VASİYETNAMENİN AÇILMASI, İPTALİ VE YERİNE GETİRİLMESİ DAVASI : KADİR İNANIR ÖRNEĞİ
Bu içerik 28 Eylül 2026 tarihinde güncellenmiştir.
Vasiyetnamenin açılması, tenfizi (yerine getirilmesi), iptali ve saklı pay kuralları; mirasbırakanın son iradesinin hangi ölçüde uygulanacağını ve mirasçıların hangi haklara sahip olduğunu belirleyen temel miras hukuku konularıdır.
➔ Vasiyetname, kural olarak Sulh Hukuk Mahkemesinde açılır ve ilgililere okunur.
➔ Vasiyetnamenin tenfizi için gerekli tebligat ve kesinleşme süreçlerinin tamamlanması gerekir.
➔ Saklı paylı mirasçılar, vasiyetnameyle tamamen mirastan çıkarılamaz.
➔ Yeğenler yasal mirasçı olabilse de saklı paylı mirasçı değildir.
➔ Saklı paylı mirasçı yoksa mirasın tamamı hayat arkadaşına, vakfa veya derneğe bırakılabilir.
➔ Vasiyetnamenin geçerliliği; ehliyet, şekil şartları ve irade sakatlığı yönünden ayrıca dava konusu olur.
Avukata sor ➔ +90 532 685 61 40
Adres ➔ AC Moment Yapı, Soğanlık Yeni Mh., Baltacı M. Paşa Sk No:18/152, 34880 Kartal/İstanbul
Vasiyetname nasıl hazırlanır adlı çalışmamız için tıklayın
VASİYETNAMENİN AÇILMASI VE OKUNMASI DAVASI
Vasiyetnamenin açılması ve okunması işlemleri, mirasbırakanın son yerleşim yerindeki Sulh Hukuk Mahkemesi tarafından gerçekleştirilir. Vasiyetnamenin hangi usule göre açılacağı ve ilgililere nasıl bildirileceği Türk Medeni Kanunu’nun 596. maddesi ve devamındaki hükümlerle düzenlenmiştir.
Vasiyetnamenin Açılması ve Okunması Ne Anlama Gelir?
Vasiyetnamenin açılması, miras hukukunda vasiyetnameyle bağlantılı temel işlemlerden biridir. Mirasbırakanın vasiyetname içerisinde hangi malvarlığı hakkında ne şekilde tasarrufta bulunduğunun ve kimlere hangi hakları bıraktığının anlaşılması, vasiyetnamenin resmi olarak açılıp okunmasıyla mümkün olur.
Türk Medeni Kanunu’nun 596. maddesine göre vasiyetname, mirasbırakanın yerleşim yerindeki Sulh Hukuk Hâkimi tarafından açılır ve ilgililere okunur. TMK’nın 597. maddesi uyarınca ise mirastan hak sahibi olan kişilerin her birine, masrafları terekeye ait olmak üzere vasiyetnamenin kendilerini ilgilendiren bölümlerinin onaylı örneği gönderilir.
Bu nedenle mirasbırakanın ölümünden sonra ortaya çıkan bir vasiyetnamenin Sulh Hukuk Mahkemesine teslim edilmesi zorunludur. Vasiyetnamenin geçersiz olduğu düşünülse dahi mahkemeye teslim yükümlülüğü ortadan kalkmaz.
Vasiyetnameyi teslim alan Sulh Hukuk Hâkimi, belgeyi gecikmeksizin incelemek ve gerekli koruma tedbirlerini almakla yükümlüdür. Vasiyetnamenin hukuken geçerli olup olmadığı bu aşamada belirleyici değildir. Belge, mahkemeye teslim edildiği tarihten itibaren bir ay içinde mirasbırakanın yerleşim yerindeki Sulh Hukuk Mahkemesi tarafından açılmalı ve ilgililere bildirilmelidir.
Bilinen yasal mirasçılar ile vasiyetnameden hak elde edebilecek diğer kişiler, isterlerse vasiyetnamenin açılacağı duruşmada hazır bulunabilmeleri için çağrılır. Mirasbırakanın ölümünden sonra başka bir vasiyetname daha ortaya çıkarsa aynı işlemlerin bu belge bakımından da uygulanması gerekir.
Sulh Hukuk Hâkiminin temel görevi; belirlenen tarihte vasiyetnameyi açmak, vasiyetnamenin açılıp okunduğunu tutanağa geçirmek ve hazır bulunanların tutanağı imzalamasını sağlamaktır. Ardından vasiyetnamenin açılması ve okunması işleminin gerçekleştiğinin tespitine karar verilir ve açılan vasiyetnamenin bir örneği ilgili kişilere tebliğ edilir.
Mahkeme ayrıca talepte bulunan mirasçılara mirasçılık belgesi (Veraset ilamı) verir. Terekeye dahil malların geçici olarak yasal mirasçılara teslim edilmesine karar verebileceği gibi gerekli görülmesi hâlinde terekenin resmi olarak yönetilmesini de sağlayabilir.
Vasiyetnamenin geçerliliği, iptali, tenkisi veya başka bir hukuki uyuşmazlık bulunması, vasiyetnamenin açılmasına engel oluşturmaz. Bu tür uyuşmazlıklar görevli mahkemede ayrı davaların konusu yapılır.
Vasiyetname hakkında herhangi bir itiraz bulunmadığının tespitine ise vasiyetnamenin açılması davasına bakan mahkeme değil, vasiyetnamenin tenfizi davasına bakan mahkeme karar verir.
VASİYETNAME AÇILIRKEN MİRASÇILARA TEBLİGAT YAPILMASI ZORUNLU MUDUR?
Türk Medeni Kanunu’nun 596. maddesi gereğince bir vasiyetname, geçerli olup olmadığı dikkate alınmaksızın mahkemeye teslim edildiği tarihten başlayarak bir ay içerisinde mirasbırakanın yerleşim yerindeki Sulh Hukuk Hâkimi tarafından açılmalıdır. Vasiyetname açılırken bilinen mirasçılar ve diğer ilgililer, isterlerse açılış sırasında hazır bulunabilmeleri için çağrılır ve vasiyetname okunur.
Mirasçılar talep ettikleri takdirde kendilerine mirasçılık belgesi verilmesi; terekeye dahil malların geçici olarak yasal mirasçılara teslim edilmesi veya gerektiğinde terekenin resmi yönetimine karar verilmesi de mümkündür.
Yargıtay bütün mirasçılara vasiyetname tebliğ edilmeden ve gerekli usul işlemleri tamamlanmadan karar verilmesini eksik inceleme olarak değerlendirmiş ve kararın bozulması gerektiğine hükmetmiştir.
TMK’nın 597. maddesine göre ise mirasta hak sahibi olan kişilere vasiyetnamenin kendilerini ilgilendiren bölümlerinin onaylı örneği gönderilmelidir.
Vasiyetnamenin açılıp okunmasının amacı, yasal mirasçılar ile lehine kazandırma yapılan kişilerin vasiyetnamenin içeriğini öğrenmesini ve yasal haklarını kullanabilmesini sağlamaktır.
Bu nedenle Sulh Hukuk Hâkimi, TMK’nın 596. maddesi ve ilgili mevzuat doğrultusunda vasiyetnameyi açmalı; lehine kazandırma yapılan kişiler ile yasal mirasçılara vasiyetnamenin onaylı örneğini tebliğ etmeli ve isterlerse vasiyetnamenin açılacağı duruşmada hazır bulunmaları için onları çağırmalıdır.
İlgili kişiler ancak vasiyetnamenin açılıp okunması ve kendilerine bildirilmesi sayesinde haklarının kapsamını öğrenebilirler.
Bu nedenle TMK’nın 595, 596 ve 597. maddeleri uyarınca tüm mirasçılara vasiyetname ekli davetiye gönderilmesi, vasiyetnamenin açılıp okunduğunun duruşma tutanağına yazılması, tutanağın hazır bulunan kişiler tarafından imzalanmasının sağlanması ve vasiyetnamenin okunma işleminin gerçekleştiğinin tespitine karar verilmesi gerekir.
Yargıtay bu işlemleri yerine getirmeden verilen kararı usul ve yasaya aykırı bulmuş ve bozma nedeni saymıştır.
VASİYETNAMENİN AÇILMASI İLE TENFİZİ (YERİNE GETİRİLMESİ) AYNI DAVADA İSTENEBİLİR Mİ?
Vasiyetnameyle bağlantılı hukuki uyuşmazlıklar, görevli mahkemede ayrıca dava konusu yapılabilir. Bu uyuşmazlıkların bulunması vasiyetnamenin açılması işleminin gerçekleştirilmesine engel değildir. Bir vasiyetnamenin itiraza uğramadığının tespitine vasiyetnamenin açılması davasını gören mahkeme değil, vasiyetnamenin tenfizi hakkında karar verecek mahkeme hükmeder.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi – K.2016/6909 sayılı kararına konu olayda mirasbırakanın tüm mirasçılarına TMK’nın 595, 596 ve 597. maddelerine uygun olarak, vasiyetnamenin açılacağı tarihte isterlerse hazır bulunabilmeleri için tebligat yapılmadan, davacının mirasçı olmadığı gerekçesiyle davanın reddedilmesini doğru bulunmamıştır.
Vasiyetnamenin tenfizi (yerine getirilmesi) davasının görülebilmesi için vasiyetnamenin öncelikle açılıp okunmuş olması gerekir. Vasiyetnameye itiraz edilmemiş olmalı veya bir itiraz bulunuyorsa vasiyetnamenin iptali ya da tenkisi amacıyla açılan davaların kesinleşmesi beklenmelidir. Başka bir ifadeyle tenfiz kararı verilebilmesi için hukuken kesinleşmiş bir vasiyetname bulunmalıdır.
Bu nedenle vasiyetnamenin açılması ve okunması ile vasiyetnamenin tenfizi taleplerinin aynı dava dosyasında birlikte görülmesi mümkün değildir. Yargıtay, vasiyetnamenin tenfizine ilişkin talebi ayırarak ayrı bir esasa kaydetmesi gerekirken iki talep hakkında aynı dosyada karar verilmesini hukuka uygun bulmamıştır.
Vasiyetname hakkındaki uyuşmazlıkların ayrıca dava konusu yapılması vasiyetnamenin açılmasını engellemez. Vasiyetnamenin herhangi bir itiraza uğramadığının tespiti de açılma davasına değil, tenfiz davasına bakan mahkemenin görevidir.
Vasiyetnamenin yerine getirilmesine karar verilebilmesi için vasiyetnamenin açılıp okunmasından sonra herhangi bir itiraza uğramamış olması gerekir.
İtiraz edilmişse vasiyetnamenin iptali veya tenkis davası sonucunun kesinleşmesi beklenmelidir. Dolayısıyla tenfiz aşamasına geçilebilmesi için kesinleşmiş bir vasiyetname bulunması gerekir.
Vasiyetnamenin tenfizine aynı dosyada karar verilmesi doğru değildir. Çünkü vasiyetnamenin açılması davası ile tenfiz davası aynı dava dosyası içerisinde birlikte görülemez.
VASİYETNAMENİN GEÇERSİZ OLMASI AÇILMASINA ENGEL MİDİR?
Vasiyetname geçerli olup olmadığına bakılmadan, Sulh Hukuk Mahkemesine teslim edildiği tarihten itibaren bir ay içerisinde mirasbırakanın yerleşim yerindeki Sulh Hukuk Hâkimi tarafından açılmalıdır. Vasiyetname açılırken bilinen mirasçılar ve diğer ilgililer, dilerlerse hazır bulunmaları amacıyla çağrılır ve vasiyetname okunur. Bu yükümlülük TMK’nın 596. maddesinde düzenlenmiştir.
Vasiyetname açıldıktan sonra mirasta hak sahibi olan kişilerin her birine vasiyetnamenin kendilerini ilgilendiren bölümünün onaylı örneği tebliğ edilir. Lehine karşılıksız kazandırma yapılan kişilerin veya mirasçıların adresleri bilinmiyorsa vasiyetname kendilerine ilan yoluyla bildirilir.
Sulh Hukuk Hâkimi, vasiyetnamenin mahkemeye teslim edilmesinin ardından gerekli koruma önlemlerini almakla da yükümlüdür. Mümkün olduğu ölçüde ilgilileri dinleyerek terekenin geçici şekilde yasal mirasçılara teslim edilmesine veya terekenin resmi olarak yönetilmesine karar verir.
Vasiyetnamenin açılıp okunduğunun tespit edilmesindeki temel amaç, mirasçıları ve vasiyetnameyle kendilerine kazandırma yapılan kişileri bilgilendirmek ve yasal haklarını kullanabilmelerini sağlamaktır.
Türk Medeni Kanunu’nun 542. maddesine göre mirasbırakan, kanunun vasiyetname için öngördüğü şekillerden birine uyarak yeni bir vasiyetname düzenlemek suretiyle önceki vasiyetnamesinden her zaman dönebilir. Mirasbırakan önceki vasiyetnamenin tamamını ortadan kaldırabileceği gibi yalnızca belirli bir kısmından da dönebilir.
Yargıtay’ın bir dosyasına konu olayda murisin (miras bırakanın) ilk olarak 25.06.2009 tarihinde lehtarı belirli olan bir vasiyetname düzenlediği, daha sonra ise 16.09.2014 tarihinde önceki vasiyetnameden döndüğünü belirten düzenleme şeklinde bir ölüme bağlı tasarrufta bulunduğu görülmüştür. Bu durumda vasiyetnameden dönüldüğüne ilişkin beyanı içeren resmi belgenin de ölüme bağlı tasarruf niteliğinde olduğu kabul edilmelidir.
Böyle bir belge kanunda belirtilen şekillere uygun şekilde düzenlenebilir ve geçerli olup olmadığına bakılmaksızın açılması gerekir. İlgililer haklarını ancak söz konusu belgenin açılıp okunması sayesinde öğrenebilirler.
Bu nedenle mirasçılara TMK’nın 595, 596 ve 597. maddeleri doğrultusunda vasiyetname ekli tebligat gönderilmesi, isterlerse açılış sırasında hazır bulunmalarının sağlanması, vasiyetnamenin açılıp okunduğunun tutanağa yazılması ve tutanağın hazır bulunan kişilerce imzalanması gerekir.
Mahkeme ayrıca vasiyetnamenin okunması işleminin gerçekleştiğini tespit eden bir karar vermelidir.
VASİYET EDENİN ÖLÜMÜ KONUSUNDA ŞÜPHE VARSA VASİYETNAME AÇILIR MI?
Türk Medeni Kanunu uyarınca mirasbırakanın ölümünden sonra vasiyetname, geçerli olup olmadığına bakılmaksızın yerleşim yerindeki Sulh Hukuk Hâkimine teslim edilmelidir. Vasiyetname, teslim tarihinden itibaren bir ay içerisinde açılmalı ve ilgililere okunmalıdır.
Ancak vasiyetname mahkemeye verildiği sırada vasiyetçinin öldüğünü kesin olarak gösteren bir delil bulunmuyorsa ölümün ispatlanmasına kadar vasiyetnamenin açılması işlemi ertelenir. Vasiyetnamenin hangi gün açılacağı Sulh Hukuk Hâkimi tarafından belirlenir.
Adresi bilinen mirasçılara vasiyetnamenin açılacağı gün ve saat bildirilerek mahkemece uygun yöntemle davet gönderilir. Hâkim belirlenen günde gelen mirasçıların huzurunda vasiyetnameyi açar.
Davet edilmiş olmalarına rağmen hiçbir mirasçı duruşmaya katılmasa bile vasiyetnamenin açılması işlemi gerçekleştirilir. Vasiyetname açıldıktan sonra okunur ve gerçekleştirilen işlemi gösteren bir tutanak hazırlanır.
Bu tutanak hâkim, zabıt kâtibi ve duruşmada hazır bulunan ilgililer tarafından imzalanır.
VASİYETNAMENİN AÇILMASINA İTİRAZ VE VASİYETNAMENİN İPTALİ DAVASI
TMK’nın 595. maddesine göre mirasbırakanın ölümünün ardından ele geçen vasiyetnamenin geçerli olup olmadığı dikkate alınmaksızın derhal Sulh Hukuk Hâkimine teslim edilmesi zorunludur.
Vasiyetname teslim edildiği tarihten itibaren bir ay içerisinde açılmalı ve ilgililere okunmalıdır.
Vasiyetname usulüne uygun şekilde açılıp okunduktan ve vasiyetnamenin okunmasına ilişkin karar kesinleştikten sonra vasiyetnamenin iptali davası için öngörülen bir yıllık hak düşürücü süre işlemeye başlar. Vasiyetnamenin iptaline ilişkin bir davanın incelenebilmesi için öncelikle uyuşmazlık konusu vasiyetnamenin daha önce açılıp açılmadığının araştırılması gerekir.
Vasiyetnamenin açılması ve okunmasının amacı, yasal mirasçıları ve vasiyetnameyle lehine kazandırma yapılan kişileri bilgilendirerek yasal haklarını kullanabilmelerini sağlamaktır.
Vasiyetname usulüne uygun biçimde açılıp ilgili kişilere tebliğ edilmediği sürece kanunda düzenlenen bir yıllık süre işlemeye başlamaz. Vasiyetnamenin açılmasına ilişkin mahkeme kararının kesinleşme tarihini gösteren şerhli ve onaylı örneğinin ilgili mahkemeden getirtilerek dava dosyasına konulması gerekir.
Vasiyetnamenin iptali amacıyla dava açılması hâlinde bu davada verilecek karar, vasiyetnamenin yerine getirilmesi yani tenfizi hakkında açılan davanın sonucunu doğrudan etkileer.
VASİYETNAMENİN TENFİZİ (YERİNE GETİRİLMESİ) DAVASI
Vasiyetnamenin tenfizi, vasiyetnamenin hukuken uygulanabilir hâle gelip gelmediğinin, vasiyetnameye süresi içerisinde itiraz edilip edilmediğinin ve vasiyetnamenin kesinleşip kesinleşmediğinin belirlenmesine yönelik hukuki süreçtir. Vasiyetnamenin tenfizi ve yerine getirilmesine ilişkin uyuşmazlıklar kural olarak Asliye Hukuk Mahkemesinde görülür.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 13.02.1991 tarihli, 648-65 sayılı kararında açıklandığı üzere vasiyetnamenin tenfizi davasının amacı; Sulh Hukuk Mahkemesinde açılmış olan vasiyetname bakımından Türk Medeni Kanunu’nun 595. maddesi ve devamındaki tebligat işlemlerinin tamamlanıp tamamlanmadığını, gerekli yasal sürelerin geçip geçmediğini, vasiyetnameye herhangi bir itiraz yapılıp yapılmadığını ve vasiyetnamenin iptalinin talep edilip edilmediğini belirlemektir.
Bu işlemlerin tamamlanması ve vasiyetnameye yönelik hukuki bir engel bulunmaması hâlinde vasiyetnamenin kesinleştiği tespit edilir. Başka bir ifadeyle vasiyetnamenin tenfizi, vasiyetnamenin usulüne uygun olarak açıldığının ve vasiyetnameye itiraz edilmediğinin ya da yapılan itirazların sonuçsuz kaldığının tespit edilmesinden oluşur.
Vasiyetnamenin yerine getirilebilmesi için öncelikle vasiyetnamenin usulüne uygun şekilde açıldığının ve vasiyetnamenin iptali davası açılması için kanunda öngörülen sürenin sona erdiğinin belirlenmesi gerekir.
Vasiyetname usulüne uygun şekilde açılıp okunduktan ve buna ilişkin karar kesinleştikten sonra vasiyetnamenin iptali bakımından bir yıllık hak düşürücü süre işlemeye başlar.
Vasiyetnamenin iptali davasında öncelikle vasiyetnamenin daha önce açılıp açılmadığı araştırılmalı; vasiyetnamenin açılmasına ilişkin mahkeme kararının kesinleşme tarihini gösteren şerhli ve onaylı örneği ilgili dosyaya getirtilmelidir.
Vasiyetnamenin iptali için dava açılması hâlinde bu davanın sonucunda verilecek hüküm, vasiyetnamenin yerine getirilmesi davasının sonucunu doğrudan etkileyebilir.
Bu nedenle bir yıllık iptal süresinin dolması beklenmeden veya açılmış bir iptal davası varsa bu dava sonuçlanmadan tenfiz hakkında karar verilmesi usul ve yasaya uygun değildir.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi – K.2016/11238 sayılı kararında, mahkemenin vasiyetnamenin açılması dosyasının kesinleşmesini beklemeden ve vasiyetnamenin iptali için kanunda belirlenen bir yıllık süre tamamlanmadan eksik inceleme ile hüküm kurmasını doğru bulmamış, kararı bozmuştur.
VASİYETNAMENİN TENFİZİ DAVASI NASIL AÇILIR?
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 514. maddesine göre mirasbırakan, tasarruf özgürlüğünün sınırları içerisinde malvarlığının tamamı veya belirli bir bölümü hakkında vasiyetname düzenleyebilir. Vasiyet kural olarak karşılıksız bir ölüme bağlı tasarruftur.
Vasiyet alacaklısı, mirasbırakanın külli halefi değil cüzi halefidir. Bu nedenle kendisine vasiyet edilen mal üzerinde mirasbırakanın ölümüyle birlikte doğrudan mülkiyet hakkı kazanmaz.Kendisine belirli bir mal vasiyet edilen kişi, söz konusu malın mülkiyetini ancak vasiyetnamenin yerine getirilmesi ve gerekiyorsa malın kendi adına tescil edilmesi sonucunda kazanır.
Vasiyet alacaklısının talep hakkının hukuki dayanağını oluşturan vasiyetname, mirasbırakan hayattayken düzenlense de bir ölüme bağlı tasarruftur. Bu nedenle vasiyet alacağı ancak mirasbırakanın ölümüyle birlikte doğar.
Vasiyetnamenin tenfizi davası, vasiyeti yerine getirme görevlisi bulunuyorsa bu kişiye karşı açılır. Böyle bir görevli bulunmuyorsa dava yasal veya atanmış mirasçılara yöneltilmelidir.
Vasiyetnamenin tenfizi ile buna bağlı olarak açılan tapu iptal ve tescil davası, vasiyetnamenin açılıp okunduğunun, itiraza uğramadığının veya yapılan itirazların reddedilmesi sonucunda kesinleştiğinin belirlenmesini gerektirir.
VASİYETNAMENİN TENFİZİ İÇİN ÖNCE VASİYETNAMENİN AÇILMASI GEREKİR Mİ?
Vasiyetnamenin tenfizi davasının kabul edilebilmesi için diğer şartlarla birlikte öncelikle vasiyetnamenin hukuken geçerliliğini koruyup korumadığının belirlenmesi gerekir.
Sulh Hukuk Mahkemesi tarafından açılan vasiyetnamenin Türk Medeni Kanunu’nun 596. maddesi ve devamındaki hükümler doğrultusunda ilgililere tebliğ edilmesi, gerekli kanuni sürelerin geçmesi ve vasiyetnameye itiraz edilmemesi gerekir.
Vasiyetnamenin iptali talep edilmemişse veya yapılan itirazlar sonuçsuz kalmışsa vasiyetnamenin kesinleştiği tespit edilebilir.
TMK’nın 595. maddesine göre mirasbırakanın ölümünden sonra ele geçen vasiyetname, geçerli olup olmadığı dikkate alınmaksızın derhal Sulh Hukuk Hâkimine teslim edilmelidir.
Vasiyetname mahkemeye teslim edildiği tarihten başlayarak bir ay içerisinde açılmalı ve ilgililere okunmalıdır. Vasiyetname usulüne uygun olarak açılıp okunmuş ve bu konudaki karar kesinleşmişse vasiyetnamenin iptali için bir yıllık hak düşürücü süre işlemeye başlar.
Tenfiz davasında bu nedenle öncelikle vasiyetnamenin açılıp açılmadığı araştırılmalı, vasiyetnamenin açılmasına ilişkin kararın kesinleşme tarihini gösteren şerhli ve onaylı örneği ilgili mahkemeden getirtilerek dosyaya konulmalıdır.
VASİYETNAMENİN TENFİZİ DAVASINDA HANGİ İŞLEMLER YAPILIR?
Vasiyetnamenin tenfizi davasının kabulü için diğer koşulların yanında vasiyetnamenin hâlen hukuken ayakta olup olmadığı belirlenmelidir. Hukuk Genel Kurulunun 13.02.1991 tarihli kararında da belirtildiği üzere tenfiz davası doğrudan ayni bir hak tesis eden bir dava değildir.
Amaç, Sulh Hukuk Mahkemesinde açılan vasiyetname bakımından TMK’nın 596. maddesi ve devamındaki tebliğ işlemlerinin tamamlandığının, gerekli yasal sürelerin geçtiğinin, vasiyetnameye herhangi bir itiraz yapılmadığının veya iptalinin istenmediğinin ya da yapılan itirazların sonuçsuz kaldığının belirlenmesidir.
Bu şartların gerçekleşmesiyle vasiyetnamenin kesinleştiği tespit edilir. Ancak söz konusu tespit tek başına ayni hakkın başka bir kişiye geçirilmesi sonucunu doğurmaz.
Kendisine belirli bir mal vasiyet edilmiş olan kişinin, TMK’nın 600. maddesi uyarınca vasiyeti yerine getirmekle yükümlü kişi varsa ona; böyle bir kişi bulunmuyorsa yasal veya atanmış mirasçılara karşı dava açarak kendisine bırakılan malın teslimini istemesi gerekir.
Vasiyetnamenin tenfizine ve vasiyet edilen taşınmazın davacı adına tesciline karar verilebilmesi için öncelikle vasiyetnamenin açılıp okunması gerekir.
Bunun yanında tüm mirasçıların vasiyetnameyi itiraz etmeksizin kabul etmiş olması veya bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde vasiyetnamenin iptali ya da tenkis davası açılmışsa bu davanın sonucunun beklenmesi gerekir. Mahkeme elde edilecek sonuca göre tenfiz ve tescil talebi hakkında karar vermelidir.
VASİYETNAMENİN TENFİZİ DAVASINDA BEKLETİCİ MESELE
Vasiyetnamenin tenfizi davasında ilk olarak vasiyetnamenin açılmasına ilişkin kararın kesinleşme tarihini gösteren onaylı örneğinin ilgili mahkemeden getirtilerek dosyaya eklenmesi gerekir.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi – K.2016/2062 esas nolu dosyasında noter tarafından 03.04.1974 tarihinde ve 1143 yevmiye numarasıyla düzenlenen vasiyetname hakkında Sulh Hukuk Mahkemesinin 1981/3 Esas ve 1981/6 Karar sayılı dosyasında vasiyetnamenin açılmasına karar verilmiştir. Ancak vasiyetnamenin açılmasına ilişkin gerekçeli kararın tüm mirasçılara tebliğ edilmediği anlaşılmıştır. Bu nedenle dava tarihinde vasiyetnamenin açılması dosyasının henüz derdest olduğu kabul edilmiştir.
Öncelikle vasiyetnamenin açılmasına ilişkin kararın kesinleşme tarihini gösteren onaylı örneğin ilgili mahkemeden getirtilip dava dosyasına konulması gerekir. Bunun yanında vasiyetnamenin iptali davası açılmışsa burada verilecek hüküm, vasiyetnamenin yerine getirilmesine ilişkin davanın sonucunu doğrudan etkiler.
Dolayısıyla TMK’nın 559. maddesinde düzenlenen bir yıllık iptal davası açma süresi dolmadan ve açılmış bir iptal davası varsa bu dava sonuçlanmadan hüküm verilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Mahkeme, vasiyetnamenin açılması dosyasının kesinleşmesini ve taraflar arasında açılmış bir vasiyetnamenin iptali davası bulunuyorsa bu davanın kesinleşmesini bekletici mesele yapmalıdır.
Yargıtay bu davaların sonucuna göre tenfiz talebi hakkında karar verilmesi gerekirken, vasiyetnamenin usulüne uygun şekilde açılmadığı gerekçesiyle davanın doğrudan reddedilmesi doğru bulmamış ve kararı bozmuştur.
VASİYETNAMENİN TENFİZİ DAVASINDA GÖREVLİ MAHKEME HANGİSİDİR?
Vasiyetnamenin tenfizine ilişkin davalar, vasiyetten doğan yükümlülüğünü yerine getirmeyen vasiyet yükümlüsüne karşı açılması gereken çekişmeli davalardır. Bu nedenle söz konusu uyuşmazlık çekişmesiz yargı işi değildir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun yürürlüğe girmesinden sonra açılmış olan ve tapu iptali ile tescil istemi içeren bu tür davaların Asliye Hukuk Mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerekir.
KADİR İNANIR ÖRNEĞİ: TÜM MİRASINI İSTEDİĞİ KİŞİYE BIRAKABİLİR Mİ?
Kadir İnanır’ın mirasına ilişkin kamuoyuna yansıyan bilgiler, vasiyetname, saklı pay ve mirasbırakanın tasarruf özgürlüğü bakımından dikkat çekici bir örnek oluşturmaktadır.
Basına yansıyan bilgilere göre Kadir İnanır, 2015 yılında düzenlediği önceki vasiyetnamesinden dönerek 9 Mayıs 2022 tarihinde Beyoğlu 48. Noterliğinde yeni bir vasiyetname hazırlattı. Açıklamalara göre vasiyetname doktor raporu alınarak ve tanıklar huzurunda düzenlendi. Bu vasiyetnamede üç otomobili, taşınmazlardaki hak ve hisseleri, banka ve yatırım hesaplarındaki para ve getirileri, koleksiyonları, sanat eserleri, alacak hakları ve telif hakları dahil olmak üzere malvarlığına ilişkin haklarını uzun yıllardır hayat arkadaşı olan Jülide Kural’a bıraktığı belirtildi.
Ayrıca Jülide Kural’ın mirasın açıldığı tarihte hayatta bulunmaması hâlinde mirasın İnsan Hakları Derneği, Türkiye İnsan Hakları Vakfı ve Nesin Vakfı arasında eşit olarak paylaştırılmasının istendiği açıklandı.
Kadir İnanır Malvarlığının Tamamını Jülide Kural’a Vasiyet Edebilir mi?
Bu sorunun cevabı, Kadir İnanır’ın ölüm tarihinde saklı paylı mirasçısının bulunup bulunmadığına bağlıdır.
Türk Medeni Kanunu’nun 505. maddesine göre mirasbırakanın altsoyu, ana veya babası ya da sağ kalan eşi bulunuyorsa, mirasbırakan ancak bu kişilerin saklı payları dışında kalan bölüm üzerinde serbestçe ölüme bağlı tasarrufta bulunabilir. Bu kişilerden hiçbiri bulunmuyorsa mirasbırakan, kural olarak mirasının tamamı üzerinde vasiyetname yoluyla tasarruf edebilir.
Bir kişinin yasal mirasçılarının bulunması, onun bütün malvarlığını başka bir kişiye vasiyet etmesine engel değildir. Önemli olan, bu yasal mirasçıların aynı zamanda saklı paylı mirasçı olup olmadığıdır.
Saklı Paylı Mirasçılar Kimlerdir?
Güncel Türk Medeni Kanunu’na göre saklı pay hakkına sahip kişiler şunlardır:
- Altsoy, yani çocuklar (onlar yoksa torunlar),
- Mirasbırakanın ana ve babası,
- Sağ kalan eş.
Altsoyun saklı payı yasal miras payının yarısıdır. Ana ve babanın her birinin saklı payı, kendilerine düşen yasal miras payının dörtte biridir. Sağ kalan eşin saklı payı ise birlikte mirasçı olduğu zümreye göre değişmektedir.
Bu kişilerin saklı payları bir vasiyetname ile tamamen ortadan kaldırılamaz. Vasiyetname saklı payı ihlal ederse, şartları bulunan saklı paylı mirasçı tenkis davası açarak tasarrufun kanuni sınıra indirilmesini talep edebilir.
Kadir İnanır’ın Yeğenlerinin Saklı Pay Hakkı Var mı?
Kadir İnanır örneğinde özellikle yeğenlerin açıklamaları kamuoyunda tartışma konusu olmuştur. Ancak yeğen olmak, tek başına saklı pay hakkı sağlamaz.
Daha da önemlisi, 2007 yılında yapılan kanun değişikliğiyle kardeşlerin dahi saklı pay hakkı kaldırılmıştır. Dolayısıyla kardeşler ve kardeşlerin altsoyu olan yeğenler, belirli şartlarda yasal mirasçı olabilseler de günümüzde saklı paylı mirasçı değildir.
Bu nedenle yalnızca “Kadir İnanır’ın yeğeniyim” gerekçesiyle vasiyetnamenin tenkis edilmesi ve mirastan zorunlu bir pay verilmesi talep edilemez.
Yeğenlerin ekonomik durumlarının kötü olması, mirasbırakanla yakın ilişkilerinin bulunması, uzun yıllar aile bağının sürmesi veya miras bırakılmasını beklemeleri de tek başına saklı pay hakkı yaratmaz.
Burada yasal mirasçılık ile saklı paylı mirasçılık birbirinden ayrılmalıdır. Bir kişi yasal mirasçı olduğu hâlde saklı paylı mirasçı olmayabilir.
Saklı Paylı Mirasçısı Yoksa Mirasının Tamamını Bırakabilir
Eğer Kadir İnanır’ın ölüm tarihinde altsoyu, hayatta olan anne veya babası ve hukuken sağ kalan eşi bulunmuyorsa, TMK’nın 505. maddesi bakımından saklı paylı mirasçısı bulunmadığı sonucu ortaya çıkar.
Bu durumda mirasbırakan, malvarlığının tamamını vasiyetnameyle bir kişiye veya birden fazla gerçek ya da tüzel kişiye bırakabilir. Türk Medeni Kanunu açıkça, saklı paylı mirasçılardan hiçbirinin bulunmaması durumunda mirasbırakanın mirasının tamamı üzerinde tasarruf edebileceğini düzenlemektedir.
Dolayısıyla somut olayda saklı paylı bir mirasçı bulunmadığı varsayılırsa, Kadir İnanır’ın bütün malvarlığını hayat arkadaşı Jülide Kural’a bırakması kural olarak saklı pay yönünden hukuken mümkündür.
Jülide Kural Resmî Eşi Değilse Mirasçı Olabilir mi?
Resmî nikâh bulunmayan hayat arkadaşları Türk Medeni Kanunu uyarınca kendiliğinden yasal mirasçı olmaz. Ancak bu durum, hayat arkadaşına vasiyetnameyle mal bırakılmasına engel değildir. Mirasbırakan tasarruf edebileceği kısmı vasiyetnameyle hayat arkadaşına bırakabilir.
Bu nedenle Jülide Kural’ın Kadir İnanır’ın yasal eşi olup olmaması ile vasiyet alacaklısı veya atanmış mirasçı olması birbirinden farklı hukuki meselelerdir.
Resmî eş değilse kanundan doğan otomatik bir eş sıfatıyla miras hakkı söz konusu olmayabilir; buna karşılık geçerli bir vasiyetnameyle kendisine bırakılan malvarlığı yönünden hak sahibi olabilir.
Vakıf ve Derneklere Miras Bırakılabilir mi?
Kadir İnanır’ın vasiyetinde Jülide Kural’ın mirasın açıldığı tarihte hayatta bulunmaması durumunda mirasının İnsan Hakları Derneği, Türkiye İnsan Hakları Vakfı ve Nesin Vakfına eşit olarak bırakılmasını istediği bildirildi.
Türk miras hukukunda, gerekli hukuki şartların sağlanması kaydıyla yalnızca aile fertlerine değil, gerçek veya tüzel kişilere de vasiyetnameyle kazandırma yapılabilir.
Bu nedenle bir mirasbırakanın tasarruf edilebilir kısmını bir derneğe veya vakfa bırakması mümkündür. Saklı paylı mirasçısı bulunmuyorsa, kural olarak mirasının tamamının da bu şekilde bırakılması mümkündür.
Burada vasiyetnamenin nasıl kaleme alındığı, kuruluşların doğru ve tereddüde yer bırakmayacak şekilde belirlenip belirlenmediği ve ölüme bağlı tasarrufun diğer geçerlilik şartları ayrıca incelenmelidir.
Yeğenler Vasiyetnameye Hiç İtiraz Edemez mi?
Yeğenlerin saklı paylı mirasçı olmaması, vasiyetname hakkında hiçbir hukuki iddia ileri süremeyecekleri anlamına gelmez. Saklı pay ve vasiyetnamenin iptali birbirinden farklı kurumlardır.
Bir kişinin saklı payı bulunmasa dahi, hukuki menfaati ve dava hakkı mevcutsa vasiyetnamenin geçerliliğine ilişkin kanuni sebepleri ileri sürebilmesi ayrı olarak değerlendirilir.
Örneğin vasiyetname düzenlendiği sırada mirasbırakanın vasiyetname yapma ehliyetinin veya ayırt etme gücünün bulunmadığı iddiası, şekil şartlarına uyulmadığı iddiası ya da irade sakatlığına ilişkin iddialar saklı pay tartışmasından farklıdır.
Nitekim Kadir İnanır’ın yeğeni Levent İnanır basına yaptığı açıklamalarda vasiyetnamenin düzenlendiği dönemde Kadir İnanır’ın sağlık durumu ve iradesi hakkında bazı iddialarda bulunmuştur. Bunlar şu aşamada bir tarafın açıklamaları niteliğindedir; vasiyetnamenin geçerliliği bakımından hukuki sonucu ancak somut delillerin değerlendirilmesi ve gerektiğinde mahkemenin vereceği kararla ortaya çıkar.
Buna karşılık İnanır’ın avukatı, 2022 tarihli vasiyetnamenin doktor raporu alınarak, iki tanık huzurunda ve noterlikte düzenlendiğini açıklamıştır.
Dolayısıyla kişinin sağlık sorunlarının bulunması veya tedavi görüyor olması tek başına vasiyetnamenin geçersiz olduğu anlamına gelmez. Vasiyetnamenin düzenlendiği anda kişinin ayırt etme gücünün bulunup bulunmadığının somut olayın şartları ve delilleri çerçevesinde değerlendirilmesi gerekir.
Kadir İnanır Örneğinde Hukuki Sonuç
Kadir İnanır örneğinde hukuki değerlendirme, vasiyetnamenin içeriğinin yanı sıra ölüm tarihindeki aile ve mirasçılık durumuna göre yapılmalıdır. Eğer Kadir İnanır’ın ölüm tarihinde çocuk veya başka bir altsoyu, hayatta olan anne veya babası ve sağ kalan eşi yoksa, yeğenlerinin bulunması tek başına onun tasarruf özgürlüğünü sınırlandırmaz. Çünkü yeğenler saklı paylı mirasçı değildir.
Bu ihtimalde Kadir İnanır’ın malvarlığının tamamını Jülide Kural’a; Jülide Kural’ın kendisinden önce veya mirasın açıldığı sırada hayatta bulunmaması hâlinde ise belirlediği vakıf ve derneklere bırakması saklı pay kuralları açısından kural olarak mümkündür.
Ancak bundan ayrı olarak vasiyetnamenin ehliyet, irade sakatlığı, şekil şartları veya diğer iptal sebepleri yönünden geçerli olup olmadığına ilişkin bir uyuşmazlık doğarsa, bu mesele vasiyetnamenin iptali davasının konusu olur.
Bu nedenle Kadir İnanır örneğinde “yeğenlerin miras hakkı var mı?” sorusu ile “vasiyetname geçerli mi?” sorusu birbirine karıştırılmamalıdır. Yeğenlerin saklı payının bulunmaması, geçerli bir iptal sebebi varsa bunun mahkemede ileri sürülmesine kendiliğinden engel olmadığı gibi; yalnızca yeğen olmaları da vasiyetnamenin geçersiz sayılması veya mirastan zorunlu pay almaları sonucunu doğurmaz.
VASİYETNAME, SAKLI PAY VE TENFİZ DAVASI SIKÇA SORULAN SORULAR
1. Vasiyetname ölümden sonra nasıl açılır?
Vasiyetname, mirasbırakanın son yerleşim yerindeki Sulh Hukuk Mahkemesine teslim edilir ve kural olarak teslimden itibaren bir ay içinde açılarak ilgililere okunur. Vasiyetnamenin açılması sırasında bilinen mirasçılar ve vasiyetnameden hak elde edebilecek kişiler, isterlerse duruşmada hazır bulunmaları için çağrılır.
2. Vasiyetnamenin açılması için tüm mirasçıların duruşmaya gelmesi gerekir mi?
Hayır, mirasçıların tamamının duruşmaya katılması vasiyetnamenin açılması için zorunlu değildir. Mirasçılar usulüne uygun şekilde çağrıldığı hâlde duruşmaya gelmese bile vasiyetname açılabilir ve okunabilir.
3. Vasiyetname geçersiz olduğu düşünülüyorsa yine de açılır mı?
Evet, vasiyetnamenin geçerli olup olmadığına ilişkin tartışma, vasiyetnamenin açılmasına engel değildir. Vasiyetname geçersiz olduğu ileri sürülse dahi Sulh Hukuk Mahkemesine teslim edilmeli, açılmalı ve ilgililere tebliğ edilmelidir.
4. Vasiyetnamenin tenfizi davası ne zaman açılır?
Vasiyetnamenin tenfizi davası, vasiyetname usulüne uygun biçimde açıldıktan, tebligatlar tamamlandıktan ve gerekli yasal süreler geçtikten sonra gündeme gelir. Vasiyetnameye karşı iptal veya tenkis davası açılmışsa, kural olarak bu davaların sonucunun kesinleşmesi beklenir.
5. Vasiyetnamenin açılması ve tenfizi aynı davada görülebilir mi?
Kural olarak vasiyetnamenin açılması ile vasiyetnamenin tenfizi aynı dava dosyasında birlikte yürütülmez. Önce vasiyetnamenin açılması ve okunması süreci tamamlanır, ardından şartları oluşmuşsa vasiyetnamenin tenfizi veya yerine getirilmesi talep edilir.
6. Saklı paylı mirasçı kimlerdir?
Türk Medeni Kanunu bakımından altsoy, anne ve baba ile sağ kalan eş saklı paylı mirasçı olabilir. Saklı pay, mirasbırakanın vasiyetname veya başka bir ölüme bağlı tasarrufla tamamen ortadan kaldıramayacağı korunan miras payını ifade eder.
7. Yeğenlerin vasiyetnameye karşı saklı pay hakkı var mı?
Yeğenler yasal mirasçı olabilseler de saklı paylı mirasçı değildir. Bu nedenle yalnızca yeğen sıfatına dayanarak vasiyetnamenin tenkisini istemeleri ve zorunlu miras payı talep etmeleri mümkün değildir.
8. Bir kişi mirasının tamamını sevgilisine veya hayat arkadaşına bırakabilir mi?
Mirasbırakanın saklı paylı mirasçısı yoksa, kural olarak malvarlığının tamamını vasiyetname ile hayat arkadaşına veya başka bir kişiye bırakması mümkündür. Saklı paylı mirasçı varsa vasiyetnamenin bu kişilerin saklı paylarını ihlal eden kısmı tenkis davasına konu olabilir.
9. Bir kişi mirasını vakıf veya derneğe bırakabilir mi?
Evet, mirasbırakan tasarruf edilebilir miras payını gerçek kişilere olduğu gibi dernek veya vakıf gibi tüzel kişilere de bırakabilir. Saklı paylı mirasçı bulunmaması hâlinde, gerekli hukuki şartlar sağlanmışsa mirasın tamamının bir vakfa veya derneğe bırakılması da mümkündür.
10. Kadir İnanır’ın yeğenleri vasiyetnameyi iptal ettirebilir mi?
Yeğenlerin saklı pay hakkının bulunmaması, vasiyetnamenin geçerliliğine ilişkin hiçbir dava açılamayacağı anlamına gelmez. Vasiyetname düzenlenirken ayırt etme gücü bulunmadığı, irade sakatlığı olduğu veya şekil şartlarına uyulmadığı ileri sürülüyorsa, şartları varsa vasiyetnamenin iptali davası ayrıca değerlendirilebilir.
MİMOZA HUKUK BÜROSU OLARAK HUKUKİ HİZMETLERİMİZ
Mimoza Hukuk Bürosu olarak vasiyetnamenin açılması ve okunması, vasiyetnamenin tenfizi, vasiyetnamenin iptali, saklı pay ihlali, tenkis davası, mirasçılık uyuşmazlıkları, tapu iptal ve tescil talepleri ile miras hukukundan kaynaklanan diğer uyuşmazlıklarda müvekkillerimize hukuki danışmanlık ve dava takibi hizmeti sunuyoruz; mirasbırakanın son iradesinin hukuka uygun şekilde yerine getirilmesi, saklı paylı mirasçıların haklarının korunması ve vasiyetnamenin geçerliliğine ilişkin uyuşmazlıkların çözümü için süreci başından sonuna kadar takip ediyoruz.
İSTANBUL AVUKAT İLETİŞİM BİLGİLERİ
| Bilgi | Detay |
|---|---|
| İstanbul Avukatı | Fatma Türkan Kamış |
| Telefon | 0532 685 61 40 |
| Adres | AC MOMENT PLAZA / Soğanlık Yeni Mah. Baltacı Mehmet Paşa Sk. B Blok Kat:18 D No:152, Kartal/İstanbul |
| mimozahukuk@gmail.com | |
| Hizmet Alanları | Ceza, Boşanma, Kira, Gayrimenkul, İcra, Ticaret, Yabancılar, İş Hukuku |
| Avukata Sor Hattı | Tıklayın |