Mal rejimi değişikliği, Mal rejimi sözleşmesi, Mal ayrılığı rejimi, Edinilmiş mallara katılma rejimi, Boşanmada mal paylaşımı, Mal paylaşımı davası, Mal rejiminin tasfiyesi, Mal ayrılığı sözleşmesi, Aile hukuku avukatı, Evlilikte mal paylaşımı

MAL REJİMİ DEĞİŞİKLİĞİ NASIL YAPILIR VE SONA ERER?

Bu içerik 30 Haziran 2026 tarihinde güncellenmiştir.

Evlilikte uygulanan mal rejimi, eşlerin malvarlığının yönetimi, boşanmada mal paylaşımı, mal rejiminin tasfiyesi, katılma alacağı, mal ayrılığı, mal ortaklığı ve miras gibi birçok hukuki sonucu doğrudan etkiler. Bu makalede, mal rejimi değişikliği nasıl yapılır, mal rejimi sözleşmesi hangi şartlarda geçerlidir, mal rejiminin değiştirilmesi davası ne zaman açılabilir, edinilmiş mallara katılma rejimi ile diğer mal rejimleri arasındaki farklar nelerdir, mal ayrılığı rejiminin geçmişe etkisi, görevli mahkeme, Türk Medeni Kanunu hükümleri ve güncel Yargıtay kararları doğrultusunda tüm hukuki süreçler ayrıntılı ve herkesin anlayabileceği bir dille açıklanmaktadır.

Avukata sor ➔ +90 532 685 61 40

→ Eşler, evlenmeden önce veya evlilik sırasında kanunda düzenlenen mal rejimlerinden birini seçebilir.

→ Mal rejimi değişikliği, noter huzurunda yapılacak mal rejimi sözleşmesiyle veya haklı nedenlerin varlığında mahkeme kararıyla gerçekleştirilebilir.

→ Sonradan yapılan mal rejimi sözleşmeleri kural olarak geçmişe etkili olmaz ve yalnızca yapıldıkları tarihten sonraki dönem için hüküm doğurur.

→ Mal rejiminin değiştirilmesi davasında haklı nedenlerin somut delillerle ispatlanması gerekir ve hâkim her olayı kendi şartları içinde değerlendirir.

→ Mal rejiminin sona ermesi, boşanma, ölüm, evliliğin iptali veya başka bir mal rejiminin kabul edilmesi gibi durumlarda gerçekleşir ve mal paylaşımının temelini oluşturur.

→ Güncel Yargıtay kararları, mal rejimi değişikliği, mal ayrılığı, mal paylaşımı ve tasfiye davalarında uygulamanın nasıl şekillendiğini göstermektedir.

→ Hak kaybı yaşanmaması için mal rejimi sözleşmesi hazırlanırken veya mal rejiminin değiştirilmesi davası açılmadan önce uzman hukuki destek alınması önem taşır.

MAL REJİMİ DEĞİŞİKLİĞİ NASIL YAPILIR? EVLİLİKTE MAL REJİMİNİ DEĞİŞTİRMENİN ŞARTLARI

Evlilikte eşlerin sahip oldukları malvarlığının yönetimi, korunması ve boşanma veya ölüm gibi durumlarda nasıl paylaşılacağı, tabi oldukları mal rejimi hükümlerine göre belirlenir. Türk Medeni Kanunu uyarınca eşler, farklı bir seçim yapmadıkları sürece yasal mal rejimi olan edinilmiş mallara katılma rejimine tabi kabul edilir. Bununla birlikte eşler ister evlenmeden önce ister evlilik devam ederken kanunda düzenlenen diğer mal rejimlerinden birini seçebilir. Bazı durumlarda ise eşlerden biri, haklı sebeplerin bulunması halinde mahkemeye başvurarak mal rejiminin değiştirilmesini talep edebilir. Bu yazıda mal rejimi değişikliği, mal rejimi sözleşmesi, mal rejiminin değiştirilmesi davası, değişikliğin geçmişe etkisi ve konuya ilişkin Yargıtay kararları ayrıntılı olarak ele alınacaktır.

EVLİLİK DEVAM EDERKEN MAL REJİMİ DEĞİŞTİRİLEBİLİR Mİ?

Evet. Eşler, evlenmeden önce veya evlilik devam ederken mal rejimlerini değiştirme hakkına sahiptir. Bunun en yaygın yolu, tarafların birlikte hazırlayacakları mal rejimi sözleşmesidir. Böylece kanunda düzenlenen mal ayrılığı, paylaşmalı mal ayrılığı veya mal ortaklığı rejimlerinden biri tercih edilebilir.

Ancak eşlerden biri mal rejiminin değiştirilmesine rıza göstermiyorsa, diğer eş her zaman çaresiz değildir. Kanunda belirtilen haklı nedenlerin bulunması halinde mahkemeye başvurularak mevcut rejimin mal ayrılığı rejimine dönüştürülmesi talep edilebilir.

Türk Medeni Kanunu’nun 202. maddesi bu konuda açık bir düzenleme içermektedir. Buna göre eşler arasında uygulanacak temel sistem edinilmiş mallara katılma rejimidir. Bununla birlikte taraflar, yapacakları mal rejimi sözleşmesiyle kanunda yer alan diğer mal rejimlerinden herhangi birini seçebilirler.

Bu nedenle evlenmeden önce ya da evlilik sırasında herhangi bir seçim yapılmamışsa, eşler kendiliğinden edinilmiş mallara katılma rejimine tabi olur. Buna karşılık ortak iradeyle yapılacak bir sözleşme sayesinde mal ayrılığı, paylaşmalı mal ayrılığı veya mal ortaklığı rejimine geçilmesi mümkündür.

MAHKEME KARARIYLA MAL REJİMİ DEĞİŞTİRİLEBİLİR Mİ?

Her zaman eşlerin ortak karar vermesi mümkün olmayabilir. Tarafların anlaşamaması halinde de kanun belirli koşullarda çözüm yolu sunmaktadır.

Türk Medeni Kanunu’nun 206. maddesine göre haklı bir sebebin bulunması halinde hâkim, eşlerden birinin talebi üzerine mevcut mal rejimininin mal ayrılığı rejimine dönüştürülmesine karar verebilir. Böylece ekonomik açıdan zarar gören veya ileride zarar görme ihtimali bulunan eşin korunması amaçlanmaktadır.

Mahkemenin bu konuda karar verebilmesi için haklı nedenlerin somut delillerle ortaya konulması gerekir. Hâkim, olayın özelliklerini değerlendirerek mevcut mal rejimininin devam edip etmeyeceğine karar verir.

MAL REJİMİ DEĞİŞİKLİĞİNİN HUKUKİ SONUCU

Mal rejimi değişikliği, iki farklı şekilde gerçekleştirilebilir. Birincisi, eşlerin birlikte hareket ederek mal rejimi sözleşmesi yapmalarıdır. İkincisi ise haklı sebeplerin varlığı halinde eşlerden birinin açacağı dava sonucunda mahkemenin mal ayrılığına geçilmesine karar vermesidir.

Mal rejiminin değiştirilmesi, boşanmada mal paylaşımı, aile hukuku uyuşmazlıkları ve ileride doğabilecek hak kayıpları bakımından önemli sonuçlar doğurduğundan, işlem yapılmadan önce aile hukuku alanında deneyimli bir avukattan hukuki destek alınması olası uyuşmazlıkların önlenmesi açısından büyük önem taşımaktadır.

MAL REJİMİ SÖZLEŞMESİ NEDİR? NASIL YAPILIR?

Eşlerin evlilikten önce veya evlilik devam ederken hangi mal rejimine tabi olacaklarını belirlemek ya da mevcut mal rejimini değiştirerek kanunda düzenlenen başka bir sisteme geçmek istemeleri halinde yaptıkları sözleşmeye mal rejimi sözleşmesi denir. Bu sözleşme sayesinde taraflar, yasal mal rejimi olan edinilmiş mallara katılma rejimi yerine mal ayrılığı, paylaşmalı mal ayrılığı veya mal ortaklığı rejimlerinden birini tercih edebilirler. Ancak sözleşmenin geçerli olabilmesi için hem içeriğinin hem de şeklinin Türk Medeni Kanunu’nda öngörülen kurallara uygun olarak hazırlanması gerekir. Aksi halde ileride boşanmada mal paylaşımı ve mal rejiminin tasfiyesi sırasında ciddi hukuki uyuşmazlıklar ortaya çıkabilir.

EŞLER MAL REJİMİNİ SERBESTÇE BELİRLEYEBİLİR Mİ?

Türk Medeni Kanunu’nun 203. maddesine göre mal rejimi sözleşmesi evlenmeden önce yapılabileceği gibi evlilik devam ederken de düzenlenebilir. Ancak eşlerin sözleşme özgürlüğü sınırsız değildir. Taraflar istedikleri hükümleri yazamaz; yalnızca kanunda yer verilen mal rejimlerinden birini seçebilir, değiştirebilir veya kaldırabilirler.

Bu nedenle eşlerin kendi oluşturdukları, kanunda karşılığı bulunmayan farklı bir mal rejimi belirlemeleri mümkün değildir. Mal rejimi sözleşmesinin kapsamı tamamen Türk Medeni Kanunu’nun çizdiği hukuki sınırlar içerisinde kalmalıdır.

MAL REJİMİ SÖZLEŞMESİ NOTERDE Mİ YAPILIR?

Mal rejimi sözleşmesinin geçerliliği bakımından en önemli şartlardan biri şekil şartıdır. Türk Medeni Kanunu’nun 205. maddesi uyarınca bu sözleşme noterde düzenleme veya onaylama şeklinde yapılmalıdır.

Bunun tek istisnası, tarafların evlenme başvurusu sırasında seçtikleri mal rejimini yazılı olarak evlendirme memurluğuna bildirmeleridir. Bunun dışında yapılan sözleşmelerin geçerli olabilmesi için noter işlemi zorunludur. Ayrıca sözleşmenin eşler tarafından, gerekli durumlarda ise yasal temsilcileri tarafından imzalanması gerekir.

Dolayısıyla noter dışında düzenlenen veya kanunun öngördüğü şekil şartına uymayan bir mal rejimi sözleşmesi hukuken geçerli sayılmaz ve taraflara herhangi bir hak sağlamaz.

MAL REJİMİ SÖZLEŞMESİ SONRADAN DEĞİŞTİRİLEBİLİR Mİ?

Evet. Eşler bir kez mal rejimi sözleşmesi yapmış olmaları nedeniyle aynı rejime bağlı kalmak zorunda değildir. Türk Medeni Kanunu’nun 208. maddesi uyarınca taraflar diledikleri zaman yeni bir mal rejimi sözleşmesi düzenleyerek önceki rejim yerine başka bir mal rejimini kabul edebilirler.

Bunun yanında mahkeme kararıyla mal ayrılığı rejimine geçilmişse ve bu kararı gerektiren nedenler daha sonra ortadan kalkmışsa, eşlerden birinin talebi üzerine hâkim eski mal rejimine dönülmesine de karar verebilir.

MAL REJİMİ SÖZLEŞMESİ YAPMADAN ÖNCE NELERE DİKKAT EDİLMELİDİR?

Mal rejimi sözleşmesi, evlenmeden önce evlenme başvurusu sırasında yazılı beyan verilerek veya evlilik devam ederken noterde düzenlenerek yapılabilir. Ancak sözleşmenin içeriği tamamen tarafların serbest iradesine bırakılmış değildir. Kanunun izin verdiği sınırlar dışına çıkılması mümkün olmadığı gibi, şekil şartına uyulmaması da sözleşmeyi geçersiz hale getirir.

Bu nedenle mal rejimi değişikliği, mal ayrılığı, edinilmiş mallara katılma rejimi ve boşanmada mal paylaşımı gibi önemli hukuki sonuçlar doğuran bu sözleşmenin hazırlanması sırasında uzman desteği alınması, ileride ortaya çıkabilecek hak kayıplarının önlenmesi açısından büyük önem taşımaktadır.

MAL REJİMİNİN DEĞİŞTİRİLMESİ DAVASI NEDİR?

Eşler her zaman anlaşarak mal rejimi sözleşmesi yapamayabilir. Taraflardan birinin buna onay vermemesi veya mevcut mal rejimininin diğer eş açısından ciddi ekonomik risk oluşturması halinde kanun, mahkemeye başvurma imkânı tanımaktadır. Bu durumda açılan dava, mal rejiminin değiştirilmesi davası olarak adlandırılır.

Bu davanın temel amacı, eşlerden birinin davranışları nedeniyle evlilik birliği içerisindeki malvarlığının zarar görmesini ya da ileride ciddi bir zarara uğrama ihtimalini önlemektir. Haklı sebeplerin bulunması halinde mahkeme, mevcut edinilmiş mallara katılma rejiminin sona erdirilerek mal ayrılığı rejimine geçilmesine karar verebilir. Böylece ekonomik açıdan korunması gereken eşin ve gerektiğinde üçüncü kişilerin hakları güvence altına alınmış olur.

HANGİ DURUMLARDA MAL REJİMİ DEĞİŞTİRME DAVASI AÇILABİLİR?

Türk Medeni Kanunu’nun 206. maddesi, haklı bir nedenin varlığı halinde hâkimin eşlerden birinin talebi üzerine mevcut mal rejimini mal ayrılığına dönüştürebileceğini düzenlemiştir. Kanunda bazı örnekler sayılmış olsa da bu nedenler sınırlı değildir. Hâkim, her somut olayın özelliklerini değerlendirerek farklı durumlarda da mal rejiminin değiştirilmesine karar verebilir.

Kanunda örnek olarak belirtilen haklı nedenler şunlardır:

➔Diğer eşin malvarlığının borca batık olması veya ortaklıktaki payının haczedilmesi,

➔Diğer eşin davranışları nedeniyle başvuruda bulunan eşin ya da ortaklığın ekonomik menfaatlerinin ciddi şekilde tehlikeye düşmesi,

➔Ortak mallar üzerinde yapılacak bir tasarruf işlemine haklı bir neden olmaksızın onay verilmemesi,

➔Malvarlığı, gelir, borçlar veya ortak mallar hakkında bilgi verilmesinden sürekli kaçınılması,

➔Diğer eşin sürekli olarak ayırt etme gücünü kaybetmiş olması.

Bu sebepler yalnızca örnek niteliğindedir. Mahkeme, olayın tüm koşullarını birlikte değerlendirerek mal rejimininin devamının taraflardan biri açısından önemli hak kayıplarına yol açıp açmayacağını inceler.

MAHKEME HANGİ ÖLÇÜTLERE GÖRE KARAR VERİR?

Mal rejiminin değiştirilmesini isteyen eş, talebini yalnızca iddialarla değil, somut delillerle de ispat etmek zorundadır. Mahkeme; tarafların ekonomik durumunu, mevcut malvarlığını, borç ilişkilerini, ileride doğabilecek zarar ihtimalini ve aile birliğinin mali yapısını birlikte değerlendirir.

Hakimin takdir yetkisi oldukça geniştir. Bu nedenle her dava kendi özel şartları içerisinde incelenir ve her olay bakımından farklı sonuç ortaya çıkabilir. Özellikle evlilik birliği içerisindeki malvarlığının korunmasının mümkün olmadığı veya ciddi ekonomik risklerin bulunduğu durumlarda mal ayrılığı rejimine geçilmesine karar verilmesi mümkündür.

MAL REJİMİNİN DEĞİŞTİRİLMESİ DAVASINDA İSPAT YÜKÜ

Bu davalarda en önemli unsur, haklı nedenlerin varlığının ispat edilmesidir. Davayı açan eş, mevcut mal rejimininin neden devam etmemesi gerektiğini ve neden mal ayrılığı rejimine geçilmesinin zorunlu olduğunu mahkemeye somut delillerle açıklamak zorundadır.

Haklı nedenlerin ispatlanamaması halinde dava reddedilir. Buna karşılık diğer eşin davranışlarının ortak malvarlığını ciddi şekilde tehlikeye düşürdüğü veya ileride telafisi güç zararların doğmasının kuvvetle muhtemel olduğu ispatlanırsa mahkeme, mevcut mal rejimini değiştirerek mal ayrılığı rejimine geçilmesine karar verebilir.

Bu nedenle mal rejiminin değiştirilmesi davası, yalnızca eşler arasındaki ekonomik anlaşmazlıkları değil; boşanmada mal paylaşımı, aile hukuku uyuşmazlıkları ve gelecekte doğabilecek mali hak kayıplarını da doğrudan etkileyen önemli dava türlerinden biridir.

MAL REJİMİNİN DEĞİŞTİRİLMESİNDE HAKLI NEDENLER NELERDİR?

Eşler, istedikleri zaman karşılıklı anlaşarak mal rejimi sözleşmesi düzenleyebilir ve tabi oldukları mal rejimini değiştirebilirler. Ancak tarafların ortak bir karara varamaması halinde, kanunun öngördüğü haklı nedenlerin bulunması durumunda eşlerden biri mahkemeye başvurarak mevcut mal rejiminin mal ayrılığı rejimine dönüştürülmesini isteyebilir.

Türk Medeni Kanunu’nun 206. maddesi, bu konuda hâkime geniş bir takdir yetkisi tanımaktadır. Kanunda sayılan nedenler örnek niteliğinde olup, yalnızca bu hallerle sınırlı değildir. Mahkeme, her olayın özelliklerini ayrı ayrı değerlendirerek mevcut mal rejiminin devamının taraflardan biri açısından ciddi ekonomik risk oluşturup oluşturmadığını inceler.

Kanunda örnek olarak belirtilen haklı nedenler şunlardır:

➔Diğer eşin malvarlığının borca batık hale gelmesi veya ortaklıktaki payının haczedilmesi,

➔Diğer eşin davranışları nedeniyle başvuruda bulunan eşin ya da ortak malvarlığının ekonomik menfaatlerinin tehlikeye düşmesi,

➔Ortak mallar üzerinde yapılacak hukuki işlemler için gerekli rızanın haklı bir gerekçe olmaksızın verilmemesi,

➔Malvarlığı, gelir, borçlar veya ortak mallar hakkında bilgi vermekten kaçınılması,

➔Diğer eşin sürekli olarak ayırt etme gücünden yoksun bulunması.

Bu nedenlerin dışında da ortak malvarlığının korunmasını zorunlu kılan başka durumların ortaya çıkması halinde mahkeme, olayın özelliklerine göre mal rejiminin değiştirilmesine karar verebilir.

MAL REJİMİNİN DEĞİŞTİRİLMESİ DAVASINDA GÖREVLİ VE YETKİLİ MAHKEME

Mal rejiminin değiştirilmesini isteyen eşin, davayı doğru mahkemede açması büyük önem taşır. Görev veya yetki kurallarına aykırı açılan davalar, gereksiz zaman kaybına ve usul sorunlarına neden olabilir.

Bu davalarda görevli mahkeme Aile Mahkemesidir. Aile Mahkemesinin bulunmadığı yerlerde ise davaya Asliye Hukuk Mahkemesi, aile mahkemesi sıfatıyla bakar.

Yetki bakımından ise Türk Medeni Kanunu’nun 207. maddesi uygulanmaktadır. Buna göre dava, eşlerden herhangi birinin yerleşim yeri Aile Mahkemesinde açılabilir. Dolayısıyla davacı, kendi yerleşim yerindeki veya diğer eşin yerleşim yerindeki yetkili mahkemeye başvurma hakkına sahiptir.

MAL AYRILIĞI REJİMİ GEÇMİŞE ETKİLİ OLARAK UYGULANIR MI?

Mal rejimi değiştirildiğinde en çok merak edilen konulardan biri de yeni seçilen rejimin geçmişe etkili olup olmayacağıdır. Özellikle evlilik süresince edinilen malların hangi kurallara göre paylaşılacağı, boşanmada mal paylaşımı davalarında büyük önem taşımaktadır.

Mahkeme kararıyla mal ayrılığı rejimine geçilmesi halinde, bu değişiklik geçmişte uygulanmış olan mal rejimini ortadan kaldırmaz. Türk Medeni Kanunu’nun 212. maddesine göre mal ayrılığına geçilmesi durumunda, aksi yönde özel bir düzenleme bulunmadıkça önceki mal rejiminin tasfiyesi yine o dönemde geçerli olan hükümlere göre yapılır.

Başka bir ifadeyle, mal ayrılığına geçmeden önce hangi mal rejimi uygulanıyorsa, o döneme ilişkin hak ve yükümlülükler aynı rejimin hükümlerine göre hesaplanır. Yeni mal rejimi geçmişi değiştirmez.

MAL REJİMİ SÖZLEŞMESİ EVLENME TARİHİNE GERİYE GÖTÜRÜLEBİLİR Mİ?

Eşler evlilik devam ederken yeni bir mal rejimi sözleşmesi yaparak farklı bir mal rejimine geçebilirler. Ancak bu sözleşmeyi imzaladıktan sonra seçtikleri rejimin evlilik tarihinden itibaren geçerli olacağını kararlaştıramazlar.

Eğer taraflar evlenmeden önce farklı bir mal rejimi seçmemişlerse, evlilik tarihinden itibaren yasal mal rejimi olan edinilmiş mallara katılma rejimi uygulanır. Sonradan yapılan mal rejimi sözleşmesi ise yalnızca imzalandığı tarihten sonraki dönem bakımından hüküm doğurur.

Bu nedenle evlilik sırasında yapılan bir sözleşmeyle geçmiş yıllara dönük olarak mal ayrılığı, mal ortaklığı veya paylaşmalı mal ayrılığı rejiminin uygulanması hukuken mümkün değildir.

YARGITAY’IN MAL REJİMİ KONUSUNDAKİ GÖRÜŞÜ

Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 09.03.2021 tarihli, 2020/1407 Esas ve 2021/2097 Karar sayılı ilamında, olağanüstü mal rejimine geçişin amacı ayrıntılı şekilde açıklanmıştır.

Kararda; evlilik devam ederken yaşanan mali sorunların yalnızca eşleri değil, alacaklı üçüncü kişileri de etkileyebileceği, bu nedenle Türk Medeni Kanunu’nun ekonomik açıdan zarar doğurabilecek durumlarda olağanüstü mal rejimine geçiş imkânı tanıdığı belirtilmiştir.

Yargıtay ayrıca, TMK’nın 206. maddesinde sayılan haklı nedenlerin sınırlı olmadığını, örnek niteliğinde düzenlendiğini vurgulamıştır. Eşlerden birinin kendi davranışları veya iradesi dışında gelişen olaylar nedeniyle ortak malvarlığına ciddi zarar vermesi ya da böyle bir tehlikenin güçlü şekilde ortaya çıkması halinde mahkemenin mal ayrılığı rejimine geçilmesine karar verebileceği ifade edilmiştir.

Bununla birlikte Yargıtay, her ekonomik anlaşmazlığın tek başına mal rejiminin değiştirilmesini gerektirmeyeceğini de açıkça belirtmiştir. İncelenen olayda davacı taraf, haklı sebebin varlığını yeterli delillerle ispat edememiştir. Tanık anlatımlarının yalnızca dava konusu taşınmaz üzerindeki inşaat faaliyetlerine ilişkin olduğu, TMK’nın 206. maddesi kapsamında mal rejimininin değiştirilmesini gerektiren olaylara dair somut bilgi içermediği tespit edilmiştir.

Ayrıca sadece eşlerin farklı şehirlerde veya farklı evlerde yaşamalarının tek başına olağanüstü mal rejimine geçiş için yeterli bir gerekçe oluşturmayacağı da kararda açıkça ifade edilmiştir.

Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 30.05.2017 tarihli, 2016/13151 Esas ve 2017/7920 Karar sayılı kararında, mal rejimi sözleşmelerinin geçmişe etkili uygulanamayacağı açık şekilde ortaya konulmuştur.

Kararda, 4722 sayılı Kanun’un 10. maddesi uyarınca Türk Medeni Kanunu yürürlüğe girmeden önce evlenen eşlerin belirli süre içerisinde farklı bir seçim yapmamaları halinde 01.01.2002 tarihinden itibaren edinilmiş mallara katılma rejimine tabi olacakları belirtilmiştir.

Yargıtay ayrıca, eşlerin sonradan düzenleyecekleri bir mal rejimi sözleşmesiyle mal ortaklığı, mal ayrılığı veya paylaşmalı mal ayrılığı rejimlerinden herhangi birini evlilik tarihinden itibaren geçerli olacak şekilde seçemeyeceklerini açıkça ifade etmiştir.

Karara göre, bu yönde yapılacak bir düzenleme kamu düzenine aykırı olup hukuki sonuç doğurmaz. Sözleşme serbestisi ilkesi, aile hukukunda kanunun emredici hükümlerini ortadan kaldıracak şekilde kullanılamaz.

Sonuç olarak, evlilik devam ederken yapılan mal rejimi sözleşmeleri yalnızca imzalandıkları tarihten sonraki dönem için geçerlidir. Geçmiş dönemde edinilmiş malların hukuki durumu, o tarihte yürürlükte bulunan mal rejimi hükümlerine göre değerlendirilmeye devam eder.

Mal rejiminin değiştirilmesi, mal rejimi sözleşmesinin geçerliliği, mal ayrılığına geçiş ve boşanmada mal paylaşımı konularında Yargıtay kararları uygulamaya yön vermektedir. Özellikle Türk Medeni Kanunu’nun 202, 203, 206, 208 ve 225. maddelerinin uygulanmasına ilişkin içtihatlar, benzer uyuşmazlıklarda mahkemeler açısından önemli bir yol gösterici niteliğindedir.

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi’nin 16.06.2011 tarihli, 2010/6262 Esas ve 2011/3497 Karar sayılı kararında; eşlerin mal rejimi sözleşmesiyle yalnızca kanunda düzenlenen seçimlik mal rejimlerinden birini tercih edebilecekleri vurgulanmıştır. Kararda, Türk Medeni Kanunu’nun 202. maddesi gereğince eşlerin mal ayrılığı, paylaşmalı mal ayrılığı veya mal ortaklığı rejimlerinden birini seçebilecekleri, aksi halde yasal mal rejimi olan edinilmiş mallara katılma rejiminin uygulanacağı belirtilmiştir.

Yargıtay ayrıca, aile hukukunda sözleşme özgürlüğünün sınırsız olmadığını, kanunun emredici hükümlerinin taraf iradesiyle ortadan kaldırılamayacağını ifade etmiştir. Bu nedenle evlilikten sonra yapılan bir mal rejimi sözleşmesinin geçmişe etkili olarak uygulanması mümkün değildir.

Somut olayda dava konusu taşınmazın, taraflar arasında eski Medeni Kanun döneminde geçerli olan mal ayrılığı rejimi sırasında edinildiği dikkate alınarak uyuşmazlığın Borçlar Kanunu hükümlerine göre çözümlenmesi gerektiği belirtilmiş; geçmişe etkili olduğu kabul edilen mal ortaklığı sözleşmesine dayanılarak karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi’nin 05.10.2015 tarihli, 2014/9332 Esas ve 2015/17436 Karar sayılı kararında da aynı ilke tekrar edilmiştir.

Kararda, eşlerin evlilik tarihinden itibaren geçerli olacak şekilde sonradan mal ayrılığı, mal ortaklığı veya paylaşmalı mal ayrılığı rejimini seçmelerinin mümkün olmadığı açıkça belirtilmiştir. Böyle bir düzenleme kamu düzenine aykırı olduğundan hukuki sonuç doğurmaz.

Yargıtay ayrıca, davacının mal rejimi sözleşmesini baskı ve korkutma altında imzaladığını ileri sürmesi halinde mahkemenin öncelikle bu iddiayı değerlendirmesi gerektiğini vurgulamıştır. Sözleşmenin geçerli olduğu sonucuna varılırsa, evlenme tarihi ile mal rejimi sözleşmesinin yapıldığı tarih arasında edinilmiş mallara katılma rejiminin uygulanacağı kabul edilerek uyuşmazlığın buna göre çözümlenmesi gerektiği ifade edilmiştir.

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi’nin 22.04.2014 tarihli, 2013/11089 Esas ve 2014/7833 Karar sayılı kararında ise mal rejiminin değiştirilmesi davası bakımından önemli değerlendirmeler yapılmıştır.

Kararda, eşler arasında başka bir mal rejimi seçilmediği sürece edinilmiş mallara katılma rejiminin uygulanacağı belirtilmiştir. Davacının talebi, Türk Medeni Kanunu’nun 206. maddesi uyarınca mevcut mal rejiminin mal ayrılığı rejimine dönüştürülmesine ilişkindir.

Dosyada bulunan icra takip belgeleri ve diğer deliller birlikte değerlendirildiğinde, davalı eşin şirket ortaklığı nedeniyle malvarlığının haczedildiği ve ortak malvarlığını tehlikeye düşürdüğü anlaşılmıştır. Bu nedenle Yargıtay, mal ayrılığı rejimine geçiş şartlarının oluştuğunu kabul etmiş ve davanın reddedilmesini hukuka aykırı bulmuştur.

Kararda ayrıca önemli bir ilkeye daha yer verilmiştir. Davalının yargılama sırasında davayı kabul etmiş olması, davacının Türk Medeni Kanunu’nun 206. maddesinden kaynaklanan dava hakkını ortadan kaldırmaz. Çünkü mahkeme kararıyla mal ayrılığına geçilmesi ile noter aracılığıyla yapılan mal rejimi sözleşmesi farklı hukuki sonuçlar doğurmaktadır. Mahkeme kararı verilmesi halinde mal rejimi dava tarihinden itibaren sona ererken, sözleşmeyle yapılan değişiklik noter işleminin yapıldığı tarihten itibaren hüküm doğurmaktadır.

MAL REJİMİ HANGİ HALLERDE SONA ERER?

Eşler arasında uygulanan mal rejiminin hangi tarihte sona erdiği, mal rejiminin tasfiyesi, katılma alacağı, değer artış payı alacağı ve boşanmada mal paylaşımı davaları bakımından büyük önem taşır. Çünkü mal rejiminin sona erdiği tarih, hangi malların tasfiyeye dâhil edileceğini doğrudan belirlemektedir.

Türk Medeni Kanunu’nun 225. maddesine göre mal rejimi aşağıdaki hallerde sona erer:

➔Eşlerden birinin ölmesi,

➔Tarafların başka bir mal rejimini kabul etmesi,

➔Mahkeme tarafından evliliğin iptaline karar verilmesi,

➔Boşanma kararı verilmesi,

➔Mahkeme kararıyla mal ayrılığı rejimine geçilmesi.

Kanun gereğince boşanma, evliliğin iptali veya mal ayrılığına geçilmesine ilişkin mahkeme kararlarında mal rejimi, karar tarihinden değil dava tarihinden itibaren sona ermiş sayılır. Bu düzenleme, tarafların malvarlığının korunması açısından önemli bir güvence sağlamaktadır.

YARGITAY’IN MAL REJİMİNİN SONA ERMESİNE İLİŞKİN DEĞERLENDİRMESİ

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi’nin 02.10.2018 tarihli, 2016/9822 Esas ve 2018/16651 Karar sayılı kararında mal rejiminin sona erme tarihi ayrıntılı biçimde açıklanmıştır.

Kararda, Türk Medeni Kanunu’nun 225. maddesi uyarınca mal rejiminin; ölüm, başka bir mal rejiminin kabulü, boşanma, evliliğin iptali veya mahkeme kararıyla mal ayrılığına geçilmesiyle sona ereceği belirtilmiştir.

Yargıtay, mal rejiminin tasfiyesinden doğan katılma alacağı, değer artış payı alacağı ve katkı payı alacağı davalarının açılabilmesi için öncelikle mal rejiminin sona ermiş olması gerektiğini vurgulamıştır. Başka bir ifadeyle, mal rejimi sona ermeden bu alacaklar henüz istenebilir hale gelmez.

Somut olayda taraflar arasında daha önce açılan dava sonucunda Türk Medeni Kanunu’nun 206. maddesi gereğince mal ayrılığı rejimine geçilmesine karar verildiği anlaşılmıştır. Bu nedenle mal rejiminin dava tarihi itibarıyla sona erdiği kabul edilerek, mahkemenin davanın esasını incelemesi gerekirken farklı gerekçeyle karar vermesi hukuka aykırı bulunmuştur.

MAL REJİMİ DEĞİŞİKLİĞİ HAKKINDA SIKÇA SORULAN SORULAR

1. Mal rejimi değişikliği nedir?

Mal rejimi değişikliği, eşlerin evlilikte uygulanan mal rejimini değiştirerek kanunda düzenlenen başka bir mal rejimine geçmesidir. Bu değişiklik, tarafların noter huzurunda yapacağı mal rejimi sözleşmesiyle veya kanunda öngörülen haklı nedenlerin bulunması halinde mahkeme kararıyla gerçekleştirilebilir.

2. Evlilikten sonra mal rejimi değiştirilebilir mi?

Evet. Türk Medeni Kanunu’na göre eşler yalnızca evlenmeden önce değil, evlilik devam ederken de mal rejimlerini değiştirebilir. Tarafların anlaşması halinde noter aracılığıyla yeni bir mal rejimi sözleşmesi yapılabilir. Anlaşma sağlanamazsa belirli şartların varlığı halinde dava açılması mümkündür.

3. Eşlerden biri istemezse mal rejimi değiştirilebilir mi?

Taraflardan biri mal rejimi değişikliğine onay vermiyorsa diğer eş tek başına noter aracılığıyla değişiklik yapamaz. Ancak haklı nedenlerin bulunması halinde Aile Mahkemesinde mal rejiminin değiştirilmesi davası açılarak mal ayrılığı rejimine geçilmesi talep edilebilir.

4. Mal rejimi sözleşmesi noterde yapılmak zorunda mıdır?

Evet. Kanun gereğince mal rejimi sözleşmesi noter tarafından düzenleme veya onaylama şeklinde yapılmalıdır. Bunun dışında düzenlenen sözleşmeler, şekil şartına uymadığı için kural olarak hukuki geçerlilik kazanmaz.

5. Mal rejimi sözleşmesi evlenmeden önce yapılabilir mi?

Evet. Evlenecek kişiler, evlenme başvurusu sırasında yazılı beyanda bulunarak veya nikâhtan önce noterde mal rejimi sözleşmesi düzenleyerek hangi mal rejiminin uygulanacağını belirleyebilirler.

6. Mal rejimi sözleşmesi sonradan değiştirilebilir mi?

Evet. Eşler diledikleri zaman yeni bir mal rejimi sözleşmesi yaparak önceki sözleşmeyi değiştirebilir ve kanunda düzenlenen farklı bir mal rejimine geçebilirler. Ancak yapılan değişiklik kural olarak ileriye etkili sonuç doğurur.

7. Mal rejimi değişikliği geçmişe etkili olur mu?

Hayır. Sonradan yapılan mal rejimi sözleşmeleri evlilik tarihine geri yürütülemez. Yeni seçilen mal rejimi yalnızca sözleşmenin yapıldığı tarihten sonraki dönem bakımından uygulanır. Geçmiş dönem ise önceki mal rejiminin hükümlerine göre değerlendirilir.

8. Mahkeme hangi durumlarda mal ayrılığına karar verebilir?

Diğer eşin malvarlığının borca batık olması, ortak malların tehlikeye düşmesi, haciz işlemleri, malvarlığı hakkında bilgi verilmemesi veya benzeri haklı nedenlerin bulunması halinde mahkeme mevcut mal rejimini mal ayrılığı rejimine dönüştürebilir.

9. Mal rejiminin değiştirilmesi davasında haklı nedenler sınırlı mıdır?

Hayır. Türk Medeni Kanunu’nda bazı örnekler sayılmış olsa da bunlar sınırlayıcı değildir. Hâkim, somut olayın özelliklerine göre ortak malvarlığını tehlikeye düşüren başka durumları da haklı neden olarak değerlendirebilir.

10. Mal rejiminin değiştirilmesi davasında görevli mahkeme hangisidir?

Bu davalarda görevli mahkeme Aile Mahkemesidir. Aile Mahkemesinin bulunmadığı yerlerde davaya Asliye Hukuk Mahkemesi aile mahkemesi sıfatıyla bakar.

11. Mal rejiminin değiştirilmesi davasında yetkili mahkeme neresidir?

Yetkili mahkeme, eşlerden herhangi birinin yerleşim yeri Aile Mahkemesidir. Davacı, kanunun tanıdığı yetki kuralları çerçevesinde bu mahkemelerden birinde dava açabilir.

12. Boşanma davası açılınca mal rejimi ne zaman sona erer?

Boşanma kararı kesinleştiğinde değil, boşanma davasının açıldığı tarih itibarıyla mal rejimi sona ermiş sayılır. Bu tarih, mal paylaşımında hangi malların tasfiyeye gireceğinin belirlenmesi açısından büyük önem taşır.

13. Mal rejimi ölüm halinde nasıl sona erer?

Eşlerden birinin vefatı halinde mal rejimi ölüm tarihinde sona erer. Önce mal rejiminin tasfiyesi yapılır, ardından kalan malvarlığı miras hükümlerine göre mirasçılar arasında paylaşılır.

14. Edinilmiş mallara katılma rejimi nedir?

Edinilmiş mallara katılma rejimi, eşlerin farklı bir seçim yapmadıkları sürece uygulanan yasal mal rejimidir. Evlilik süresince edinilen mallar üzerinde kanunun belirlediği paylaşım esasları uygulanır.

15. Mal ayrılığı rejimi seçmenin avantajı nedir?

Mal ayrılığı rejiminde her eş kendi malvarlığının sahibi olmaya devam eder. Bu nedenle diğer eşin borçları veya mali riskleri çoğu durumda doğrudan diğer eşin malvarlığını etkilemez. Özellikle ticaretle uğraşan kişiler tarafından sık tercih edilen mal rejimlerinden biridir.

16. Mal rejimi sözleşmesi iptal edilebilir mi?

Şartların oluşması halinde evet. Sözleşmenin hata, hile, korkutma veya irade sakatlığı gibi nedenlerle imzalandığı ispatlanırsa mal rejimi sözleşmesinin geçersizliği mahkemede ileri sürülebilir.

17. Mal rejimi değişikliği boşanmada mal paylaşımını etkiler mi?

Evet. Uygulanan mal rejimi, boşanmada mal paylaşımının nasıl yapılacağını doğrudan belirler. Bu nedenle mal rejimi değişikliği ileride açılabilecek katılma alacağı ve mal paylaşımı davalarını önemli ölçüde etkileyebilir.

18. Mal rejiminin tasfiyesi ne zaman yapılır?

Mal rejiminin tasfiyesi, mal rejimini sona erdiren hukuki olay gerçekleştikten sonra yapılabilir. Ölüm, boşanma, evliliğin iptali veya mal ayrılığına geçilmesi gibi durumlarda tasfiye süreci başlar.

19. Yargıtay mal rejimi değişikliği konusunda nasıl karar vermektedir?

Yargıtay kararlarında, mal rejimi sözleşmelerinin geçmişe etkili olamayacağı, haklı nedenlerin somut delillerle ispatlanması gerektiği ve mal rejiminin değiştirilmesine ilişkin davalarda her olayın kendi şartlarına göre değerlendirilmesi gerektiği istikrarlı şekilde kabul edilmektedir.

20. Mal rejimi değişikliği için avukat tutmak zorunlu mudur?

Kanunen avukatla temsil zorunlu değildir. Ancak mal rejimi değişikliği, mal paylaşımı, katılma alacağı ve mal rejiminin tasfiyesi teknik hukuki konular içerdiğinden, hak kaybı yaşanmaması için aile hukuku alanında deneyimli bir avukattan hukuki destek alınması büyük önem taşımaktadır.

21. Mal ayrılığı sözleşmesi iptal edilebilir mi?

Evet. Mal ayrılığı sözleşmesi, eşlerin ortak iradesiyle yeni bir mal rejimi seçmeleri halinde değiştirilebilir veya ortadan kaldırılabilir. Ayrıca mahkeme kararıyla mal ayrılığı rejimine geçilmişse, bu kararı gerektiren haklı nedenlerin sonradan ortadan kalkması halinde eşlerden birinin talebi üzerine hâkim eski mal rejimine dönülmesine karar verebilir. Bunun yanında hata, hile, korkutma veya diğer irade sakatlığı nedenlerinin ispatlanması halinde de mal rejimi sözleşmesinin iptali mahkemeden istenebilir.

22. Evlilikte mal rejimi değişikliği nasıl yapılır?

Evlilikte mal rejimi değişikliği, eşlerin ortak iradesiyle noterde düzenlenecek mal rejimi sözleşmesi sayesinde gerçekleştirilebilir. Taraflar bu sözleşmeyle edinilmiş mallara katılma rejimi yerine mal ayrılığı, paylaşmalı mal ayrılığı veya mal ortaklığı rejimlerinden birini seçebilir. Eşlerden biri değişikliğe onay vermiyorsa, Türk Medeni Kanunu’nda belirtilen haklı nedenlerin bulunması halinde diğer eş Aile Mahkemesinde dava açarak mal ayrılığı rejimine geçilmesini talep edebilir.

23. Mal ayrılığı sözleşmesi noterde yapılmak zorunda mıdır?

Evet. Türk Medeni Kanunu gereğince mal ayrılığı sözleşmesi noter tarafından düzenleme veya onaylama şeklinde yapılmalıdır. Bunun tek istisnası, tarafların evlenme başvurusu sırasında mal ayrılığı rejimini seçtiklerini yazılı olarak evlendirme memurluğuna bildirmeleridir. Kanunda öngörülen şekil şartına uyulmaması halinde sözleşme hukuken geçerli kabul edilmez.

24. Mal ayrılığı rejiminde eşlerden biri ölürse miras kime kalır?

Mal ayrılığı rejimi, mirasçılık sıfatını değiştirmez ve sağ kalan eşin yasal miras hakkını ortadan kaldırmaz. Bu rejimde her eş kendi malvarlığının sahibi olmaya devam eder. Eşlerden birinin vefatı halinde öncelikle mal ayrılığı rejimine göre malvarlığı belirlenir, ardından kalan tereke Türk Medeni Kanunu’nun miras hükümlerine göre sağ kalan eş ve diğer yasal veya atanmış mirasçılar arasında paylaştırılır. Mal ayrılığı rejimi yalnızca mal paylaşımını etkiler; miras hakkını ortadan kaldırmaz.

MİMOZA HUKUK BÜROSU OLARAK HUKUKİ HİZMETLERİMİZ

Mimoza Hukuk Bürosu olarak mal rejimi değişikliği, mal rejimi sözleşmesi, boşanmada mal paylaşımı, katılma alacağı, değer artış payı alacağı, mal rejiminin tasfiyesi, miras ve aile hukuku uyuşmazlıkları başta olmak üzere tüm hukuki süreçlerde müvekkillerimize kapsamlı danışmanlık ve avukatlık hizmeti sunuyoruz. Mal rejiminin belirlenmesi, noter işlemlerinin yürütülmesi, mal rejiminin değiştirilmesi davalarının açılması ve takibi, mal paylaşımı davaları ile Yargıtay uygulamalarına uygun hukuki stratejilerin oluşturulması süreçlerinde müvekkillerimizin haklarını etkin şekilde koruyor; dava öncesinden kararın kesinleşmesine kadar her aşamada profesyonel hukuki destek sağlıyoruz.

İSTANBUL AVUKAT İLETİŞİM BİLGİLERİ

BilgiAçıklama
İstanbul AvukatıFatma Türkan Kamış
Telefon0532 685 61 40
AdresAC MOMENT PLAZA, Soğanlık Yeni Mah. Baltacı Mehmet Paşa Sk. B Blok Kat:18 Daire No:152, Kartal / İstanbul
E-postamimozahukuk@gmail.com
Hizmet AlanlarıCeza Hukuku, Boşanma Hukuku, Kira Hukuku, Gayrimenkul Hukuku, İcra ve İflas Hukuku, Ticaret Hukuku, Yabancılar Hukuku, İş Hukuku
Avukata Sor HattıTıklayın

SONUÇ

Mal rejimi değişikliği, evlilik birliği içerisinde eşlerin ekonomik haklarını doğrudan etkileyen en önemli aile hukuku kurumlarından biridir. Eşler, evlenmeden önce veya evlilik devam ederken mal rejimi sözleşmesi yaparak kanunda düzenlenen mal rejimlerinden birini seçebilirler. Tarafların anlaşamaması halinde ise Türk Medeni Kanunu’nun 206. maddesinde öngörülen haklı nedenlerin varlığı durumunda mahkemeden mal ayrılığı rejimine geçilmesi talep edilebilir.

Bunun yanında, sonradan yapılan mal rejimi sözleşmeleri kural olarak geçmişe etkili sonuç doğurmaz; yalnızca düzenlendikleri tarihten sonraki dönem bakımından hüküm ifade eder. Mal rejiminin sona erme tarihi ise mal paylaşımı ve tasfiye davalarının temelini oluşturduğundan, her somut olayın kendi koşulları içinde değerlendirilmesi gerekir.

Mal rejiminin değiştirilmesi, mal paylaşımı, katılma alacağı ve tasfiye işlemleri yüksek miktarda hak kaybına yol açabilecek teknik hukuki süreçlerdir. Bu nedenle işlem yapılmadan veya dava açılmadan önce aile hukuku alanında deneyimli bir avukattan hukuki destek alınması, hem mevcut hakların korunması hem de ileride doğabilecek uyuşmazlıkların önlenmesi açısından büyük önem taşımaktadır.

Leave A Comment

All fields marked with an asterisk (*) are required