İDDET SÜRESİ NEDİR? NE ZAMAN VE NASIL KALDIRILIR? İŞTE MERAK EDİLENLER!

Giriş

İddet süresi, boşanmış veya eşini kaybetmiş kadınların yeniden evlenebilmesi için kanunen belirlenen bekleme süresidir. Türk Medeni Kanunu’nun 132. maddesinde düzenlenen bu süre, boşanma kararının kesinleşmesi veya eşin ölüm tarihinden itibaren 300 gün olarak belirlenmiştir. Bu düzenlemenin temel amacı, olası bir hamilelik durumunda çocuğun soybağının belirlenmesini sağlamaktır. Ancak, belirli şartlar altında mahkemeye başvurularak bu sürenin kaldırılması mümkündür.

İddet süresi, boşanma kararının kesinleşme tarihinden itibaren işlemeye başlar. Eğer boşanma kararı temyiz edilmemişse, kararın tebliğ tarihinden itibaren kesinleşir ve iddet süresi bu noktadan itibaren başlar. Ancak karar temyiz edilmişse, temyiz mahkemesinin onama kararının kesinleşmesiyle süre işlemeye başlar. Eşin vefatı durumunda ise, ölüm tarihinden itibaren iddet süresi başlar. Bu süre boyunca kadının yeniden evlenmesi hukuken mümkün değildir.

Evliliğin iptali durumunda da iddet süresi uygulanır. Evliliğin hukuken geçersiz sayıldığı hallerde, iptal kararının kesinleşme tarihi iddet süresinin başlangıcı olarak kabul edilir. Sürenin amacı yine doğacak çocuğun soybağına dair herhangi bir karışıklığı önlemektir. Ancak kadın, hamile olmadığını sağlık raporu ile ispat edebilirse, mahkemeye başvurarak iddet süresinin kaldırılmasını talep edebilir. Mahkeme, resmi sağlık raporunu değerlendirerek kadının hamile olmadığı sonucuna varırsa, iddet süresini kaldırabilir ve kadın yeniden evlenme hakkına sahip olur.


1. İddet Süresinin Değiştirilmesi ve Soybağı Davası Bağlantısı

İddet süresi, doğacak çocuğun soybağının doğru şekilde belirlenmesi açısından büyük bir hukuki öneme sahiptir. Eğer kadın bu süre içinde doğum yaparsa, çocuğun babası olarak eski eşi kabul edilir. Soybağı, çocuğun anne ve babası ile olan hukuki bağını ifade eder ve bu bağın kesin olarak tespit edilebilmesi için iddet süresine uyulması gerekmektedir. Türk Medeni Kanunu’nun 285. maddesi uyarınca, evlilik birliği içinde doğan çocuklar kocanın soyundan kabul edilir. Dolayısıyla, evlilik sona erdikten sonra dünyaya gelen çocukların babasının kim olduğunun belirlenmesi doğrudan iddet süresi ile ilişkilidir.

Kadının iddet süresi içinde hamile olup olmadığının belirlenmesi, doğacak çocuğun soybağının karışıklığa mahal vermeden tespit edilmesi açısından önemlidir. Eğer kadın hamile değilse, bunu ispat ederek mahkemeye başvurabilir ve iddet süresinin kaldırılmasını talep edebilir. Mahkeme, hamile olmadığına dair sunulan resmi sağlık raporunu inceleyerek uygun görmesi halinde iddet süresini kaldırabilir. Bu durumda, kadın bekleme süresi dolmadan yeniden evlenebilir ve olası bir hamilelik durumunda doğacak çocuğun soybağı, yeni eşi üzerinden belirlenebilir.

İddet süresinin kaldırılması için, kadının resmi bir sağlık kuruluşundan alınmış sağlık raporunu mahkemeye sunması gerekmektedir. Mahkeme, raporu değerlendirerek kadının hamile olmadığı sonucuna ulaşırsa, iddet süresinin kaldırılmasına karar verir. Bu karar, kadına yeniden evlenme hakkı tanırken, doğacak çocuğun soybağı açısından da hukuki karışıklıkların önüne geçilmesini sağlar.

Sonuç olarak, iddet süresi ve soybağı arasındaki ilişki hukukun temel konularından biridir. İddet süresi, doğacak çocuğun babasının belirlenmesinde önemli bir rol oynar. Ancak kadın hamile olmadığını resmi olarak kanıtlayabilirse, mahkeme süreci sonucunda bu süre kaldırılabilir ve yeniden evlenme hakkı elde edilebilir. Bu süreç, hukuki düzenin korunmasını sağlarken, soybağına ilişkin ihtilafların önüne geçmek adına da kritik bir işlev görmektedir. İddet süresine uymadan yapılan evliliklerde, çocuğun soybağı ile ilgili hukuki sorunlar ortaya çıkabilir. Bu nedenle, iddet süresine dikkat edilmesi ve gerekiyorsa mahkemeye başvurarak sürenin kaldırılması için hukuki yolların kullanılması önemlidir.


3-İddet Süresinin Değiştirilmesi Davası Nasıl Açılır?

İddet süresinin kaldırılması davası, kadının hamile olmadığını kanıtlaması halinde açılabilen bir davadır. Bu süreçte en önemli delil, resmi bir sağlık kuruluşundan alınacak hamile olmadığına dair sağlık raporudur. Kadın, ikamet ettiği yerin aile mahkemesine başvurarak bu davayı açabilir. Mahkemeye sunulan sağlık raporu incelenir ve kadının hamile olmadığı tespit edilirse, iddet süresinin kaldırılmasına karar verilir. Bu karar, kadının yeniden evlenebilmesini mümkün kılar ve doğacak çocuğun soybağı ile ilgili hukuki karışıklıkların önüne geçilmesini sağlar.

İddet süresinin kaldırılması için kadın öncelikle tam teşekküllü bir sağlık kuruluşuna başvurarak hamile olmadığını gösteren bir rapor almalıdır. Ardından, bu raporu dava dilekçesi ile birlikte aile mahkemesine sunarak süreci başlatabilir. Mahkeme, sunulan belgeleri değerlendirerek, hamilelik durumunun bulunmadığına kanaat getirirse, iddet süresinin kaldırılmasına hükmeder. Genellikle hızlı sonuçlanan bu dava neticesinde kadın, bekleme süresini tamamlamadan resmi olarak yeniden evlenme hakkına sahip olur.


4.İddet Süresinin Değiştirilmesi Davası Hangi Mahkemede Açılır?

İddet süresinin kaldırılması davasında görevli mahkeme, kadının ikamet ettiği yerin aile mahkemesidir. Yetkili mahkeme ise kadının yerleşim yeri mahkemesi olup, başvurunun burada yapılması gerekmektedir. Davanın hızlı ve sorunsuz bir şekilde sonuçlanabilmesi için gerekli belgelerin eksiksiz ve doğru şekilde sunulması büyük önem taşır. Mahkeme, sunulan delilleri değerlendirerek kararını verir.

Kadının iddet süresinin kaldırılması talebiyle açacağı davada, ikamet ettiği yerin aile mahkemesine başvurması gerekmektedir. Başvuru sırasında dava dilekçesi ve resmi bir sağlık kuruluşundan alınmış hamile olmadığına dair sağlık raporu sunulmalıdır. Mahkeme, bu belgeleri inceleyerek kadının hamile olmadığını tespit ederse, iddet süresinin kaldırılmasına karar verir. Bu karar, kadının bekleme süresine tabi olmaksızın yeniden evlenebilmesi için yasal zemini oluşturur ve sürecin resmî olarak tamamlanmasını sağlar.


5.Dava Süreci

İddet süresinin kaldırılması davası, gerekli belgelerin eksiksiz sunulması ve sağlık raporunun doğruluğu halinde genellikle kısa sürede karara bağlanır. Ancak, davanın sonuçlanma süresi, mahkemenin iş yükü ve davanın seyrine bağlı olarak değişkenlik gösterebilir. Çoğu durumda, mahkeme süreci birkaç ay içinde tamamlanarak kadının yeniden evlenme hakkını kazanmasını sağlar.

Mahkeme, sunulan sağlık raporunu ve diğer delilleri titizlikle değerlendirir. Kadının hamile olmadığı tespit edilirse, iddet süresinin kaldırılmasına karar verilir. Bu karar, kadının bekleme süresini tamamlamadan yasal olarak yeniden evlenmesine olanak tanır. Genel olarak hızlı sonuçlanan davalardan biri olmasına rağmen, kesin süre mahkemenin yoğunluğuna ve dava koşullarına bağlı olarak değişebilir.


6.Eşler, İddet Süresine Uymadan Evlendiğinde, Evlilik Geçersiz Olur mu?

İddet süresine riayet edilmeden gerçekleştirilen evlilikler hukuken geçersiz sayılır ve iptali mümkündür. Bu tür bir evlilik, taraflar arasında çeşitli hukuki sorunlara yol açabileceği gibi, özellikle doğacak çocuğun soybağının belirlenmesi açısından ciddi karışıklıklara neden olabilir. Türk Medeni Kanunu’na göre, iddet süresine uymadan yapılan evliliklerin hukuki geçerliliği bulunmaz ve bu durum ilerleyen süreçte mahkeme kararıyla evliliğin iptaliyle sonuçlanabilir.

Ancak, iddet süresinin kaldırılması için açılan davanın olumlu sonuçlanması halinde, kadın mahkeme kararıyla yeniden evlenme hakkına sahip olur ve bu evlilik hukuken geçerli kabul edilir. Bu nedenle, iddet süresine uyulmadan evlilik yapmak yerine, gerekli hukuki sürecin işletilmesi ve iddet süresinin kaldırılması için mahkemeye başvurulması en doğru yol olacaktır. Aksi halde, hukuka aykırı bir evlilik ciddi sonuçlar doğurabilir ve yasal olarak geçersiz sayılabilir.


7.Yargıtay Uygulaması

Yargıtay, iddet süresinin kaldırılması davalarına ilişkin birçok emsal karar vermiştir. Bu kararlar, genellikle kadının hamile olmadığını resmi belgelerle kanıtlaması halinde, iddet süresinin kaldırılabileceği yönündedir. Yargıtay içtihatlarında, iddet süresinin temel amacının doğacak çocuğun soybağının belirlenmesi olduğu vurgulanmakta ve kadının hamile olmadığının kesin olarak tespit edilmesi durumunda bu sürenin mahkeme kararıyla kaldırılabileceği belirtilmektedir. Bu nedenle, Yargıtay kararları, iddet süresinin kaldırılması davalarının nasıl şekillendiği konusunda önemli bir yol gösterici niteliği taşımaktadır.

Yargıtay’ın konuya ilişkin kararlarında, iddet süresinin kaldırılması için kadının hamile olmadığını ispatlamasının yeterli olduğu ifade edilmektedir. Bu doğrultuda, mahkemeler tarafından yapılan değerlendirmelerde, iddet süresinin korunma amacının dışında bir engel teşkil etmemesi gerektiği belirtilir. Resmi bir sağlık raporu ile hamile olmadığını kanıtlayan kadının talebi doğrultusunda, mahkeme iddet süresinin kaldırılmasına hükmeder ve böylece kadının yeniden evlenebilmesi hukuken mümkün hale gelir.


8. İddet Süresinin Değiştirilmesi Davası Dilekçe Örneği

T.C. ANKARA AİLE MAHKEMESİ SAYIN HAKİMLİĞİ’NE

DAVACI: [Adınız ve Soyadınız]
T.C. KİMLİK NO: [T.C. Kimlik Numaranız]
ADRES: [Adresiniz]

DAVALI: Hasımsız

KONU: İddet süresinin kaldırılması talebine ilişkindir.

AÇIKLAMALAR:

  1. [Boşanma kararının kesinleşme tarihi veya eşimin vefat tarihi] itibarıyla iddet sürem başlamıştır.
  2. Hamile olmadığımı gösteren, [Tarih] tarihli sağlık raporum dilekçem ekinde sunulmaktadır.
  3. Yeniden evlenme talebim doğrultusunda, yasal bekleme süresi olan iddet süresinin mahkemeniz tarafından kaldırılmasını istemekteyim.

HUKUKİ DAYANAKLAR:

  • Türk Medeni Kanunu’nun ilgili maddeleri
  • [Boşanma kararının kesinleştiğini gösteren belge veya eşin ölüm belgesi]
  • Sağlık raporu

SONUÇ VE TALEP:

Yukarıda açıklanan sebepler doğrultusunda, mahkemenizce yapılacak inceleme neticesinde 300 günlük iddet süresinin kaldırılmasına karar verilmesini saygılarımla arz ve talep ederim.

Tarih:
İmza:
[Adınız ve Soyadınız]


 


WhatsApp
Hemen Ara