aldatan kadın nafaka alır mı, aldatan eş nafaka alabilir mi, yoksulluk nafakası, tedbir nafakası, iştirak nafakası, zina nedeniyle boşanma, boşanmada tazminat, aldatan eşin mal paylaşımı, aldatan kadın velayet alabilir mi, boşanma davası nafaka

Aldatan Kadın Nafaka Alabilir mi?

Bu içerik 24 Eylül 2026 tarihinde güncellenmiştir.

Türk Medeni Kanunu’nun 175. maddesi kapsamında, boşanmada diğer eşten daha ağır kusurlu olan taraf yoksulluk nafakası alamaz. Aldatma veya zina ağır kusur olarak kabul edildiğinde, aldatan kadının yoksulluk nafakası talebi bu nedenle reddedilebilir.

Aldatan eşin nafaka, tazminat, velayet ve mal paylaşımı hakları her durumda aynı şekilde etkilenmez; sonuç, talebin türüne ve boşanma davasındaki kusur durumuna göre belirlenir. Kusur değerlendirmesinin belirleyici olmadığı tedbir nafakası ile çocuk için ödenen iştirak nafakası bakımından durum farklıdır. Aldatan kadın, koşulları varsa boşanma davası devam ederken tedbir nafakası alabilir; çocuğun velayeti kendisine verilmişse çocuk adına iştirak nafakası da talep edebilir. Boşanmada “Aldatma” Nasıl İspat Edilir? konulu makalemiz için tıklayın.

  1. ➔ Aldatan eş, daha ağır kusurluysa yoksulluk nafakası alamaz.
  2. ➔ Boşanma davası sürerken tedbir nafakası bağlanabilir.
  3. ➔ Çocuğun velayeti annedeyse iştirak nafakası talep edebilir.
  4. ➔ Aldatma tek başına velayet hakkını ortadan kaldırmaz.
  5. ➔ Ağır kusurlu eş kendi lehine maddi ve manevi tazminat alamaz.
  6. ➔ Zina nedeniyle boşanmada mal paylaşımındaki katılma alacağı azaltılabilir veya kaldırılabilir.

Avukata sor ➔ +90 532 685 61 40
Adres ➔ AC Moment Yapı, Soğanlık Yeni Mh., Baltacı M. Paşa Sk No:18/152, 34880 Kartal/İstanbul

Nafaka Ne Anlama Gelir?

Nafaka, boşanma sürecinde veya boşanmanın ardından ekonomik olarak zor durumda kalabilecek kişinin geçimini desteklemek amacıyla mahkeme kararıyla diğer taraftan alabileceği düzenli ödemedir. Türk Medeni Kanunu kapsamında nafaka, evlilik veya bazı hısımlık ilişkilerinden doğan yardım yükümlülüğünün parasal bir sonucu olarak karşımıza çıkar.

Boşanma gerçekleşmiş olsa bile bazı şartlarda eşlerin birbirine karşı sınırlı bir ekonomik destek yükümlülüğü devam eder. Örneğin boşanma nedeniyle yoksulluğa düşecek eş, kanunda öngörülen koşulların bulunması halinde diğer eşten yoksulluk nafakası talep eder.

Nafaka denildiğinde çoğunlukla boşanmadan sonra ödenen yoksulluk nafakası akla gelse de Türk hukukunda farklı amaçlara hizmet eden birden fazla nafaka türü bulunmaktadır. Bu nedenle aldatan kadın nafaka alır mı sorusuna cevap verirken öncelikle nafaka çeşitlerinin birbirinden ayrılması gerekir.

Boşanma Hukukunda Nafaka Çeşitleri

Türk hukukunda nafaka, bağlandığı dönem ve amacı dikkate alındığında genel olarak dört farklı türde ele alınır.

Tedbir Nafakası

Tedbir nafakası, boşanma veya ayrılık davası devam ederken ekonomik sıkıntı yaşayabilecek eş ve çocukların geçimini geçici olarak sağlamak amacıyla hükmedilen nafakadır. Dava açıldıktan sonra gündeme gelir ve boşanma kararının kesinleşmesine kadar devam eder.

Bu nafaka türünde tarafların boşanmaya neden olan olaylardaki kusuru esas alınmaz. Buradaki temel amaç, dava devam ederken ihtiyaç sahibi eşin ve çocukların temel yaşam giderlerinin karşılanmasını sağlamaktır.

Yoksulluk Nafakası

Yoksulluk nafakası, boşanmanın ardından ekonomik olarak yoksulluğa düşecek olan eşe, diğer eş tarafından ödenebilen nafakadır. Türk Medeni Kanunu’nun 175. maddesine göre yoksulluk nafakası isteyen kişinin boşanmaya sebep olan olaylarda diğer eşten daha ağır kusurlu olmaması gerekir.

Başka bir ifadeyle nafaka isteyen eş kusursuz, daha az kusurlu veya diğer eşle eşit kusurlu olur. Ancak kusuru karşı taraftan daha ağırsa yoksulluk nafakasına hak kazanamaz. Nafakayı ödeyecek eşin kusurlu olup olmaması ise tek başına belirleyici değildir; ekonomik gücü de dikkate alınır.

İştirak Nafakası

İştirak nafakası, boşanmadan sonra ortak çocuğun bakım, eğitim, sağlık ve diğer ihtiyaçlarının karşılanmasına katkı amacıyla, velayet kendisine verilmeyen ebeveyn tarafından ödenen nafakadır.

Bu nafaka doğrudan çocuğun hakkı olduğundan anne veya babanın boşanmadaki kusuru belirleyici değildir. Örneğin çocuğun velayeti anneye verilmişse baba, çocuğun ihtiyaçları için aylık iştirak nafakası öder.

İştirak nafakası kural olarak çocuğun ergin olmasına kadar devam eder. Dava devam ederken çocuk için hükmedilen ödeme tedbir nafakası niteliğindeyken, karar kesinleştikten sonra iştirak nafakası olarak devam eder.

Yardım Nafakası

Yardım nafakası boşanma ile doğrudan ilgili değildir. Üstsoy, altsoy veya kardeş gibi yakın hısımlar arasında, bir kişinin yoksulluğa düşmesi halinde gündeme gelen ekonomik destektir.

Örneğin yoksulluk içinde bulunan anne veya babaya, mali durumu uygun olan çocuk tarafından yardım nafakası ödenmesi söz konusu olur. Yardım nafakası boşanma hukukunun dışında kaldığından, aldatan eş bakımından ayrıca değerlendirilmesi gerekmez.

Görüldüğü üzere nafaka tek tip bir ödeme değildir. Her nafakanın amacı ve şartları farklıdır. Özellikle kusur, yoksulluk nafakası bakımından büyük önem taşırken tedbir nafakası ve iştirak nafakası bakımından aynı ölçüde belirleyici değildir.

Aldatan Kadın Yoksulluk Nafakası Alabilir mi?

Yoksulluk nafakası, boşanma sonrasında kendi geçimini sağlamakta zorlanacak eşe diğer eş tarafından ödenebilen nafaka türüdür. Bu nafakanın en önemli koşullarından biri, talepte bulunan kişinin boşanmaya yol açan olaylarda diğer eşten daha ağır kusurlu olmamasıdır.

Aldatma veya zina ise Türk Medeni Kanunu’nda özel boşanma sebeplerinden biri olarak düzenlenmiştir. Zina fiilinin ispat edilmesi, aldatan eş bakımından ağır bir kusurdur. Bu nedenle boşanma davasında aldatan kadın diğer eşten daha ağır kusurlu kabul edilirse kendi adına yoksulluk nafakası alamaz.

Yargıtay uygulamasında da tamamen kusurlu veya daha ağır kusurlu eş lehine yoksulluk nafakasına karar verilemeyeceği kabul edilmektedir.

Dolayısıyla zina nedeniyle boşanma davasında aldatma fiili ispatlanan kadının, eşinden daha ağır kusurlu olduğu sonucuna ulaşılması halinde yoksulluk nafakası talebi reddedilecektir.

Türk Medeni Kanunu’nun 175. maddesinde yer alan ölçüt, nafaka isteyen tarafın kusurunun diğer eşten daha ağır olmamasıdır. Bunun anlamı, nafaka talep eden kişinin eşit, daha az kusurlu veya kusursuz olması gerektiğidir. Aldatan eş diğer taraftan daha ağır kusurlu kabul edildiğinde bu koşul gerçekleşmez.

Kısacası, aldatan kadın yoksulluk nafakası alamaz. Buna karşılık kadının ekonomik durumu güçlü, erkeğin ekonomik durumu ise zayıfsa ve erkek boşanmada daha az kusurluysa, mahkeme kadın aleyhine erkek lehine yoksulluk nafakasına dahi karar verir.

Nafaka hukukunda kadın ve erkek arasında ayrım yapılmadığından gerekli şartlar gerçekleştiğinde erkek lehine de nafaka bağlanması mümkündür.

Aldatan Kadın Tedbir Nafakası Alabilir mi?

Aldatan kadın, şartları mevcutsa tedbir nafakası alır. Tedbir nafakası boşanma davası sürerken ekonomik sıkıntı yaşayan eşin geçimini sağlamak amacıyla verilen geçici bir nafakadır. Bu nafakaya karar verilirken tarafların kusuru esas alınmaz. Boşanma kesinleşinceye kadar eşlerin evlilik birliğinden kaynaklanan dayanışma ve yardımlaşma yükümlülüklerinin devam ettiği kabul edilir. Bu nedenle ağır kusurlu olduğu ileri sürülen bir eş dahi, boşanma davası devam ederken ekonomik olarak ihtiyaç içindeyse tedbir nafakası alır.

Aldatma iddiası bulunan bir boşanma davasında kadının gerçekten aldatan taraf olup olmadığı ve kusurun ağırlığı yargılama sonucunda kesinleşecektir. Bu sebeple mahkeme, dava devam ederken öncelikle tarafların ekonomik durumlarını dikkate alır. Örneğin kadın çalışmıyorsa, düzenli geliri bulunmuyorsa ve geçimini sağlayamıyorsa, mahkeme kocanın ekonomik gücünü de gözeterek kadın lehine geçici bir tedbir nafakasına hükmeder. Aynı şekilde varsa çocukların giderleri için de dava süresince nafaka ödenmesine karar verilir.

Uygulamada da tamamen kusurlu olduğu sonradan ortaya çıkan eş lehine dava sırasında tedbir nafakası bağlanabilmektedir. Ancak tedbir nafakasının geçici nitelikte olduğu unutulmamalıdır. Boşanma hükmünün kesinleşmesiyle birlikte tedbir nafakası sona erer.

Eğer dava sonunda kadın diğer eşten daha ağır kusurlu kabul edilir ve yoksulluk nafakası koşullarını taşımadığı belirlenirse, kendisi için nafaka ödenmeye devam edilmez. Tedbir nafakası verilmiş olması, kadının boşanma davasında haklı, kusursuz veya daha az kusurlu olduğunun göstergesi değildir. Bu sadece dava devam ederken ekonomik dengeyi korumaya yönelik geçici bir tedbirdir.

Sonuç olarak aldatan kadın, boşanma davası süresince şartları varsa tedbir nafakası alır; ancak dava sonunda daha ağır kusurlu bulunması halinde yoksulluk nafakası alamaz.

Aldatan Kadın İştirak Nafakası Alabilir mi?

İştirak nafakası doğrudan çocuğun ihtiyaçlarının karşılanması amacıyla ödenen bir nafakadır. Bu nedenle hukuken iştirak nafakasının esas hak sahibi çocuktur. Aldatan kadının ortak çocukların velayetini alması halinde, çocukların bakım ve eğitim giderleri için babadan iştirak nafakası talep eder.

Kadının eşini aldatmış olması çocuk için ödenecek nafakayı ortadan kaldırmaz. Çünkü iştirak nafakasında anne veya babanın boşanmaya yol açan olaylardaki kusuruna değil, çocuğun ihtiyaçlarına ve üstün yararına bakılır. Bu nedenle çocukların velayeti anneye bırakılmışsa baba, çocuğun bakım, eğitim, sağlık, barınma ve diğer giderlerine mali gücü oranında katılmakla yükümlü olur.

Mahkeme iştirak nafakasının miktarını belirlerken çocuğun yaşı, ihtiyaçları, eğitim durumu ile anne ve babanın ekonomik koşullarını dikkate alır. Tarafların boşanma davasındaki kusurları ise çocuk nafakasını ortadan kaldıran bir unsur değildir. Örneğin boşanma kararında ortak çocukların velayeti anneye verilmiş ve baba aleyhine her ay belirli miktarda iştirak nafakası ödenmesine karar verilmiş olur. Bu durumda annenin aldatan eş olması, çocuğun nafaka hakkını etkilemez.

Aldatma Çocuğun Velayetine Engel Olur mu?

Aldatma tek başına annenin çocuğun velayetini almasını engellemez. Velayet konusunda esas ölçüt, çocuğun üstün yararıdır. Mahkeme karar verirken çocuğun yaşı, fiziksel ve psikolojik ihtiyaçları, ebeveynlerin çocuğa bakım imkanları, eğitim koşulları, yaşam ortamı ve çocuğun gelişimini etkileyebilecek diğer faktörleri birlikte değerlendirir.

Annenin aldatmış olması, ancak bu davranışın veya yaşam biçiminin çocuk üzerinde doğrudan olumsuz etkisi bulunduğunun tespit edilmesi halinde velayet değerlendirmesinde önem kazanır.

Bununla birlikte sırf zina yapılmış olması nedeniyle annenin otomatik olarak velayet hakkını kaybetmesi söz konusu değildir. Çocuğun fiziksel, zihinsel ve psikososyal gelişimi açısından hangi ebeveyn yanında kalmasının daha uygun olacağı belirleyicidir.

Yargıtay kararlarında da annenin boşanmadaki ağır kusurunun tek başına velayetin babaya verilmesi için yeterli olmadığına ilişkin değerlendirmeler bulunmaktadır. Özellikle küçük yaştaki çocuklar bakımından çocuğun bakım ihtiyacı ve ebeveynle kurduğu bağ da dikkate alınır. Ayrıca tarafların kusur durumu, somut olayın diğer koşullarıyla birlikte mahkemenin değerlendirmesine konu olur.

Sonuç olarak aldatan kadın da çocuğun velayetini alır. Velayet anneye verilirse baba çocuk için iştirak nafakası ödemekle yükümlü olur. Aldatma, velayet bakımından tek başına kesin sonuç doğuran bir ölçüt değildir.

Aldatan Kadın Boşanmada Tazminat Alabilir mi?

Boşanma davalarında maddi ve manevi tazminat, boşanmaya yol açan olaylarda kusursuz veya daha az kusurlu olan eşin uğradığı zararların karşılanmasına yönelik hukuki bir imkandır. Türk Medeni Kanunu’nun 174. maddesi uyarınca tazminat talep eden tarafın diğer eşten daha ağır kusurlu olmaması gerekir.

Aldatma fiili nedeniyle ağır kusurlu kabul edilen bir kadın, boşanmadan kaynaklanan maddi veya manevi tazminatı kendi lehine talep edemez. Zina veya sadakat yükümlülüğünün ihlali nedeniyle evlilik birliğinin sona ermesinde ağır kusurlu olan taraf, boşanmanın sonuçlarından dolayı karşı eşten tazminat isteyemez.

Buna karşılık aldatılan eş, koşulların oluşması halinde maddi ve manevi tazminat talebinde bulunabilir. Örneğin sadakat yükümlülüğünün ihlal edilmesi nedeniyle kişilik hakları zedelenen eş lehine manevi tazminata karar verilmesi mümkündür.

Maddi tazminat bakımından da aldatılan eş, boşanma nedeniyle mevcut veya beklenen menfaatlerinin zarar gördüğünü ileri sürebilir. Örneğin eşinin sadakatsizliği nedeniyle ortak yaşamın sona ermesi, sosyal ve ekonomik düzeninin bozulması veya boşanmanın ekonomik sonuçlarından olumsuz etkilenmesi, somut olayın özelliklerine göre maddi tazminat değerlendirmesine konu olur.

Yargıtay uygulamasında eşit kusurlu tarafların birbirinden tazminat alamayacağı, daha ağır kusurlu eşin ise kendi lehine tazminat talep edemeyeceği kabul edilmektedir. Dolayısıyla aldatan kadın kendi adına boşanmada tazminat alamazken aldatılan kocanın maddi ve manevi tazminat talepleriyle karşı karşıya kalır.

Aldatılan Eş Üçüncü Kişiden Tazminat İsteyebilir mi?

Aldatma olaylarında sıkça tartışılan konulardan biri de aldatan eşin ilişki yaşadığı üçüncü kişiye karşı tazminat davası açılıp açılamayacağıdır. 2018 yılında verilen İçtihadı Birleştirme Kararı doğrultusunda, aldatılan eşin yalnızca eşinin üçüncü bir kişiyle ilişki yaşaması sebebiyle bu üçüncü kişiden manevi tazminat talep etmesi mümkün değildir.

Bu kural kadın veya erkek ayrımı yapılmaksızın uygulanmaktadır. Başka bir ifadeyle, eşi tarafından aldatılan kişi doğrudan aldatan eşe karşı boşanma ve şartları varsa tazminat talep eder; ancak yalnızca duygusal veya cinsel ilişki yaşandığı gerekçesiyle üçüncü kişiden manevi tazminat isteyemez.

Bu nedenle aldatan kadın bakımından da temel hukuki sonuç, boşanma davasındaki kusur, nafaka, tazminat ve mal paylaşımı üzerinde ortaya çıkmaktadır.

Aldatan Eşin Mal Paylaşımındaki Hakkı

Aldatma fiilinin önemli hukuki sonuçlarından biri de boşanma sonrasında yapılacak mal rejimi tasfiyesinde görülür. Türkiye’de eşler arasında aksi kararlaştırılmadığı sürece yasal mal rejimi edinilmiş mallara katılma rejimidir. Kural olarak evlilik süresince edinilmiş malların artık değerinin yarısı üzerinde diğer eşin katılma alacağı hakkı bulunmaktadır.

Ancak Türk Medeni Kanunu’nun 236. maddesinde zina veya hayata kast nedeniyle boşanma durumunda özel bir düzenlemeye yer verilmiştir. Buna göre boşanmanın zina nedeniyle gerçekleşmesi halinde hâkim, kusurlu eşin artık değerdeki pay oranının hakkaniyete uygun şekilde azaltılmasına veya tamamen kaldırılmasına karar verebilir.

Bu nedenle aldatan eşin normal şartlarda sahip olacağı katılma alacağı, zina nedeniyle boşanma halinde hâkimin değerlendirmesi sonucunda daha düşük belirlenir.

Burada otomatik bir oran bulunmamaktadır. Hâkim olayın özelliklerini, tarafların durumunu ve hakkaniyet ilkelerini dikkate alarak karar verir. Örneğin normal koşullarda eşlerin edinilmiş mallardan doğan artık değer üzerinde yarı yarıya hak sahibi olması söz konusu iken, zina nedeniyle boşanma halinde aldatan eşin katılma alacağı oranı azaltılabilir.

Bazı olaylarda aldatan eşin payının üçte bire indirildiği, diğer eşe daha yüksek oranda pay tanındığı değerlendirmelerle karşılaşılabilir.

Bununla birlikte aldatan tarafın mal paylaşımından tamamen mahrum bırakılması istisnai bir sonuçtur. Uygulamada çoğu zaman payın azaltılması yönünde değerlendirme yapılmaktadır.

Sonuç olarak zina nedeniyle boşanma halinde aldatan eşin mal paylaşımından alacağı miktar, normal koşullarda elde edeceği miktardan daha düşük olur.

Aldatma Halinde Mal Paylaşımı Nasıl Değişir?

Örneğin evlilik sırasında satın alınmış bir taşınmaz bulunduğunu ve normal koşullarda edinilmiş mal rejimi nedeniyle tarafların artık değer üzerinde eşit oranda hak sahibi olduğunu düşünelim. Boşanmanın zina nedeniyle gerçekleşmesi halinde hâkim, somut olayın koşullarına göre aldatan eşin artık değerdeki katılma alacağını azaltabilir.

Örneğin teorik olarak aldatan eşin payının yüzde 20’ye düşürülmesi veya diğer eş lehine daha yüksek bir oran belirlenmesi mümkün olur.

Bazı çok özel durumlarda aldatan eşin katılma alacağının tamamen kaldırılması da gündeme gelir. Ancak bu konuda her olay kendi koşulları içinde değerlendirilir ve hâkimin geniş bir takdir yetkisi bulunmaktadır.

Dolayısıyla aldatan kadının mal paylaşımı hakkının ne ölçüde etkileneceği, boşanma kararının zina nedeniyle verilmesine ve somut olayın özelliklerine bağlı olacaktır.

Aldatan Kadın Nafaka Alır mı? Kısa Cevaplar

Aldatan Kadın Yoksulluk Nafakası Alabilir mi?

Genel olarak hayır. Yoksulluk nafakası talep eden eşin boşanmaya yol açan olaylarda diğer eşten daha ağır kusurlu olmaması gerekir. Aldatan kadın daha ağır kusurlu kabul edilirse kendi adına yoksulluk nafakası talebi reddedilir. Buna karşılık ekonomik durumu zayıf olan ve boşanmada daha az kusurlu bulunan koca, diğer şartları da varsa kadın aleyhine yoksulluk nafakası talep eder.

Aldatan Kadın Tedbir Nafakası Alabilir mi?

Evet. Tedbir nafakası boşanma davası devam ederken verilen geçici bir ekonomik destektir ve bu aşamada kusur belirleyici değildir. Aldatan kadın boşanma davası sırasında gelirden yoksunsa veya ekonomik olarak ciddi sıkıntı yaşayacaksa mahkeme geçici olarak kadın lehine tedbir nafakasına karar verir. Bu nafaka boşanma kararının kesinleşmesine kadar devam eder.

Aldatan Kadın İştirak Nafakası Alabilir mi?

Evet. İştirak nafakası çocuğun hakkıdır ve annenin aldatan eş olması bu hakkı ortadan kaldırmaz. Çocuğun velayeti anneye verilmişse baba, çocuğun bakım ve eğitim giderlerine katılmak amacıyla iştirak nafakası ödemek zorunda kalır. Dolayısıyla aldatan kadın, velayeti kendisinde bulunan çocuk adına iştirak nafakası alabilir.

Aldatan Kadın Boşanmada Maddi veya Manevi Tazminat Alabilir mi?

Diğer eşten daha ağır kusurlu kabul edilirse alamaz. Boşanmada maddi ve manevi tazminat talep edebilmek için talepte bulunan eşin kusursuz veya diğer eşten daha az kusurlu olması gerekir.

Aldatan kadın daha ağır kusurlu bulunduğu takdirde kocasından maddi veya manevi tazminat alamaz. Aksine aldatılan eşin talebi üzerine kadın aleyhine tazminata hükmedilmesi mümkündür.

Aldatan Kadının Mal Paylaşımındaki Payı Azaltılabilir mi?

Evet. Boşanma zina nedeniyle gerçekleşmişse Türk Medeni Kanunu’nun 236. maddesi uyarınca hâkim, aldatan eşin artık değerdeki katılma alacağını hakkaniyete uygun şekilde azaltabilir veya tamamen kaldırabilir.

Bu nedenle normalde edinilmiş mallardan doğan artık değerin yarısı üzerinde hak sahibi olabilecek aldatan eş, zina nedeniyle boşanma halinde daha düşük bir pay elde eder.

Aldatan Kadın Çocuğun Velayetini Alabilir mi?

Evet. Aldatma tek başına annenin velayet hakkını ortadan kaldırmaz. Mahkeme velayet kararında öncelikle çocuğun üstün yararını, yaşını, bakım koşullarını, anne ve babayla ilişkisini ve yaşam şartlarını dikkate alır.

Annenin aldatmış olması ancak bu durum çocuğun gelişimini veya bakımını olumsuz etkiliyorsa velayet değerlendirmesinde ayrıca önem kazanır. Bu nedenle sırf zina yapılmış olması, annenin otomatik biçimde velayeti kaybetmesi sonucunu doğurmaz.

Aldatan Kadın Kocasına Nafaka Ödemek Zorunda Kalır mı?

Evet, mümkündür. Boşanma sonucunda yoksulluğa düşecek taraf erkekse ve erkek boşanmaya sebep olan olaylarda kadından daha ağır kusurlu değilse, diğer şartların da gerçekleşmesi halinde erkek lehine yoksulluk nafakasına hükmedilir.

Türk hukukunda nafaka açısından kadın ve erkek arasında ayrım yapılmaz. Örneğin aldatan kadın yüksek gelir elde ediyor, koca ise boşanma sonrasında ekonomik olarak geçimini sağlayamayacak duruma düşüyor ve daha az kusurlu bulunuyorsa kadın kocasına nafaka ödemek zorunda kalır.

ALDATAN KADIN NAFAKA ALIR MI? SIKÇA SORULAN SORULAR

1. Aldatan kadın yoksulluk nafakası alabilir mi?

Aldatan kadın, boşanmaya neden olan olaylarda diğer eşten daha ağır kusurlu kabul edilirse yoksulluk nafakası alamaz. Yoksulluk nafakası için nafaka talep eden eşin kusurunun karşı taraftan daha ağır olmaması gerekir.

2. Aldatan kadın boşanma davası devam ederken tedbir nafakası alabilir mi?

Evet, aldatan kadın boşanma davası devam ederken ekonomik ihtiyacı bulunuyorsa tedbir nafakası alır. Tedbir nafakasında tarafların kusurundan çok dava süresindeki ekonomik durum ve geçim ihtiyacı dikkate alınır.

3. Aldatan kadın çocuk için iştirak nafakası alabilir mi?

Çocuğun velayeti anneye verilmişse, annenin aldatan eş olması iştirak nafakası alınmasına engel değildir. İştirak nafakası çocuğun hakkı olduğundan baba, mali gücü oranında çocuğun bakım, eğitim ve diğer giderlerine katılmakla yükümlüdür.

4. Aldatan kadın çocuğun velayetini alabilir mi?

Aldatma tek başına annenin çocuğun velayetini almasını engelleyen kesin bir sebep değildir. Velayet davasında temel ölçüt çocuğun üstün yararı olup çocuğun yaşı, bakım koşulları, ebeveynlerle ilişkisi ve gelişim ihtiyaçları birlikte değerlendirilir.

5. Aldatan kadın boşanmada maddi ve manevi tazminat alabilir mi?

Aldatan kadın diğer eşten daha ağır kusurlu bulunursa kendi lehine maddi veya manevi tazminat talep edemez. Buna karşılık aldatılan eş, Türk Medeni Kanunu’ndaki şartların oluşması halinde boşanma nedeniyle maddi ve manevi tazminat talep eder.

6. Aldatma mal paylaşımını etkiler mi?

Zina nedeniyle boşanma halinde mal paylaşımı bakımından özel sonuçlar ortaya çıkar ve hâkim, kanundaki koşullar çerçevesinde kusurlu eşin artık değerdeki payını azaltabilir veya kaldırabilir. Bu nedenle zina nedeniyle boşanma ile genel boşanma sebeplerine dayanan davalarda mal paylaşımının sonuçları her zaman aynı olmaz.

7. Aldatan kadın kocasına nafaka ödemek zorunda kalabilir mi?

Evet, şartları oluştuğunda kadın da erkeğe yoksulluk nafakası ödemek zorunda kalır. Erkek boşanma nedeniyle yoksulluğa düşecekse, kadından daha ağır kusurlu değilse ve kadının ekonomik gücü uygunsa erkek lehine nafakaya hükmedilir.

8. Aldatan eşin nafaka hakkı tamamen ortadan kalkar mı?

Aldatma, bütün nafaka türlerinin otomatik olarak kaybedilmesi anlamına gelmez. Aldatan eş daha ağır kusurluysa yoksulluk nafakası alamaz; ancak boşanma sürecinde tedbir nafakası ve velayet kendisindeyse çocuk adına iştirak nafakası gündeme gelir.

9. Aldatma nasıl ispatlanır ve nafaka kararını etkiler mi?

Boşanma davasında aldatma iddiasının hukuka uygun delillerle ispatlanması, tarafların kusur durumunun belirlenmesinde önemli rol oynar. Zina veya sadakat yükümlülüğünün ihlali ispatlandığında bu durum özellikle yoksulluk nafakası, boşanmada tazminat ve bazı durumlarda mal paylaşımı açısından sonuç doğurur.

10. Aldatan kadın nafaka, tazminat ve mal paylaşımında hangi haklarını kaybedebilir?

Aldatan kadın diğer eşten daha ağır kusurlu bulunursa yoksulluk nafakası ve kendi lehine maddi-manevi tazminat hakkını kaybeder; zina nedeniyle boşanma halinde mal paylaşımındaki katılma alacağı da etkilenir. Bununla birlikte tedbir nafakası, iştirak nafakası ve çocuğun velayeti gibi konular farklı hukuki ölçütlere göre değerlendirilir.

SONUÇ

“Aldatan kadın nafaka alır mı?” sorusuna tek bir cevap vermek mümkün değildir. Sonuç, talep edilen nafakanın türüne ve boşanma davasındaki kusur durumuna göre değişir. Aldatan kadın diğer eşten daha ağır kusurlu kabul edildiğinde kendi adına yoksulluk nafakası alamaz. Ancak boşanma davası devam ederken ekonomik koşulların gerektirmesi halinde tedbir nafakası alır. Çocuğun velayeti kendisine verilmişse çocuk adına iştirak nafakası talep etmesi de mümkündür.

Aldatma fiili yalnızca nafakayı değil, boşanmada tazminat ve mal paylaşımı sonuçlarını da etkiler. Ağır kusurlu eş kendi lehine maddi veya manevi tazminat alamayabileceği gibi, aldatılan eşe tazminat ödemek zorunda da kalır.

Zina nedeniyle boşanma halinde edinilmiş mallara katılma rejiminden doğan payının hâkim tarafından azaltılması veya tamamen kaldırılması da mümkün olur.

Bununla birlikte her boşanma davasında kusur oranı, tarafların ekonomik durumu, çocukların koşulları ve diğer olaylar ayrı ayrı değerlendirilir. Bu nedenle nafaka, velayet, boşanmada tazminat ve mal paylaşımı yönünden kesin sonuca ulaşılabilmesi için somut olayın tüm özelliklerinin birlikte incelenmesi gerekir.

MİMOZA HUKUK BÜROSU OLARAK HUKUKİ HİZMETLERİMİZ

Mimoza Hukuk Bürosu olarak zina ve aldatma nedeniyle boşanma davaları, yoksulluk nafakası, tedbir nafakası, iştirak nafakası, maddi ve manevi tazminat, velayet ve boşanmada mal paylaşımı konularında hukuki danışmanlık ve dava takibi hizmeti sunuyoruz. Boşanma sürecinde kusur durumunun nafaka ve tazminata etkisi, zina nedeniyle mal paylaşımındaki hak kayıpları, çocukların velayeti ve iştirak nafakası gibi uyuşmazlıklarda somut olayın özelliklerine göre hukuki değerlendirme yaparak müvekkillerimizin haklarının korunmasına yönelik süreçleri takip ediyoruz.

İSTANBUL AVUKAT İLETİŞİM BİLGİLERİ

BilgiDetay
İstanbul AvukatıFatma Türkan Kamış
Telefon0532 685 61 40
AdresAC MOMENT PLAZA / Soğanlık Yeni Mah. Baltacı Mehmet Paşa Sk. B Blok Kat:18 D No:152, Kartal/İstanbul
Mailmimozahukuk@gmail.com
Hizmet AlanlarıCeza, Boşanma, Kira, Gayrimenkul, İcra, Ticaret, Yabancılar, İş Hukuku
Avukata Sor HattıTıklayın

Leave A Comment

All fields marked with an asterisk (*) are required