ŞİDDETLİ GEÇİMSİZLİK NEDENİYLE BOŞANMA
Bu içerik 25 Haziran 2026 tarihinde güncellenmiştir.
Evlilik birliğinin temelinden sarsılması, diğer adıyla şiddetli geçimsizlik nedeniyle boşanma davası; çekişmeli boşanma, anlaşmalı boşanma, nafaka, velayet, maddi tazminat, manevi tazminat, mal paylaşımı ve kusur değerlendirmesi gibi birçok önemli hukuki konuyu birlikte barındıran, aile hukukunda en sık karşılaşılan dava türlerinden biridir. Bu makalede, şiddetli geçimsizlik nedeniyle boşanma şartları, boşanma sebepleri, kusurun etkisi, delillerin nasıl kullanılacağı, boşanma davasının hangi mahkemede açılacağı ve Yargıtay uygulamaları doğrultusunda merak edilen tüm ayrıntılar kapsamlı şekilde açıklanmaktadır.
Avukata sor hattı için ➔ Tıklayın
- ➔ Şiddetli geçimsizlik, evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına dayanan genel boşanma sebebidir.
- ➔ Her tartışma boşanma nedeni sayılmaz; ortak hayatın çekilmez hale gelmiş olması gerekir.
- ➔ Çekişmeli boşanma davasında kusur durumu büyük önem taşır.
- ➔ Davayı açan eşin kusursuz veya daha az kusurlu olması gerekir.
- ➔ Eşit kusur halinde de boşanma kararı verilebilir.
- ➔ Fiziksel şiddet, hakaret, ekonomik şiddet, aşırı kıskançlık ve ilgisizlik boşanma sebebi olabilir.
- ➔ Tanık, mesaj, fotoğraf, video ve diğer hukuka uygun deliller mahkemede kullanılabilir.
- ➔ Şartları oluştuğunda nafaka, velayet, maddi tazminat ve manevi tazminat talep edilebilir.
- ➔ Boşanma davalarında hak kaybı yaşamamak için sürecin hukuki açıdan doğru yönetilmesi önemlidir.
- ➔ Hukuka aykırı elde edilen kayıtlar her zaman delil olarak kabul edilmez.
EVLİLİK BİRLİĞİNİN TEMELİNDEN SARSILMASI NEDENİYLE BOŞANMA DAVASI NEDİR?
Şiddetli geçimsizlik nedeniyle boşanma davası, Türk Medeni Kanunu’nda düzenlenen “evlilik birliğinin temelinden sarsılması” sebebine dayanan bir boşanma davasıdır. Uygulamada en sık karşılaşılan çekişmeli boşanma davası türlerinden biridir. Eşlerden biri, evliliğin artık sürdürülemeyecek noktaya geldiğini ve ortak yaşamın çekilmez hale dönüştüğünü ileri sürerek aile mahkemesinde boşanma davası açabilir.
Bu dava, eşlerden birinin evlilik birliğini sona erdirmek istemesi halinde gündeme gelir. Taraflar velayet, nafaka, maddi tazminat, manevi tazminat, iştirak nafakası, yoksulluk nafakası veya mal paylaşımı gibi konularda uzlaşamazsa çekişmeli boşanma davası açılabilir. Buna karşılık yasal şartların bulunması halinde eşlerin anlaşmalı boşanma yoluna başvurması da mümkündür.
Evlilik birliğinin temelinden sarsılması sebebine dayalı boşanma davasında, ileri sürülen olayların kanunda yer alan boşanma sebeplerinden birine dayanması gerekir. Boşanma sebepleri genel boşanma sebepleri ve özel boşanma sebepleri olarak iki ayrı grupta değerlendirilmektedir. Özel boşanma sebepleri dışında kalan ve evlilik ilişkisinin sürdürülemeyecek ölçüde bozulduğunu gösteren durumlar ise şiddetli geçimsizlik nedeniyle boşanma davasının konusunu oluşturur.
Çekişmeli boşanma davasının yanı sıra eşler, gerekli koşulların varlığı halinde anlaşmalı boşanma protokolü hazırlayarak evliliklerini anlaşmalı boşanma yoluyla da sona erdirebilirler.
BOŞANMA SEBEPLERİ NASIL SINIFLANDIRILIR?
Türk Medeni Kanunu’nda boşanma sebepleri genel ve özel boşanma sebepleri olarak ikiye ayrılmıştır.
Özel boşanma sebepleri arasında zina, hayata kast, pek kötü veya onur kırıcı davranış, suç işleme ve haysiyetsiz hayat sürme, terk ile akıl hastalığı yer almaktadır. Genel boşanma sebebi ise evlilik birliğinin temelinden sarsılması, diğer adıyla şiddetli geçimsizliktir.
Bunun yanında eşlerin evliliklerinin en az bir yıl sürmüş olması halinde, evlilik birliğinin temelinden sarsıldığı kabul edilerek anlaşmalı boşanma davası açmaları da mümkündür. Bu nedenle şiddetli geçimsizlik nedeniyle boşanma, uygulamada hem çekişmeli boşanma hem de anlaşmalı boşanma şeklinde karşımıza çıkabilmektedir.
Genel boşanma sebebine dayalı davalarda tarafların kusur durumu önem taşırken, özel boşanma sebeplerine dayalı davalarda ilgili boşanma nedeninin ispat edilmesi ön plana çıkar. Bu nedenle özel ve genel boşanma sebepleri arasında önemli hukuki farklılıklar bulunmaktadır. Bir davranışın boşanma sebebi sayılıp sayılmayacağının değerlendirilmesinde ise evlilik birliğini temelinden sarsacak ağırlıkta olup olmadığı dikkate alınır.
ŞİDDETLİ GEÇİMSİZLİK NEDENİYLE BOŞANMA DAVASININ KOŞULLARI
Eşler, evlilik birliğinin temelinden sarsılması sebebine dayanarak ister çekişmeli boşanma davası ister anlaşmalı boşanma davası açabilirler. Açılmış olan çekişmeli boşanma davası, tarafların daha sonra anlaşması halinde anlaşmalı boşanma davasına dönüşebilir.
Türk Medeni Kanunu’na göre ortak hayatın sürdürülmesi eşlerden beklenemeyecek derecede sarsılmışsa, eşlerden her biri boşanma talebinde bulunabilir. Ancak boşanma davasını açan eşin diğer eşe göre daha ağır kusurlu olması halinde, davalı eş davaya itiraz etme hakkına sahiptir.
Davayı açan tarafın boşanmaya neden olan olaylarda daha fazla kusurlu olduğunun tespit edilmesi halinde kural olarak boşanma talebi reddedilebilir. Bununla birlikte yapılan itiraz dürüstlük kuralına aykırıysa, hakkın kötüye kullanılması niteliği taşıyorsa veya evliliğin devamında davalı eş ve çocuklar bakımından korunmaya değer bir yarar kalmamışsa mahkeme yine de boşanmaya karar verebilir.
Ayrıca hâkim, ortak yaşamın taraflardan biri veya her ikisi açısından çekilmez hale gelip gelmediğini değerlendirerek karar verir. Bu inceleme yapılırken olayların niteliği, tarafların kusur durumu, evlilik süresi ve aile düzenine etkileri dikkate alınır.
Şiddetli geçimsizlik nedeniyle boşanma davasının kabulü için genel olarak şu şartların bulunması gerekir:
➔ Evlilik birliğinin temelinden sarsılmış olması,
➔ Ortak yaşamın sürdürülmesinin eşlerden beklenemeyecek seviyeye ulaşmış olması,
➔ Eşlerden birinin boşanma davası açmış olması,
➔ Davayı açan eşin diğer eşe göre kusursuz veya daha az kusurlu olması.
Bu şartların varlığı halinde aile mahkemesi, boşanma davasında sunulan delilleri değerlendirerek evlilik birliğinin devam edip etmeyeceği konusunda karar verecektir.
EVLİLİK BİRLİĞİNİN SARSILDIĞI NASIL TESPİT EDİLİR?
Türk Medeni Kanunu’nda hangi olayların doğrudan şiddetli geçimsizlik veya evlilik birliğinin temelinden sarsılması olarak kabul edileceğine ilişkin ayrıntılı bir liste bulunmamaktadır. Bu nedenle aile mahkemesi hâkimi, her somut olayı kendi özellikleri içerisinde değerlendirir ve karar verirken Yargıtay kararlarını da dikkate alır.
Şiddetli geçimsizlikten söz edilebilmesi için eşler arasında sıradan anlaşmazlıkların ötesine geçen, ciddi ve sürekli bir uyumsuzluğun bulunması gerekir. Evlilik ilişkisinin sağlıklı şekilde devam etmesini engelleyen bu durumların ortak yaşamı olumsuz etkilemesi şarttır. Örneğin cinsel sorunlar yaşanması, eşlerden birinin toplum içinde aşağılanması, ekonomik yükümlülüklerin yerine getirilmemesi, eş ve çocukların bakımının ihmal edilmesi veya alkol bağımlılığı gibi davranışlar evlilik birliğinin temelinden sarsılması kapsamında değerlendirilebilir.
Ancak her tartışma veya her anlaşmazlık boşanma sebebi oluşturmaz. Evliliğin doğal akışı içerisinde yaşanabilecek fikir ayrılıkları ve geçici sorunlar tek başına çekişmeli boşanma davasının kabulü için yeterli görülmez. Önemli olan, yaşanan olayların evlilik ilişkisinin devamını taraflardan beklenemeyecek derecede zorlaştırmış olmasıdır.
Bunun yanında şiddetli geçimsizlik nedeniyle boşanma davası açan eşin, diğer eşe göre daha ağır kusurlu olmaması gerekir. Davayı açan tarafın daha fazla kusurlu olduğunun belirlenmesi halinde, diğer eş davaya itiraz edebilir ve bu durum boşanma talebinin reddedilmesine yol açabilir.
ORTAK YAŞAMIN SÜRDÜRÜLEMEZ HALE GELMESİ
Boşanma davasında en önemli değerlendirme ölçütlerinden biri, ortak hayatın eşler açısından çekilmez hale gelip gelmediğidir. Bu konuda takdir yetkisi aile mahkemesi hâkimine aittir. Hâkim, tarafların sunduğu delilleri inceleyerek evlilik ilişkisinin yeniden kurulmasının mümkün olup olmadığını değerlendirir.
Öte yandan daha önce açılmış bir boşanma davasının reddedilmiş olması da bazı durumlarda yeni bir boşanma hakkı doğurabilir. Eğer boşanma davasının reddine ilişkin karar kesinleşmiş ve bu tarihten itibaren üç yıl boyunca taraflar ortak yaşamı yeniden kuramamışsa, evlilik birliğinin temelinden sarsıldığı kabul edilir.
Burada ilk davayı hangi eşin açtığının veya önceki davada hangi tarafın daha kusurlu olduğunun önemi bulunmamaktadır. Kanunun aradığı temel şart, ret kararının kesinleşmesinden sonra üç yıl boyunca ortak hayatın yeniden kurulamamış olmasıdır. Bu durumda açılacak yeni boşanma davasında evlilik birliğinin sona erdirilmesine karar verilebilir.
YARGITAY’A GÖRE ŞİDDETLİ GEÇİMSİZLİK SAYILABİLECEK DAVRANIŞLAR
Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarında, bazı davranışların evlilik birliğini temelinden sarstığı ve boşanma sebebi oluşturabileceği kabul edilmektedir. Ancak aşağıdaki örnekler sınırlı sayıda değildir. Somut olayın özelliklerine göre farklı davranışlar da şiddetli geçimsizlik kapsamında değerlendirilebilir.
➔Eşlerden birinin aile bütçesini tehlikeye atacak şekilde aşırı borçlanması,
➔Fiziksel şiddet uygulanması,
➔Altını ıslatma sorununun evlilik hayatını ciddi şekilde etkilemesi,
➔Eşin toplum içinde küçük düşürülmesi,
➔Hakaret, aşağılama ve onur kırıcı sözler söylenmesi,
➔Geliri olmasına rağmen eş ve çocukların bakımının ihmal edilmesi,
➔Tedavi edilmesi gereken sağlık sorunlarının bilinçli şekilde ihmal edilmesi,
➔Evlilikten kaynaklanan sorumlulukların yerine getirilmemesi,
➔Kumar bağımlılığı,
➔Sosyal medya kullanımının evlilik hayatını olumsuz etkileyecek seviyeye ulaşması,
➔Kişisel hijyen kurallarına sürekli şekilde uyulmaması,
➔Cinsel birlikteliğin sağlanamaması veya cinsel şiddet uygulanması,
➔Eşin istemediği cinsel davranışlara zorlanması,
➔Sürekli eski ilişkilerden bahsedilmesi ve psikolojik baskı kurulması,
➔Alkol bağımlılığı,
➔Aşırı kıskançlık nedeniyle baskıcı davranışlar sergilenmesi,
➔Aile ekonomisini olumsuz etkileyecek düzeyde cimrilik yapılması,
➔Evliliğe ilişkin özel ve mahrem bilgilerin üçüncü kişilerle paylaşılması,
➔Eşin ailesiyle görüşmesinin engellenmesi,
➔Üvey çocuğa karşı ilgisiz davranılması.
ŞİDDETLİ GEÇİMSİZLİK DAVASI HANGİ MAHKEMEDE AÇILIR?
Şiddetli geçimsizlik nedeniyle boşanma davası, eşlerin son altı ay içerisinde birlikte yaşadıkları yer aile mahkemesinde açılabilir. Yetkili mahkeme tarafından yapılacak inceleme sonucunda davanın kabulüne, reddine veya tarafların belirli süre ayrılmalarına karar verilebilir.
Boşanma sebebinin ispatlanamaması ya da davayı açan eşin daha ağır kusurlu olduğunun tespit edilmesi halinde dava reddedilebilir. Bu durumda aynı hukuki sebebe dayanılarak yeniden dava açılabilmesi için kanunda öngörülen şartların oluşması gerekir.
Taraflardan biri boşanma yerine ayrılık kararı verilmesini talep edebilir. Ayrıca böyle bir talep bulunmasa bile hâkim, ortak hayatın yeniden kurulma ihtimalini görüyorsa boşanma yerine ayrılık kararı verebilir. Buna karşılık evlilik ilişkisinin yeniden kurulmasının mümkün olmadığı kanaatine ulaşılırsa ve boşanma sebepleri ispatlanmışsa mahkeme boşanmaya hükmedecektir.
Boşanma kararının kesinleşmesiyle birlikte evlilik birliği hukuken sona erer ve taraflar boşanmış sayılır.
KANUNA GÖRE EVLİLİK BİRLİĞİNİN TEMELİNDEN SARSILMIŞ SAYILDIĞI HALLER
Türk Medeni Kanunu’nun 166/3. maddesine göre, evliliklerinin üzerinden en az bir yıl geçen eşler anlaşmalı boşanma yoluna başvurabilirler. Bunun için tarafların boşanma ve boşanmanın sonuçları konusunda anlaşmış olmaları gerekir.
Bir yıllık sürenin hesabında tarafların resmi nikâh tarihinden itibaren evli olmaları yeterlidir. Bu süre içerisinde fiilen aynı evde yaşamamış olmaları, anlaşmalı boşanma hakkını ortadan kaldırmaz. Anlaşmalı boşanma davası açılması halinde, evlilik birliğinin temelinden sarsıldığı kabul edilerek boşanmaya karar verilir.
Türk Medeni Kanunu’nun 166/4. maddesi ise farklı bir düzenleme içermektedir. Buna göre herhangi bir boşanma sebebine dayanılarak açılan dava reddedilmiş ve karar kesinleştikten sonra üç yıl boyunca ortak hayat yeniden kurulamamışsa, evlilik birliği artık temelden sarsılmış kabul edilir.
Bu durumda eşlerden birinin yeniden dava açması yeterlidir. Hâkim, evlilik birliğinin devam ettiğini varsayamaz ve tarafların boşanmalarına karar vermek zorundadır. Bu nedenle söz konusu düzenleme, çekişmeli boşanma davalarında önemli bir istisna oluşturmaktadır.
ÇEKİŞMELİ BOŞANMA DAVASINDA KUSURUN ÖNEMİ
Evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedeniyle açılan çekişmeli boşanma davasında, davayı açan eşin diğer eşe göre daha az kusurlu veya kusursuz olması büyük önem taşır. Boşanma talebinde bulunan taraf, yalnızca evlilik birliğinin sürdürülemez hale geldiğini değil, aynı zamanda boşanmaya neden olan olayları ve karşı tarafın kusurlu davranışlarını da ispat etmekle yükümlüdür.
Mahkeme tarafından yapılan değerlendirme sonucunda davacının kusursuz veya diğer eşe göre daha az kusurlu olduğu tespit edilirse boşanma davası kabul edilebilir. Ayrıca dava açıldıktan sonra diğer eşin boşanmaya itiraz etmemesi de boşanma kararı verilmesini kolaylaştıran unsurlardan biridir.
Öte yandan çekişmeli boşanma davalarında tarafların eşit kusurlu olduklarının belirlenmesi halinde de boşanmaya hükmedilmesi mümkündür. Ancak davayı açan eşin daha ağır kusurlu olması veya diğer eşin kusursuz olduğunun anlaşılması halinde boşanma talebi reddedilebilir. Aynı şekilde davacının tamamen kusurlu olduğu durumlarda da aile mahkemesi tarafından boşanma kararı verilmez.
BOŞANMA DAVASINDA İTİRAZ HAKKI NE ZAMAN KULLANILABİLİR?
Şiddetli geçimsizlik nedeniyle boşanma davası açıldığında, davalı eş bazı durumlarda davaya itiraz etme hakkına sahiptir. Özellikle boşanma talebinde bulunan eşin daha ağır kusurlu olduğu veya davalı eşin kusursuz olduğu hallerde bu itiraz hakkı gündeme gelir.
Ancak itiraz hakkının kullanılması sınırsız değildir. Yapılan itirazın dürüstlük kuralına uygun olması ve hakkın kötüye kullanılması niteliği taşımaması gerekir. Mahkeme, itirazı değerlendirirken yalnızca tarafların kusur durumuna değil, evliliğin devamında korunmaya değer bir yararın bulunup bulunmadığına da bakar.
Bu kapsamda şu hususlar dikkate alınır:
➔Davalı eş ve çocuklar bakımından evliliğin sürdürülmesinde korunmaya değer bir menfaat bulunup bulunmadığı,
➔Evliliğin devamının toplumsal ve ahlaki açıdan bir fayda sağlayıp sağlamadığı,
➔Ortak hayatın taraflardan biri veya her ikisi açısından çekilmez hale gelip gelmediği.
Bu değerlendirmeler sonucunda evliliğin devamının anlamını yitirdiği kanaatine varılırsa boşanmaya karar verilebilir. Ancak hâkim, her olayın özelliklerini ayrıca incelemek ve kararını somut olaya göre vermek zorundadır.
Aşağıdaki durumlarda boşanma davasının reddedilmesi mümkündür:
➔İleri sürülen olayların ortak yaşamı çekilmez hale getirmemesi,
➔Davalı eşin daha az kusurlu veya tamamen kusursuz olması,
➔İtirazın hukuken korunmaya değer kabul edilmesi ve evliliğin devamında meşru bir yararın bulunması.
ŞİDDETLİ GEÇİMSİZLİK NASIL İSPAT EDİLİR?
Şiddetli geçimsizlik nedeniyle boşanma davasında en önemli konulardan biri iddiaların delillerle desteklenmesidir. Evlilik birliğinin temelinden sarsıldığını ileri süren taraf, iddiasını hukuka uygun şekilde elde edilmiş her türlü delille ispat edebilir.
Boşanma davasında sıklıkla kullanılan deliller arasında tanık beyanları, fotoğraflar, video kayıtları, telefon mesajları, HTS kayıtları, arama kayıtları, banka hareketleri, kredi kartı ekstreleri ve diğer yazılı belgeler yer almaktadır.
Ancak delillerin hukuka uygun şekilde elde edilmiş olması zorunludur. Özel hayatın gizliliği Anayasa ile korunan temel haklardan biridir. Eşlerin evli olması, birbirlerinin özel alanlarına sınırsız müdahale edebilecekleri anlamına gelmez. Bu nedenle hukuka aykırı şekilde elde edilen ses kayıtları, görüntüler veya belgeler hem ceza hukuku açısından sorun yaratabilir hem de boşanma davasında delil olarak kabul edilmeyebilir.
Bununla birlikte bazı istisnai durumlar da bulunmaktadır. Örneğin boşanma sürecinde eşlerden birinin diğer eşin ailesiyle görüşmesini engellemesi veya ani gelişen bir olay sırasında hakaret, tehdit ya da benzeri davranışlarda bulunması halinde alınan kayıtlar hukuka uygun delil olarak değerlendirilebilir.
Yargıtay kararlarında da belirtildiği üzere, önceden planlanmayan, ani gelişen ve başka şekilde ispat edilmesi mümkün olmayan olaylara ilişkin ses veya görüntü kayıtları bazı durumlarda delil olarak kabul edilmektedir.
Örneğin bir eşin aniden gerçekleşen hakaret içerikli konuşmasının kaydedilmesi ya da sadakat yükümlülüğünün ihlal edildiğinin tesadüfen ortaya çıkması halinde elde edilen kayıtların değerlendirilmesi mümkündür. Buna karşılık karşı tarafı yönlendirmek amacıyla planlı şekilde oluşturulan kayıtlar hukuka uygun delil niteliği taşımaz.
Yüksek Mahkeme kararlarında, kişinin kendisine veya yakınlarına yönelen haksız bir davranışı ispatlamak amacıyla, başka türlü delil elde etme imkânının bulunmadığı durumlarda yapılan kayıtların belirli şartlarla kullanılabileceği kabul edilmektedir. Ancak sistematik biçimde hazırlanan ve delil üretmeye yönelik kayıtlar hukuka aykırı kabul edilmektedir.
ŞİDDETLİ GEÇİMSİZLİK NEDENİYLE BOŞANMA DAVASINDA AVUKAT TUTMAK ZORUNLU MUDUR?
Türk hukuk sisteminde boşanma davası açabilmek için bir boşanma avukatı ile temsil edilmek zorunlu değildir. Eşler, ister çekişmeli boşanma davası ister anlaşmalı boşanma davası açarak süreci kendileri de takip edebilirler.
Ancak boşanma davaları yalnızca evliliğin sona erdirilmesinden ibaret değildir. Velayet, nafaka, iştirak nafakası, yoksulluk nafakası, maddi tazminat, manevi tazminat, kişisel ilişki kurulması ve mal paylaşımı gibi birçok önemli hukuki sonuç doğurmaktadır.
Bu nedenle boşanma sürecinin aile hukuku alanında deneyimli bir boşanma avukatı tarafından yürütülmesi, hak kayıplarının önlenmesi ve sürecin daha sağlıklı ilerlemesi açısından önemli avantajlar sağlayabilir. Özellikle çekişmeli boşanma davalarında delillerin toplanması, kusur durumunun ortaya konulması, nafaka ve velayet taleplerinin hazırlanması profesyonel hukuki destek gerektirebilmektedir.
Boşanma sürecine ilişkin hukuki destek almak isteyen kişiler, aile hukuku alanında uzman bir avukata başvurarak kendi durumlarına uygun yol haritasını belirleyebilirler.
ŞİDDETLİ GEÇİMSİZLİK NEDENİYLE BOŞANMA DAVASI SIKÇA SORULAN SORULAR
1. Şiddetli geçimsizlik nedeniyle boşanma davası nedir?
Şiddetli geçimsizlik nedeniyle boşanma davası, evlilik birliğinin temelinden sarsıldığı ve ortak hayatın eşlerden beklenemeyecek derecede çekilmez hale geldiği durumlarda açılan çekişmeli boşanma davasıdır. Türk Medeni Kanunu’nun en sık uygulanan genel boşanma sebebidir.
2. Şiddetli geçimsizlik nedeniyle boşanma davasını kim açabilir?
Evliliğin devamının kendisi açısından çekilmez hale geldiğini düşünen eşlerden herhangi biri aile mahkemesinde boşanma davası açabilir. Ancak davayı açan eşin kusur durumunun da mahkeme tarafından değerlendirileceği unutulmamalıdır.
3. Her tartışma boşanma sebebi sayılır mı?
Hayır. Eşler arasında yaşanan her anlaşmazlık veya tartışma boşanma için yeterli değildir. Boşanma sebebi sayılabilmesi için olayların evlilik birliğini ciddi şekilde sarsması ve ortak yaşamı sürdürülemez hale getirmesi gerekir.
4. Şiddetli geçimsizlik nasıl ispat edilir?
Boşanma davasında tanık beyanları, mesaj kayıtları, fotoğraflar, videolar, banka kayıtları, HTS kayıtları ve diğer hukuka uygun deliller kullanılabilir. Delillerin yasal yollarla elde edilmiş olması büyük önem taşır.
5. Çekişmeli boşanma davasında kusur neden önemlidir?
Mahkeme boşanma kararı verirken tarafların kusur durumunu değerlendirir. Davayı açan eşin tamamen kusurlu olması veya diğer eşe göre daha ağır kusurlu bulunması halinde dava reddedilebilir.
6. Eşit kusurlu eşler boşanabilir mi?
Evet. Yargıtay uygulamalarına göre tarafların eşit kusurlu olması durumunda da evlilik birliğinin temelinden sarsıldığı kabul edilerek boşanmaya karar verilebilir.
7. Şiddetli geçimsizlik nedeniyle boşanma davası ne kadar sürer?
Boşanma davasının süresi dosyanın kapsamına, delillere, tanık sayısına ve mahkemenin iş yoğunluğuna göre değişmektedir. Çekişmeli boşanma davaları genellikle anlaşmalı boşanma davalarından daha uzun sürmektedir.
8. Hakaret boşanma sebebi midir?
Sürekli hakaret edilmesi, aşağılanma, onur kırıcı sözler söylenmesi ve psikolojik şiddet uygulanması evlilik birliğinin temelinden sarsılması kapsamında değerlendirilerek boşanma sebebi oluşturabilir.
9. Fiziksel şiddet boşanma nedeni sayılır mı?
Evet. Eşe yönelik fiziksel şiddet hem özel boşanma sebepleri hem de şiddetli geçimsizlik nedeniyle boşanma davası bakımından önemli bir boşanma nedenidir.
10. Aldatma olmadan da boşanma davası açılabilir mi?
Evet. Aldatma dışında ekonomik şiddet, psikolojik şiddet, ilgisizlik, sorumlulukların yerine getirilmemesi veya ağır geçimsizlik gibi nedenlerle de boşanma davası açılabilir.
11. Aşırı kıskançlık boşanma sebebi olabilir mi?
Aşırı kıskançlık nedeniyle eşin baskı altına alınması, sosyal çevresinden uzaklaştırılması veya sürekli kontrol edilmesi halinde bu davranışlar boşanma sebebi olarak değerlendirilebilir.
12. Sosyal medya bağımlılığı boşanma nedeni sayılır mı?
Sosyal medya kullanımının evlilik ilişkisini olumsuz etkilemesi, aile içi iletişimi bozması ve eşe karşı ilgisizliğe yol açması durumunda mahkeme tarafından kusurlu davranış olarak değerlendirilebilir.
13. Eşin ailesiyle görüşmesini engellemek boşanma sebebi midir?
Eşin anne, baba veya yakın akrabalarıyla görüşmesini sürekli şekilde engellemek duygusal şiddet olarak kabul edilebilir ve boşanma davasında kusur sebebi oluşturabilir.
14. Boşanma davasında ses kaydı delil olarak kullanılabilir mi?
Ani gelişen ve başka şekilde ispat edilmesi mümkün olmayan olaylara ilişkin kayıtlar bazı durumlarda delil olarak kabul edilebilmektedir. Ancak planlı ve hukuka aykırı şekilde alınan kayıtlar genellikle geçerli delil sayılmaz.
15. Şiddetli geçimsizlik nedeniyle boşanma davası hangi mahkemede açılır?
Bu dava, eşlerin son altı ay boyunca birlikte yaşadıkları yer aile mahkemesinde açılabilir. Aile mahkemesinin bulunmadığı yerlerde ise görevli mahkeme sıfatıyla asliye hukuk mahkemesi davaya bakabilir.
16. Boşanma davasında nafaka talep edilebilir mi?
Evet. Şartların oluşması halinde tedbir nafakası, iştirak nafakası ve yoksulluk nafakası talep edilebilir. Nafaka miktarı tarafların ekonomik durumlarına göre belirlenir.
17. Şiddetli geçimsizlik nedeniyle velayet kimde kalır?
Velayet konusunda temel ölçüt çocuğun üstün yararıdır. Mahkeme anne veya babadan hangisinin çocuğun gelişimine daha uygun ortam sağlayacağını değerlendirerek karar verir.
18. Boşanma davasında tazminat alınabilir mi?
Boşanmaya neden olan olaylarda daha ağır kusurlu olan eşten maddi tazminat ve manevi tazminat talep edilmesi mümkündür. Bunun için gerekli şartların oluşması gerekir.
19. Anlaşmalı boşanma ile şiddetli geçimsizlik nedeniyle boşanma arasındaki fark nedir?
Anlaşmalı boşanmada taraflar boşanma ve sonuçları konusunda uzlaşırken, çekişmeli boşanma davasında velayet, nafaka, tazminat veya mal paylaşımı gibi konularda anlaşmazlık bulunmaktadır.
20. Boşanma davasında avukat tutmak zorunlu mudur?
Boşanma davasında avukatla temsil zorunlu değildir. Ancak velayet, nafaka, mal paylaşımı, maddi tazminat ve manevi tazminat gibi hak kayıplarının önlenmesi için aile hukuku alanında deneyimli bir boşanma avukatından hukuki destek alınması faydalı olabilir.
MİMOZA HUKUK BÜROSU OLARAK HUKUKİ HİZMETLERİMİZ
Mimoza Hukuk Bürosu olarak; çekişmeli boşanma davası, anlaşmalı boşanma, velayet davaları, nafaka talepleri, maddi ve manevi tazminat davaları ile mal paylaşımı süreçlerinde müvekkillerimize kapsamlı hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti sunmaktayız. Boşanma sürecinde delillerin değerlendirilmesi, kusur durumunun tespiti, dava dilekçelerinin hazırlanması, duruşmaların takibi ve hak kayıplarının önlenmesi amacıyla aile hukuku alanındaki bilgi ve tecrübemizle süreci başından sonuna kadar titizlikle yürütüyor, müvekkillerimizin hukuki menfaatlerini en etkin şekilde korumayı hedefliyoruz.
İSTANBUL AVUKAT İLETİŞİM BİLGİLERİ
| Bilgi | Açıklama |
|---|---|
| İstanbul Avukatı | Fatma Türkan Kamış |
| Telefon | 0532 685 61 40 |
| Adres | AC MOMENT PLAZA / Soğanlık Yeni Mah. Baltacı Mehmet Paşa Sk. B Blok Kat:18 D No:152, Kartal / İstanbul |
| mimozahukuk@gmail.com | |
| Hizmet Alanları | Ceza Hukuku, Boşanma Hukuku, Kira Hukuku, Gayrimenkul Hukuku, İcra ve İflas Hukuku, Ticaret Hukuku, Yabancılar Hukuku, İş Hukuku |
Avukata sor hattı için ➔ Tıklayın