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delillerle ispatlanmalıdır.

Bu kapsamda olayın sağlıklı biçimde çözümlenebilmesi için özellikle mağdur üzerindeki baskının intihar anında devam edip etmediği, uygulanan şiddetin mağdurun karar verme özgürlüğünü ortadan kaldıracak düzeye ulaşıp ulaşmadığı ve Gökhan’ın davranışlarının intihara yönlendirme sınırını aşıp aşmadığı belirlenmelidir.

Bunun yanında anne Gülnaz’ın hukuki koruma yükümlülüğü kapsamında müdahale etme imkânına sahip olup olmadığı, olay sırasında meydana gelen tehlikeyi bilip bilmediği ve hareketsiz kalmasının ceza sorumluluğu doğurup doğurmadığı ayrıca araştırılmalıdır.

Rukiye’nin yoğun bakımda alınan ifadesinin güvenilirliği de olayın maddi gerçeğinin ortaya çıkarılması açısından göz ardı edilmemelidir.

Sonuç olarak, intihara yönlendirme suçu ile intihara zorlama yoluyla kasten öldürme suçu arasındaki ayrım yapılırken mağdurun gerçek irade serbestisi, failin kastı, uygulanan cebir veya tehdidin niteliği ve ölümle kurulan nedensellik ilişkisi birlikte değerlendirilmelidir.

Bir kişinin ölümünden önce fiziksel şiddete maruz bırakılmış olması, tek başına her durumda intihara mecbur edildiğini kanıtlamadığı gibi, maruz kaldığı şiddetin hafif nitelikte olması da intihar kararının mutlaka özgür iradeyle verildiğini göstermez.

Bu nedenle her somut olayın kendine özgü koşulları incelenmeli; intihara azmettirme, intihara mecbur etme, kasten yaralama, kasten öldürme ve ihmali davranışla öldürme suçları arasındaki hukuki sınırlar, varsayımlardan uzak ve somut delillere dayalı biçimde belirlenmelidir.

İNTİHARA YÖNLENDİRME SUÇU VE KASTEN ÖLDÜRME HAKKINDA SIKÇA SORULAN SORULAR

1. İntihara yönlendirme suçu nedir ve hangi durumlarda oluşur?

İntihara yönlendirme suçu, Türk Ceza Kanunu’nun 84. maddesi kapsamında bir kişiyi intihara azmettirmek, intiharı teşvik etmek, intihar kararını kuvvetlendirmek veya intihara yardım etmek suretiyle işlenir. Suçun oluşabilmesi için failin kastı, gerçekleştirdiği davranışların niteliği ve mağdur üzerindeki etkisi somut olayın koşullarına göre değerlendirilir.

2. Birine intihar etmesini söylemek suç mudur?

Bir kişiye intihar etmesini söylemek, sözlerin söylendiği koşullara, failin kastına ve mağduru intihara yönlendirme niteliğine göre TCK 84 kapsamında suç oluşturabilir. Ancak tartışma sırasında söylenen her ölüm içerikli söz kendiliğinden intihara azmettirme suçu sayılmaz ve olayın bütün özelliklerinin araştırılması gerekir.

3. İntihara yönlendirme suçunun cezası kaç yıl hapistir?

TCK 84/1 uyarınca intihara azmettirme, teşvik etme, intihar kararını kuvvetlendirme veya intihara yardım etme suçunun cezası iki yıldan beş yıla kadar hapis olup, intihar sonucunda ölüm gerçekleşmesi hâlinde TCK 84/2 gereğince dört yıldan on yıla kadar hapis cezası öngörülmektedir. Cebir veya tehditle intihara mecbur etme durumunda ise TCK 84/4 kapsamında kasten öldürme suçuna ilişkin hükümler uygulanır.

4. İntihar girişimi gerçekleşmezse intihara azmettiren kişi ceza alır mı?

İntihara yönlendirme suçunun temel şekli bakımından mağdurun mutlaka intihar girişiminde bulunması veya hayatını kaybetmesi gerekli değildir. Failin intihara yönlendirmeye elverişli ve suçun unsurlarını karşılayan kasıtlı davranışları, intihar girişimi gerçekleşmese bile cezai sorumluluk doğurur.

5. Bir kişiyi intihara zorlamak kasten öldürme suçu sayılır mı?

TCK 84/4 uyarınca cebir veya tehdit kullanılarak bir kişinin intihara mecbur edilmesi durumunda fail, kasten öldürme suçundan sorumlu tutulur. Ancak intihara mecbur etme suçunun kabul edilebilmesi için uygulanan cebir veya tehdidin mağdurun iradesini baskılayarak intihara zorladığı somut delillerle ortaya konulmalıdır.

6. İntihara azmettirme ile intihara zorlama arasındaki fark nedir?

İntihara azmettirme suçunda fail, mağdurun intihar kararı almasına neden olurken intihara zorlama hâlinde cebir veya tehdit yoluyla mağdurun irade özgürlüğüne müdahale edilmektedir. Bu ayrım önemlidir çünkü intihara azmettirme TCK 84/1-2 kapsamında değerlendirilirken cebir veya tehditle intihara mecbur etme, TCK 84/4 gereğince kasten öldürme hükümlerinin uygulanmasını gerektirir.

7. İntihara yönlendirme sırasında fiziksel şiddet uygulanması ayrıca suç oluşturur mu?

İntihara yönlendirme sırasında mağdurun darbedilmesi, şiddetin intihara mecbur etmenin aracı olarak kabul edilmediği durumlarda ayrıca kasten yaralama suçu kapsamında değerlendirilebilir. Fiziksel şiddetin intihara zorlamanın cebir unsurunu oluşturması hâlinde ise aynı davranış nedeniyle ayrıca ceza verilip verilemeyeceği bileşik suç ve suçların içtimaı hükümlerine göre belirlenir.

8. Aile bireylerinin intihara müdahale etmemesi suç mudur?

Aile bireylerinin intihar tehlikesine rağmen müdahalede bulunmaması, hukuki koruma yükümlülüğünün varlığı ve somut olayın koşullarına göre cezai sorumluluk doğurur. Özellikle anne ve babanın çocuklarını koruma yükümlülüğü kapsamında, tehlikeyi bilmeleri ve müdahale imkânına sahip olmalarına rağmen hareketsiz kalmaları TCK 83 kapsamında ihmali davranışla kasten öldürme yönünden değerlendirilir.

9. İntihara zorlanan kişinin şikâyetçi olmaması davayı etkiler mi?

İntihara yönlendirme veya cebir ve tehditle intihara mecbur etme gibi resen soruşturulan suçlarda mağdurun şikâyetçi olmaması ceza soruşturmasını ve kovuşturmasını engellemez. Aynı şekilde kardeşe karşı kasten yaralama suçunda da mağdurun şikâyetten vazgeçmesi, suçun soruşturulmasını kendiliğinden ortadan kaldırmaz.

10. Yargıtay intihara yönlendirme ve kasten öldürme suçları arasındaki ayrımı nasıl değerlendiriyor?

Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 10.05.2022 tarihli, 2019/1-455 Esas ve 2022/319 Karar sayılı kararında, mağdurdaki hafif yaralanmalar, intihara zorlama amacıyla tehdit uygulandığına ilişkin delillerin bulunmaması ve mağdurun failin olmadığı ortamda tarım ilacı içmesi dikkate alınarak fiilin intihara azmettirme suçunu oluşturduğu kabul edilmiştir. Bununla birlikte karar oy çokluğuyla verilmiş, karşı oy kullanan üyeler ise failin davranışlarının kasten öldürme suçunu oluşturduğu görüşünü savunmuştur.

Makalemize ayırdığınız zaman ve gösterdiğiniz ilgi için teşekkür eder, aktardığımız hukuki bilgilerin haklarınızı ve yükümlülüklerinizi daha iyi anlamanıza katkı sağlamasını dileriz. 

Leave A Comment

All fields marked with an asterisk (*) are required