ERKEK HANGİ DURUMLARDA NAFAKA ÖDEMEK ZORUNDA DEĞİLDİR?
Bu içerik 1 Eylül 2026 tarihinde güncellenmiştir.
Boşanma davalarında en fazla merak edilen konulardan biri, erkeğin hangi durumlarda nafaka ödemeyeceği meselesidir. Toplumda nafakanın çoğunlukla boşanma sonrasında erkeğin eski eşine veya çocuklarına yaptığı düzenli maddi ödeme olduğu yönünde genel bir algı bulunmaktadır. Bu nedenle pek çok kişi, boşanan erkeğin her durumda nafaka ödemek zorunda olduğunu düşünmektedir.
Ancak, erkek her boşanmada otomatik olarak nafaka ödemek zorunda değil. Nafaka yükümlülüğünün doğup doğmayacağı; tarafların ekonomik durumuna, kusur oranına, boşanma nedeniyle yoksulluğa düşülüp düşülmeyeceğine, çocukların velayetine ve somut olayın diğer özelliklerine göre değerlendirilir.
Boşanma sonucunda kadın ekonomik olarak güç duruma düşecekse ve nafaka isteyen tarafın kusuru karşı taraftan daha ağır değilse, yani kadın daha az kusurluysa, Türk Medeni Kanunu kapsamında yoksulluk nafakası gündeme gelir. Buna karşılık kanunda erkeğin her şart altında nafaka ödeyeceğine ilişkin bir düzenleme bulunmamaktadır.
Son yıllarda süresiz nafaka konusunda kamuoyunda tartışmalar yaşanmakta, evlilik süresine göre nafaka süresinin kademelendirilmesi gibi çeşitli yasal düzenleme önerileri gündeme gelmiştir. 2026 itibarıyla bu konuda henüz bir kanun değişikliği bulunmamaktadır.
Başlıca şu durumlar nafaka bakımından önem taşır:
Eşin kendisini geçindirmeye yeterli gelirinin bulunması,
Evliliğin çok kısa sürmüş olması,
Kadının boşanmaya neden olan olaylarda ağır kusurlu bulunması,
Eşin evlilik dışında gelir sağlayan bir faaliyeti veya gelir kaynağının bulunması,
Nafaka alan eşin yeniden evlenmesi veya evlilik benzeri bir hayat sürmesi,
Çocuğun velayetinin babaya verilmesi,
Tarafların nafaka konusunda anlaşmaya varması.
Bununla birlikte erkek hangi hallerde nafaka ödemez sorusuna her dava bakımından aynı cevap verilemez. Nafaka konusunda nihai değerlendirme, her somut olayın kendi şartlarına göre yapılır.
NAFAKA NEDİR VE HANGİ NAFAKA TÜRLERİ VARDIR?
Nafaka, boşanma veya ayrılık sürecinde ekonomik açıdan daha zayıf durumda bulunan eşin ya da çocukların ihtiyaçlarının karşılanmasına katkı sağlamak amacıyla diğer eş tarafından yapılan düzenli maddi ödemedir.
Türk hukukunda nafaka denildiğinde başlıca tedbir nafakası, iştirak nafakası, yoksulluk nafakası ve yardım nafakası gündeme gelir.
Tedbir Nafakası
Tedbir nafakası, boşanma davası devam ederken ihtiyaç sahibi eşin veya çocukların ekonomik olarak korunmasını sağlamak amacıyla hükmedilen geçici nitelikteki nafakadır. Boşanma davasının devam ettiği süreçte ödenir ve kural olarak boşanma kararının kesinleşmesine kadar devam eder.
İştirak Nafakası (Çocuk Nafakası)
İştirak nafakası, boşanmadan sonra velayet kendisine bırakılmayan ebeveynin, ortak çocuğun bakım, eğitim ve diğer ihtiyaçlarına mali gücü oranında katılması amacıyla ödediği nafakadır.
Çocuk ergin oluncaya kadar iştirak nafakası devam eder. Çocuğun 18 yaşından sonra eğitiminin devam etmesi ve gerekli şartların bulunması hâlinde ise yardım nafakası talep edilir.
Yoksulluk Nafakası
Yoksulluk nafakası, boşanma nedeniyle ekonomik olarak yoksulluğa düşecek eşin geçimini sağlayabilmesi amacıyla diğer eş tarafından mali gücü oranında ödenen nafakadır.
Türk Medeni Kanunu’nun 175. maddesindeki düzenlemeye göre boşanma nedeniyle yoksulluğa düşecek taraf, kusuru diğer eşten daha ağır olmamak şartıyla geçimi için karşı taraftan yoksulluk nafakası isteyebilir.
Yoksulluk nafakasının uygulamada çoğunlukla kadın lehine kararlaştırılması, bu nafakanın yalnızca kadınlara özgü olduğu anlamına gelmez. Kanunda kadın ve erkek arasında bu konuda bir ayrım yapılmadığından, gerekli şartlar oluştuğunda erkek de eski eşinden yoksulluk nafakası talep edebilir.
Yoksulluk nafakasının süre belirtilmeksizin bağlanmış olması da hiçbir şart altında sona ermeyeceği anlamına gelmez. Türk Medeni Kanunu’nun 176. maddesinde nafakanın hangi durumlarda kendiliğinden veya mahkeme kararıyla ortadan kalkacağı düzenlenmiştir.
Nafaka alan eş yeniden evlenirse veya taraflardan biri hayatını kaybederse nafaka kendiliğinden sona erer. Nafaka alacaklısının resmi nikâh olmadan başka biriyle fiilen evliymiş gibi yaşaması, ekonomik durumunun düzelerek yoksulluğunun ortadan kalkması veya haysiyetsiz bir hayat sürmesi durumlarında ise nafaka kaldırma davası gündeme gelebilir.
Bunun yanında nafaka ödeyen kişinin ekonomik durumunun ciddi biçimde kötüleşmesi de önemlidir. Nafaka borçlusunun işsiz kalması, iflas etmesi veya gelirinde önemli bir düşüş meydana gelmesi hâlinde nafaka azaltma davası veya şartlarına göre nafakanın kaldırılması talep edilebilir.
Dolayısıyla nafaka ödeme zorunluluğu her boşanma davasında aynı değildir. Mahkeme; tarafların ekonomik ve sosyal durumlarını, kusur oranlarını, ihtiyaçlarını, gelirlerini, mal varlıklarını ve evlilik süresindeki yaşam şartlarını birlikte değerlendirir. Kanuni şartlar başlangıçta oluşmamışsa veya sonradan ortadan kalkmışsa nafaka talebi reddedilebilir ya da mevcut nafaka kaldırılabilir.
YOKSULLUK NAFAKASI TALEP EDEBİLMENİN ŞARTLARI NELERDİR?
Mahkemenin boşanmış eşlerden biri lehine yoksulluk nafakası kararı verebilmesi için bazı temel şartların birlikte değerlendirilmesi gerekir.
Nafaka Talebinin Bulunması Gerekir
Yoksulluk nafakası isteyen tarafın bu yönde talepte bulunması gerekir. Taraflardan biri istemediği sürece hâkim kendiliğinden yoksulluk nafakasına karar veremez.
Nafaka İsteyen Taraf Daha Ağır Kusurlu Olmamalıdır
Yoksulluk nafakası talep eden eşin, boşanmaya neden olan olaylarda diğer eşten daha ağır kusurlu olmaması gerekir. Nafaka isteyen kişi karşı taraftan daha ağır kusurlu ise yoksulluk nafakası bağlanamaz.
Örneğin akıl hastalığı nedeniyle açılan bir boşanma davasında, akıl hastası olan eşin kusurundan söz edilemez ve bu nedenle kendisinden maddi veya manevi tazminat talep edilmesi mümkün olmayabilir. Buna rağmen diğer şartlar oluşmuşsa aynı kişinin yoksulluk nafakası ödemesine karar verilmesi gündeme gelir.
Boşanma Nedeniyle Yoksulluğa Düşme Riski Bulunmalıdır
Nafaka isteyen eşin, boşanmanın sonucunda geçimini kendi imkânlarıyla sağlayamayacak hâle gelmesi gerekir.
Kişinin düzenli gelirinin bulunmaması, kendi mal varlığı veya çalışma gücüyle temel yaşam giderlerini karşılayamaması ve boşanma nedeniyle ekonomik açıdan ciddi güçlük yaşayacak olması, yoksulluk değerlendirmesinde dikkate alınır.
Başka bir ifadeyle kendi mal varlığı ve çalışma gücüyle geçimini sağlama imkânından yoksun kişinin, boşanma sonucunda yoksulluğa düşebileceği kabul edilir.
Nafaka Miktarı Ödeyecek Kişinin Mali Gücüyle Orantılı Olmalıdır
Mahkemenin belirleyeceği nafaka miktarının, nafaka yükümlüsünün ekonomik gücüyle orantılı olması gerekir.
Nafaka isteyen eş lehine boşanma nedeniyle daha önce manevi tazminata hükmedilmişse, yoksulluk nafakasının miktarı belirlenirken bu tazminat da değerlendirmeye alınmalıdır. Mahkeme, hükmedilen tazminata rağmen kişinin yoksulluğa düşüp düşmeyeceğini araştırmalıdır.
Belirlenecek yoksulluk nafakasının amacı, nafaka isteyen kişinin boşanma nedeniyle yoksulluğa düşmesini önlemek ve olağan koşullarda temel geçimini sağlayabilecek bir destek oluşturmaktır.
ERKEK HER BOŞANMADA NAFAKA ÖDEMEK ZORUNDA MIDIR?
Boşanan bir erkeğin nafaka ödeyip ödemeyeceği, boşanmanın mali sonuçlarına ve eşlerin somut koşullarına göre belirlenir.
Türk Medeni Kanunu açısından kadın veya erkek ayrımı yapılmaksızın, boşanma nedeniyle yoksulluğa düşecek eş lehine diğer eşin nafaka ödemesine karar verilebilir.
Uygulamada gelir düzeyi daha yüksek olan taraf çoğunlukla erkek olduğundan nafaka yükümlüsü de sıklıkla erkek olmaktadır. Ancak bu durum kanundan kaynaklanan bir cinsiyet kuralı değildir.
Bir nafaka davası veya boşanma davası kapsamında mahkeme; tarafların maaşlarını, düzenli gelirlerini, mal varlıklarını, çalışma durumlarını, yaşlarını, sağlık koşullarını ve diğer ekonomik verilerini birlikte inceler.
Erkeğin her boşanmadan sonra otomatik şekilde nafaka ödeyeceğine ilişkin bir hukuk kuralı yoktur. Nafaka isteyen eşin boşanma nedeniyle gerçekten ekonomik desteğe ihtiyaç duyacak hâle gelmesi ve kusurunun diğer eşten daha ağır olmaması gerekir.
Örneğin kadın eşin geliri erkeğin gelirine yakın veya erkeğin gelirinden yüksekse mahkeme yoksulluk nafakasına karar vermeyebilir.
Bunun tam tersi de mümkündür. Boşanma sonucunda ekonomik olarak zor durumda kalan taraf erkekse ve diğer şartlar da gerçekleşmişse kadın eşin erkeğe nafaka ödemesine karar verilebilir. Çünkü kanun nafaka konusunda cinsiyete göre ayrım yapmaz.
Sonuç olarak eski eş boşanma nedeniyle geçimini sağlayamayacak hâle gelecekse ve nafaka isteyen eş karşı taraftan daha ağır kusurlu değilse erkeğin yoksulluk nafakası ödemesi gündeme gelebilir. Buna karşılık aşağıda açıklanan şartlardan biri bulunuyorsa erkek nafaka ödemeyebilir veya mevcut nafakanın kaldırılması söz konusu olabilir.
ERKEĞİN NAFAKA ÖDEMEYECEĞİ BAŞLICA DURUMLAR
Boşanma sonrasında erkeğin nafaka yükümlüsü olmadığı veya daha önce hükmedilen nafakanın sona erdirilebildiği çeşitli durumlar bulunmaktadır.
Kadının Kendi Geçimini Sağlayacak Geliri Ve Mal Varlığı Varsa
Boşanılan eşin düzenli işi, maaşı, kira geliri, birikimi veya kendisini geçindirmeye yeterli başka bir mal varlığı bulunuyorsa mahkeme yoksulluk nafakası talebini reddedebilir.
Kadının çalışması veya herhangi bir gelirinin bulunması tek başına değil, bu gelirin kişinin geçimini sağlayıp sağlamadığı bakımından önem taşır.
Kadının maaşı, kira getirisi, birikimleri veya başka ekonomik kaynakları boşanma sonrasında hayatını sürdürebilecek düzeydeyse nafakaya ihtiyaç bulunmadığı sonucuna ulaşılabilir.
Mahkeme nafaka alacaklısıyla nafaka yükümlüsünün ekonomik şartlarını karşılaştırır. Tarafların gelirleri birbirine yakınsa yoksulluk nafakasına hükmedilmemesi gündeme gelir.
Özellikle eşlerin mal varlıkları arasında kadın lehine önemli bir fark bulunuyorsa bu durum daha belirgin hâle gelir. Kadının ekonomik koşulları erkeğinkinden daha güçlü ise veya boşanmayla birlikte ekonomik güçlüğe düşmeyecekse erkeğin yoksulluk nafakası yükümlülüğü doğmaz.
Kısaca, kendi gelir ve mal varlığıyla geçimini sağlayabilen eş bakımından yoksulluk nafakasının şartlarının bulunmadığı ileri sürülür.
Evlilik Çok Kısa Sürmüşse Nafaka Değerlendirmesi Değişebilir
Evlilik süresi de nafaka değerlendirmesinde dikkate alınabilecek unsurlardan biridir.
Özellikle yalnızca birkaç ay devam eden bir evlilikte tarafların ekonomik koşullarında ciddi bir değişiklik meydana gelmemiş, eşlerden biri evlilik nedeniyle mesleğini veya kariyerini bırakmamışsa mahkeme nafaka bağlanmamasını değerlendirebilir.
Kanunda evlilik süresine bağlı kesin bir nafaka sınırı bulunmamakla birlikte, uygulamada kısa süreli evlilik nafaka miktarının ve nafaka yükümlülüğünün değerlendirilmesinde dikkate alınmaktadır.
Hâkim, evliliğin ne kadar sürdüğünü ve eşlerin evlilik içerisindeki ekonomik ve kişisel katkılarını değerlendirerek çok kısa süreli bir evliliğin ardından uzun süreli bir nafaka yükümlülüğünün hakkaniyete uygun olup olmadığını inceler.
Örneğin altı ay evli kalan bir çiftte kadın evlilik boyunca çalışmaya devam etmiş, mesleğinde veya gelirinde ciddi bir kayıp yaşamamışsa erkeğin boşanmadan sonra yıllarca nafaka ödemesinin gerekip gerekmediği ayrıca değerlendirilir. Böyle bir durumda mahkemenin nafaka talebini reddetmesi veya koşullara göre farklı bir değerlendirme yapması gündeme gelir.
Dolayısıyla evlilik süresinin çok kısa olması, nafaka konusunda hakkaniyet değerlendirmesinde etkili olabilecek unsurlardan biridir.
Nafaka Alan Eş Yeniden Evlenirse
Eski eşin boşanmadan sonra başka biriyle resmi olarak evlenmesi, yoksulluk nafakasını sona erdiren en açık durumlardan biridir. Nafaka alan eş yeniden evlenirse yoksulluk nafakası kendiliğinden sona erer.
Dolayısıyla eski eşine yoksulluk nafakası ödeyen bir erkek, nafaka alacaklısının başka biriyle resmi nikâh yaptığını öğrendiğinde artık önceki eşe yönelik yoksulluk nafakası yükümlülüğünün sona ermesi gündeme gelir.
Nafaka Alan Eş Başka Biriyle Fiilen Evli Gibi Yaşıyorsa
Nafaka alan kişinin resmi evlilik yapmadan başka biriyle fiilen evliymiş gibi birlikte yaşaması da nafakanın kaldırılmasını gerektirebilecek sebepler arasındadır.
Türk Medeni Kanunu’nun 176. maddesinde, nafaka alacaklısının evlenme olmaksızın fiilen evliymiş gibi hayat sürmesi durumunda nafakanın mahkeme kararıyla kaldırılabileceği düzenlenmektedir.
Burada yeniden evlenmeden farklı bir usul söz konusudur. Resmi evlilikte yoksulluk nafakası kendiliğinden sona ererken, fiili birliktelik hâlinde nafaka yükümlüsünün mahkemeye başvurması gerekir.
Bu nedenle erkek yalnızca eski eşinin başka biriyle yaşadığını ileri sürerek nafakayı kendiliğinden kesmemelidir. Fiili evlilik iddiasının da ispatlanması gerekir. Ortak ikamet bilgileri, tanık anlatımları ve somut olaya uygun diğer deliller bu kapsamda değerlendirilebilir.
Çocuğun Velayeti Babadaysa Çocuk İçin Anneye Nafaka Ödenmez
Ortak çocuğun velayeti boşanmadan sonra babaya verilmişse iştirak nafakası bakımından durum değişir.
Çocuk nafakasında esas olan, velayeti kendisine bırakılmayan ebeveynin çocuğun giderlerine ekonomik gücü oranında katılmasıdır. Bu nedenle çocuğun velayeti babadaysa babanın anneye çocuk adına iştirak nafakası ödemesi söz konusu olmaz.
Aksine çocuk babayla yaşıyor ve bakım giderleri baba tarafından karşılanıyorsa, annenin ekonomik gücü elverdiği ölçüde çocuğun giderlerine katılması gündeme gelir.
Uygulamada çocukların velayeti sıklıkla anneye verildiğinden iştirak nafakası ödeyen taraf çoğu zaman baba olmaktadır. Ancak hukuki sistem tek yönlü değildir; şartları bulunduğunda anne de çocuk için iştirak nafakası ödeyebilir.
Bununla birlikte çocuğun velayetinin babada bulunması, kadının şahsına yönelik yoksulluk nafakası talebini kendiliğinden ortadan kaldırmaz. Çocuk babada olsa dahi kadın boşanma nedeniyle yoksulluğa düşecekse ve diğer yasal şartlar mevcutsa yoksulluk nafakası talebinde bulunabilir.
Bununla birlikte çocuğun bütün ihtiyaçlarını üstlenen babanın ekonomik yükü ve kadının çalışma durumu da mahkemenin genel nafaka değerlendirmesinde dikkate alınır.
Kadın çalışıyor, yeterli gelir elde ediyor ve boşanma nedeniyle yoksulluğa düşmüyorsa kendisi açısından da yoksulluk nafakası şartları oluşmaz.
Kısaca çocuklar babayla yaşıyorsa baba çocuklar adına anneye iştirak nafakası ödemez. Annenin de yeterli geliri bulunuyor ve yoksulluğa düşme şartları gerçekleşmiyorsa ayrıca yoksulluk nafakası gündeme gelmez.
Anlaşmalı Boşanmada Nafakadan Feragat Edilmişse
Eşler boşanma sırasında veya anlaşmalı boşanma protokolü hazırlanırken birbirlerinden yoksulluk nafakası talep etmeyecekleri konusunda anlaşabilirler.
Örneğin kadın boşanma protokolünde yoksulluk nafakası istemediğini ve bu talebinden feragat ettiğini açıkça belirtirse, mahkemenin de anlaşmayı uygun bulması hâlinde erkek lehine nafaka yükümlülüğü doğmaz.
Anlaşmalı boşanmalarda taraflar mal paylaşımı, maddi ve manevi tazminat gibi mali sonuçların yanında nafaka konusunda da ortak bir karara varabilirler.
Kadın ekonomik durumunun yeterli olması veya başka bir sebeple yoksulluk nafakası talep etmediğini açıklayabilir.
Boşanma protokolünde nafaka istenmeyeceğinin açıkça kararlaştırılmış olması ve bu düzenlemenin mahkeme kararına yansıması, yoksulluk nafakası bakımından önemlidir.
Ancak burada iştirak nafakası ile yoksulluk nafakasının birbirinden ayrılması gerekir. İştirak nafakası çocuğa ait bir hak olduğundan anne veya babanın çocuk adına bu haktan kesin biçimde feragat etmesi aynı şekilde değerlendirilemez.
Uygulamada anlaşmalı boşanmalarda çocuk için ödenecek iştirak nafakasının miktarı da taraflarca protokol içerisinde belirlenebilmekte ve mahkemenin denetiminden geçmektedir.
Özetle eşler boşanırken yoksulluk nafakası ödenmeyeceği konusunda açık ve geçerli bir anlaşmaya varmışlarsa erkeğin bu yöndeki nafaka yükümlülüğü doğmayabilir.
Bu nedenle anlaşmalı boşanma protokolünün hazırlanması aşamasında nafaka hükümlerinin açık ve tereddüde yer bırakmayacak biçimde düzenlenmesi önemlidir. Gerektiğinde bir boşanma avukatı veya aile hukuku alanında çalışan avukattan destek alınması ileride çıkabilecek uyuşmazlıkların önlenmesine yardımcı olur.
Kadın Boşanmada Daha Ağır Kusurluysa Yoksulluk Nafakası Alamaz
Boşanmaya neden olan olaylarda kadın eşin diğer eşten daha ağır kusurlu olduğunun belirlenmesi hâlinde kadın lehine yoksulluk nafakası kararı verilemez. Türk Medeni Kanunu’nun 175. maddesi uyarınca yoksulluk nafakası isteyen tarafın kusurunun karşı taraftan daha ağır olmaması gerekir.
Örneğin boşanmaya neden olan olaylar kapsamında kadının zina, terk veya benzeri ciddi kusurlu davranışlarının bulunduğu ve kadının bu nedenle diğer eşten daha ağır kusurlu olduğu mahkemece belirlenmişse yoksulluk nafakası talebi reddedilebilir.
Erkeğin daha az kusurlu veya kusursuz bulunması ve kadının ağır kusurlu olduğunun belirlenmesi hâlinde erkek yoksulluk nafakası ödemek zorunda bırakılmaz.
Sonuç olarak boşanmaya yol açan olaylarda kadının erkeğe kıyasla daha ağır kusurlu olması durumunda erkek yoksulluk nafakası ödemez. Ancak kusurun derecesini tarafların kendileri değil mahkeme belirler. Hangi davranışların somut olayda ne ölçüde kusur oluşturacağı her boşanma davasının kendine özgü şartları çerçevesinde değerlendirilir.
Erkeğin Ödeme Gücü Yetersizse Nafaka Miktarı Etkilenir
Nafaka hesaplama yapılırken veya mahkeme nafaka miktarını belirlerken ödeme yükümlüsü olacak kişinin ekonomik durumu önemli bir kriterdir. Erkeğin çok düşük gelir elde etmesi, işsiz kalması veya ağır ekonomik güçlük yaşaması hâlinde mahkeme bu şartları göz önünde bulundurur.
Nafaka yükümlüsünün gelirinin kendi temel ihtiyaçlarını dahi karşılamakta yetersiz kaldığı durumlarda yüksek miktarda nafakaya karar verilmemesi, çok düşük bir miktar belirlenmesi veya somut olayın özelliklerine göre nafaka talebinin farklı değerlendirilmesi gündeme gelir.
Örneğin asgari ücretle çalışan ve boşanmadan sonra kendi barınma, gıda ve diğer zorunlu giderlerini güçlükle karşılayan bir erkek söz konusu olduğunda durum budur. Diğer eş de çalışabilecek ve kendi gelirini sağlayabilecek durumdaysa mahkeme bütün bu koşulları birlikte değerlendirerek nafaka konusunda hakkaniyete uygun bir karar vermeye çalışır.
Başka bir ifadeyle nafakanın miktarı tarafların ekonomik güçleriyle bağlantılıdır ve hakkaniyet ilkesi gözetilerek belirlenir. Erkeğin ödeme gücünün bulunmaması veya son derece sınırlı olması nafaka miktarını doğrudan etkiler. Bu değerlendirme yoksulluk nafakası bakımından yapılabileceği gibi, çocuk için iştirak nafakasının miktarı belirlenirken de nafaka yükümlüsünün ekonomik durumu dikkate alınır.
Erkeğin ekonomik durumu daha sonra önemli ölçüde düzelirse nafaka alacaklısının şartları oluştuğunda nafaka artırma davası açma hakkı da gündeme gelir.
Çalışabilecek Durumdaki Eşin Kasıtlı Olarak İşsiz Kalması
Nafaka isteyen kadının çalışma gücüne sahip olduğu hâlde isteyerek çalışmaması da değerlendirmeye alınabilir. Mahkeme, kişinin çalışma kapasitesinin bulunmasına rağmen herhangi bir geçerli neden olmaksızın çalışmadığını veya yalnızca nafaka elde etmek amacıyla işinden ayrıldığını tespit ederse bu durum yoksulluk nafakası bakımından önem taşır.
Örneğin boşanma süreci yaklaşırken çalışan kadın işinden kendi isteğiyle ayrılmış ve ardından yoksulluk nafakası talep etmişse, mahkeme bu davranışın hakkın kötüye kullanılması oluşturup oluşturmadığını değerlendirir. Kişi gerçekte çalışarak gelir elde edebilecek durumdayken kendi tercihiyle gelirden vazgeçmişse eski eşten sürekli maddi destek istemesinin hakkaniyete uygun olup olmadığı araştırılır.
Benzer değerlendirme nafaka bağlandıktan sonraki dönemde de gündeme gelir. Nafaka alan kişinin sağlık durumu çalışmaya elverişli, iş bulma imkânı mevcut ve gelir elde etmesi mümkün olduğu hâlde kasıtlı şekilde çalışmadığı ileri sürülüyorsa nafaka borçlusu, şartları bulunduğunu düşünüyorsa nafaka kaldırma davası açılır.
Sonuç olarak çalışma gücü bulunmasına rağmen bilerek işsiz kalmak veya nafaka elde etmek amacıyla mevcut işi bırakmak, yoksulluk nafakası değerlendirmesinde etkili olabilecek unsurlar arasındadır.
NAFAKA HANGİ DİĞER DURUMLARDA SONA ERER?
Yukarıda açıklanan durumların dışında nafakanın başlamamasına veya daha önce bağlanmış nafakanın sona ermesine yol açabilecek başka hâller de bulunmaktadır.
Nafaka Alacaklısının Ölümü
Nafaka alan eş hayatını kaybettiğinde nafaka yükümlülüğü kendiliğinden sona erer.
Nafaka hakkı, gelecekte ödenecek dönemler bakımından mirasçılara geçmez. Dolayısıyla nafaka yükümlüsü, hayatını kaybeden eski eş adına ödeme yapmaya devam etmez.
Nafaka Borçlusunun Ölümü
Nafaka ödeyen tarafın ölmesi hâlinde de geleceğe ilişkin nafaka yükümlülüğü sona erer ve kişisel nafaka yükümlülüğü mirasçılara geçmez.
Bununla birlikte ölüm tarihine kadar doğmuş ve ödenmemiş nafaka alacakları, birikmiş borç niteliği taşıması nedeniyle miras hukuku hükümleri çerçevesinde ayrıca değerlendirilir.
Nafaka Alan Kişinin Yoksulluk Durumunun Ortadan Kalkması
Boşanma sonrasında bir süre yoksulluk nafakası alan kişinin ekonomik koşulları zaman içerisinde düzelebilir. Örneğin nafaka alan eş yüksek gelirli bir işe başlayabilir, düzenli ve yeterli gelir elde edebilir, önemli bir miras kazanabilir veya ekonomik durumunu belirgin biçimde iyileştiren başka bir kazanç elde edebilir.
Böyle bir durumda nafaka borçlusu, kişinin artık yoksulluk içinde bulunmadığını ileri sürerek nafakanın kaldırılması amacıyla mahkemeye başvurabilir. Yoksulluk nafakasının amacı ekonomik açıdan güçlük yaşayacak eski eşi desteklemek olduğundan, yoksulluk durumu ortadan kalkmışsa nafakanın devam edip etmeyeceği yeniden değerlendirilir.
Nafaka Alacaklısının Haysiyetsiz Hayat Sürmesi
Kanunda nafaka alacaklısının haysiyetsiz hayat sürmesi de nafakanın mahkeme kararıyla kaldırılabileceği durumlar arasında düzenlenmiştir. Kişinin sürekli suç işlemesi veya toplum değerleri açısından ağır biçimde onur kırıcı kabul edilen bir yaşam tarzını sürdürmesi örnek gösterilebilir.
Bu şartların gerçekleştiğini ileri süren nafaka borçlusu mahkemeye başvurarak nafakanın kaldırılmasını isteyebilir. Mahkeme somut olayda yasal şartların gerçekleştiğini kabul ederse nafakayı sona erdirebilir.
Çocuğun Ergin Olması
İştirak nafakası, kural olarak çocuğun ergin olmasıyla sona erer.
Çocuk 18 yaşını doldurduğunda iştirak nafakasının hukuki niteliği değişir. Çocuğun eğitimi devam ediyor ve diğer yasal şartlar bulunuyorsa ergin çocuk bakımından yardım nafakası talebi gündeme gelebilir.
Dolayısıyla 18 yaşından sonraki destek, iştirak nafakasının hiçbir işlem olmaksızın aynı biçimde devam etmesi şeklinde değil, şartlarına göre yardım nafakası kapsamında değerlendirilir.
ERKEK HANGİ HALLERDE NAFAKA ÖDEMEZ? SIKÇA SORULAN SORULAR
Erkek boşandıktan sonra her durumda nafaka öder mi?
Hayır. Erkek her boşanmanın ardından otomatik olarak nafaka ödemek zorunda değildir. Kadın boşanma nedeniyle yoksulluğa düşecekse ve kusuru erkeğin kusurundan daha ağır değilse mahkeme yoksulluk nafakasına karar verebilir.
Buna karşılık kadın kendi geçimini sağlayabiliyor, yeterli gelire sahip bulunuyor veya boşanmaya neden olan olaylarda erkeğe kıyasla daha ağır kusurlu kabul ediliyorsa yoksulluk nafakası talebi reddedilir.
Dolayısıyla nafaka yükümlülüğü her boşanmanın kendi koşullarına ve eşlerin kişisel ve ekonomik durumlarına göre belirlenir.
Kadın çalışıyorsa erkek nafaka ödemeye devam eder mi?
Kadının çalışıyor olması nafaka değerlendirmesinde önemlidir. Kadının düzenli ve geçimini sağlamaya yeterli bir geliri bulunuyorsa mahkeme yoksulluk nafakası bağlamayabilir. Kişinin kendi kazancıyla hayatını sürdürebiliyor olması hâlinde yoksulluk nafakası talebi reddedilir.
Ancak yalnızca çalışıyor olmak tek başına yeterli değildir. Kadının elde ettiği gelirin geçimi için yeterli olup olmadığı da değerlendirilir. Çok düşük bir gelir elde ediyorsa şartlarına göre yine nafaka gündeme gelir. Buna karşılık kadının yüksek ve yeterli bir geliri bulunuyorsa erkeğin yoksulluk nafakası ödeme yükümlülüğü oluşmaz.
Kadın yeniden evlenirse nafaka otomatik olarak kesilir mi?
Evet. Nafaka alan eski eşin yeniden resmi olarak evlenmesi durumunda yoksulluk nafakası kendiliğinden sona erer. Dolayısıyla nafaka alan eski eşin yeniden evlendiğinin belgelenmesiyle yoksulluk nafakası yükümlülüğünün sona erdiği ortaya konulabilir.
Kadının resmi nikâh yapmadan başka biriyle fiilen evliymiş gibi yaşaması durumunda ise farklı bir prosedür söz konusudur. Bu hâlde nafakanın kaldırılması için mahkemeye başvurulması gerekir.
Erkek yeniden evlenirse eski eşine ödediği nafaka kalkar mı?
Nafaka borçlusu erkeğin yeniden evlenmesi, eski eşine ödediği yoksulluk nafakasını tek başına ve otomatik olarak sona erdirir.
Kısa süren evliliklerde nafaka ödenir mi?
Evliliğin birkaç ay veya bir-iki yıl gibi kısa bir süre devam etmiş olması, nafaka değerlendirmesinde dikkate alınabilecek hususlardan biridir. Mahkeme evliliğin süresinin yanında tarafların ekonomik koşullarını, evlilik nedeniyle gelir veya kariyer kaybı yaşanıp yaşanmadığını ve nafaka ihtiyacının gerçekten oluşup oluşmadığını değerlendirir.
Özellikle çok kısa süren bir evlilikte kadın işini bırakmamış, çalışmaya devam etmiş ve önemli bir ekonomik kayıp yaşamamışsa sürekli nafaka talebinin şartlarının bulunup bulunmadığı ayrıca değerlendirilir.
Erkek nafaka ödememek için ne yapabilir?
Erkeğin nafaka ödememesi için öncelikle bunu haklı kılan hukuki şartların bulunması gerekir.
Örneğin eski eşin yeterli gelirinin bulunduğu, düzenli olarak çalıştığı, yeniden evlendiği veya boşanmaya sebep olan olaylarda daha ağır kusurlu olduğu mahkemeye sunulabilir. Boşanma davası sırasında kadının kusurlu davranışlarına ilişkin hukuka uygun deliller ileri sürülerek yoksulluk nafakası talebinin reddedilmesi istenebilir.
Anlaşmalı boşanmada da taraflar yoksulluk nafakası konusunda protokol hükümleri oluşturabilir.
Nafaka ödenmeye başlandıktan sonra eski eş işe girmiş, ekonomik açıdan yoksulluktan kurtulmuş veya başka biriyle fiilen evliymiş gibi yaşamaya başlamışsa doğrudan ödemeyi durdurmak yerine, şartlarına göre nafaka kaldırma davası açılması gerekir.
Nafaka ödemesi hangi durumlarda biter?
Yoksulluk nafakası alan eski eş yeniden evlenirse veya hayatını kaybederse nafaka sona erer.
Nafaka borçlusunun ölümü hâlinde de geleceğe yönelik kişisel nafaka yükümlülüğü biter.
Nafaka alacaklısının yoksulluğunun ortadan kalkması veya başka biriyle fiilen evliymiş gibi yaşamaya başlaması hâlinde mahkeme kararıyla nafaka kaldırılabilir.
Çocuk için ödenen iştirak nafakası ise kural olarak çocuğun ergin olmasıyla sona erer. Eğitime devam eden ergin çocuk bakımından gerekli şartlar mevcutsa yardım nafakası gündeme gelir.
Belirli bir süreyle sınırlandırılmış bir ödeme bulunması hâlinde ise kararda öngörülen sürenin sona ermesi ayrıca değerlendirilir.
Kadın boşanmada kusurluysa nafaka alamaz mı?
Her kusur yoksulluk nafakasına engel olmaz. Önemli olan nafaka talep eden tarafın kusurunun diğer eşin kusurundan daha ağır olup olmadığıdır. Kadın boşanmaya sebep olan olaylarda erkeğe göre daha ağır kusurlu kabul edilirse yoksulluk nafakası alamaz.
Örneğin zina, şiddet veya diğer ağır kusurlu davranışlar kusur değerlendirmesinde dikkate alınır. Buna karşılık kadın eşit kusurlu veya erkekten daha az kusurluysa diğer şartların da gerçekleşmesi hâlinde yoksulluk nafakası talep edebilir.
Dolayısıyla nafaka bakımından belirleyici olan kusursuz olmak değil, karşı taraftan daha ağır kusurlu olmamaktır.
Nafaka miktarı nasıl hesaplanır? Erkeğin geliri azsa ne olur?
Nafaka hesaplama konusunda herkes için uygulanabilecek sabit bir rakam bulunmaz. Nafaka miktarını hâkim tarafların ekonomik ve sosyal koşullarını değerlendirerek belirler. Nafaka isteyen kişinin geçim ihtiyacı ile nafaka ödeyecek kişinin ödeme gücü arasında denge kurulmaya çalışılır.
Erkeğin geliri düşükse nafaka miktarı da buna göre değerlendirilebilir. Mahkeme maaş bordroları, düzenli gelirler, mal varlığı, yaşam giderleri ve diğer ekonomik unsurları inceleyebilir. Nafaka yükümlüsünün kendi temel ihtiyaçlarını karşılamakta ciddi biçimde zorlandığı durumlarda bu husus nafaka miktarının belirlenmesinde dikkate alınır.
Buna karşılık ekonomik gücü yüksek olan bir kişinin nafaka ödeme kapasitesi de daha yüksek kabul edilebilir.
Erkek mahkemenin belirlediği nafakayı ödemezse ne olur?
Mahkeme kararıyla nafaka ödeme yükümlülüğü bulunan kişinin nafakayı ödememesi hâlinde alacaklı hukuki yollara başvurabilir. Nafaka alacaklısı kendisi veya çocuk adına icra takibi başlatarak ödenmeyen nafaka alacaklarının tahsilini isteyebilir.
Ödenmeyen nafaka borçları birikir ve icra yoluyla tahsil edilmeleri gündeme gelir. Nafaka kararının gereğinin yerine getirilmemesi hâlinde şikâyet üzerine üç aya kadar tazyik hapsi yaptırımı da söz konusu olabilir.
Dolayısıyla nafaka yükümlüsü, koşullarının değiştiğini düşünüyorsa mahkeme kararını kendi iradesiyle uygulamamayı tercih etmek yerine nafakanın kaldırılması veya azaltılması için hukuki yola başvurmalıdır.
Erkek eski eşinden nafaka alabilir mi?
Türk Medeni Kanunu yoksulluk nafakası bakımından kadın ve erkek arasında ayrım yapmaz. Boşanma nedeniyle yoksulluğa düşecek taraf erkekse ve diğer şartlar da gerçekleşmişse kadın eşin erkeğe yoksulluk nafakası ödemesine karar verilmesi mümkündür.
Örneğin kadının ekonomik durumunun son derece güçlü, erkeğin ise işsiz ve kendi geçimini sağlamakta güçlük yaşayan taraf olması durumunda erkek lehine yoksulluk nafakası gündeme gelebilir.
Uygulamada erkek lehine nafakaya kadın lehine nafakadan daha az rastlansa da hukuken bunun önünde cinsiyete dayalı bir engel bulunmamaktadır. Önemli olan boşanma nedeniyle hangi tarafın yoksulluğa düşeceği, tarafların ekonomik koşulları ve kusur durumudur.
Yoksulluk nafakası süresiz midir?
Mahkeme farklı bir süre belirlemediği takdirde nafaka alacaklısının yeniden evlenmesi, yoksulluğunun sona ermesi veya nafakayı sona erdiren başka bir sebebin gerçekleşmesine kadar ödeme devam edebilir.
Ancak “süresiz” kavramı nafakanın hiçbir koşulda ortadan kalkmayacağı anlamına gelmez. Yeniden evlenme, ölüm ve kanunda belirtilen diğer sona erme nedenleri gerçekleştiğinde nafakanın kendiliğinden veya mahkeme kararıyla sona ermesi mümkündür.
Anlaşmalı boşanmada nafaka hakkında hiçbir şey yazılmazsa ne olur?
Anlaşmalı boşanma sürecinde yoksulluk nafakası konusu tarafların anlaşmasının önemli unsurlarından biridir.
Boşanma protokolünde yoksulluk nafakası hakkında herhangi bir hüküm bulunmaması ve eşin duruşmada da nafaka istememesi hâlinde mahkeme yoksulluk nafakasına hükmetmez. Boşanma kararı bu şekilde kesinleştikten sonra yoksulluk nafakası talebinin ileri sürülmesi bakımından protokoldeki ve hükümdeki düzenlemeler önem taşır.
Bu nedenle tarafların nafaka isteyip istemediklerini protokolde açıkça göstermeleri ileride çıkabilecek uyuşmazlıkların önlenmesi bakımından önemlidir.
Protokolde belirli bir yoksulluk nafakası tutarı kararlaştırılmış ve mahkemece uygun bulunmuşsa nafaka yükümlüsü bu tutarı ödemekle yükümlü olur. Kısaca anlaşmalı boşanmada nafakanın nasıl düzenleneceği, tarafların üzerinde anlaştığı protokol ve mahkemenin bu protokol üzerindeki denetimi çerçevesinde şekillenir.
Bağlanan nafaka sonradan artırılabilir veya azaltılabilir mi?
Nafaka kararı verildikten sonra tarafların ekonomik koşullarında önemli değişiklikler meydana gelirse nafaka miktarının yeniden belirlenmesi istenebilir. Örneğin enflasyon ve yaşam maliyetlerindeki artış nedeniyle mevcut nafakanın ihtiyaçları karşılamaması durumunda nafaka alacaklısı şartları varsa nafaka artırma davası açabilir.
Buna karşılık nafaka borçlusunun işini kaybetmesi, gelirinin ciddi ve sürekli biçimde azalması veya ekonomik gücünde esaslı bir değişiklik meydana gelmesi hâlinde nafaka azaltma davası veya koşullarına göre nafakanın kaldırılması talep edilebilir.
Mahkeme yeni ekonomik koşulları değerlendirerek nafaka tutarını yeniden belirleyebilir.
Bu tür değerlendirmelerde değişikliğin geçici ve önemsiz olmaktan ziyade ciddi ve devamlı nitelikte bulunması önem taşır. Örneğin tek seferlik küçük bir gelir kaybı ile uzun süreli işsizlik aynı şekilde değerlendirilmez.
Çocuk için iştirak nafakası ödenmezse ne olur?
İştirak nafakası, doğrudan çocuğun bakım, eğitim, barınma ve diğer temel ihtiyaçlarının karşılanmasına yönelik olduğundan büyük önem taşır. Çocuk adına hükmedilen iştirak nafakası ödenmezse çocuğun velayetini kullanan taraf icra takibi yoluyla ödenmeyen tutarların tahsilini isteyebilir.
Nafaka kararının yerine getirilmemesi hâlinde şartları oluştuğunda tazyik hapsi yaptırımı da gündeme gelir.
Çocuğu için hükmedilmiş nafakayı yerine getirmeyen ebeveynin bu davranışı, ilerleyen süreçte velayet veya kişisel ilişkiye ilişkin uyuşmazlıklardaki değerlendirmelerde de gündeme gelir
İştirak nafakası çocuğun hakkı olduğundan nafaka yükümlüsünün ekonomik durumunun kötüleşmesi mevcut mahkeme kararını kendiliğinden ortadan kaldırmaz. Ödeme gücünde ciddi bir değişiklik meydana gelmişse doğrudan nafakayı ödememek yerine mahkemeden nafaka miktarının yeni koşullara göre değerlendirilmesi istenmelidir.
Nafaka alan kadın sonradan işe girerse erkek ödemeyi durdurabilir mi?
Nafaka alan eski eşin sonradan işe başlaması veya gelirinin önemli ölçüde artması, mevcut nafakanın yeniden değerlendirilmesini gerektirebilir. Ancak nafaka ödeyen erkek, yalnızca eski eşin işe girdiğini öğrenerek nafakayı kendi kararıyla doğrudan kesmemelidir.
Nafaka borçlusu mahkemeye başvurarak nafakanın kaldırılmasını veya azaltılmasını talep edebilir. Mahkeme nafaka alan kişinin artık yoksulluk içinde bulunmadığını veya gelirinin önceki döneme göre önemli ölçüde arttığını tespit ederse nafakayı tamamen kaldırabilir ya da miktarında indirim yapabilir.
Bu nedenle eski eşin çalışma veya gelir durumunda meydana gelen değişikliğin hukuki sonuç doğurabilmesi için şartlarına göre mahkemeye başvurulması gerekir. Mahkeme kararı olmadan nafaka ödemesinin tek taraflı biçimde durdurulması hâlinde ödenmeyen tutarlar borç olarak birikebilir ve nafaka alacaklısı icra takibine başvurabilir.
SONUÇ
Erkeğin nafaka ödemediği veya mevcut nafakanın kaldırılabileceği durumlar tek bir nedenle sınırlı değildir.
Nafaka alan eşin yeniden evlenmesi, başka biriyle fiilen evliymiş gibi yaşaması, kendi geçimini sağlayacak ekonomik güce ulaşması, boşanmada diğer eşten daha ağır kusurlu olması, nafaka yükümlüsünün ödeme gücünün ciddi biçimde azalması, nafaka alan kişinin çalışma imkânı bulunmasına rağmen kasıtlı olarak işsiz kalması ve tarafların yoksulluk nafakası konusunda geçerli şekilde anlaşmaları bunlardan bazılarıdır.
Ancak her boşanma davasının koşulları birbirinden farklıdır. Bu nedenle nafaka davası, nafaka kaldırma davası, nafaka azaltma davası veya nafaka artırma davası bakımından değerlendirme somut olayın özelliklerine göre yapılmalıdır.
Nafaka hukukuyla ilgili uyuşmazlıklarda tarafların ekonomik durumları, kusur oranları, çocukların velayeti, mevcut mahkeme kararları ve sonradan meydana gelen değişiklikler birlikte ele alınmalıdır.
Bu nedenle nafaka konusunda hukuki tereddüt yaşayan kişilerin somut dosyalarını bir aile hukuku avukatı veya boşanma avukatı aracılığıyla değerlendirmesi önem taşır.
Aşağıdaki bölümü makalenin sonuna doğrudan ekleyebilirsiniz:
MİMOZA HUKUK BÜROSU OLARAK HUKUKİ HİZMETLERİMİZ
Mimoza Hukuk Bürosu olarak; nafaka davası, yoksulluk nafakası, iştirak nafakası, nafaka artırma davası, nafaka azaltma davası ve nafakanın kaldırılması başta olmak üzere boşanma ve aile hukukundan kaynaklanan uyuşmazlıklarda hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti sunmaktayız. Nafaka ödemekle yükümlü olan veya nafaka talep eden kişilerin ekonomik durumları, kusur oranları, çocukların velayeti, tarafların gelir ve mal varlıkları ile sonradan meydana gelen değişiklikler somut dosya kapsamında değerlendirilmekte; gerekli hâllerde boşanma davası, nafaka kaldırma davası veya nafakanın yeniden belirlenmesine yönelik hukuki süreçler takip edilmektedir.
İSTANBUL AVUKAT İLETİŞİM BİLGİLERİ
| Bilgi | Detay |
|---|---|
| İstanbul Avukatı | Fatma Türkan Kamış |
| Telefon | 0532 685 61 40 |
| Adres | AC MOMENT PLAZA / Soğanlık Yeni Mah. Baltacı Mehmet Paşa Sk. B Blok Kat:18 D NO:152, Kartal/İstanbul |
| mimozahukuk@gmail.com | |
| Hizmet Alanları | Ceza, Boşanma, Kira, Gayrimenkul, İcra, Ticaret, Yabancılar, İş Hukuku |
| Avukata Sor Hattı | ➔ Tıklayın |