BOŞANMADA ERKEĞİN HAKLARI NELERDİR: NAFAKA, TAZMİNAT, VELAYET VE MAL PAYLAŞIMI HAKLARI
Bu içerik 9 Ekim 2026 tarihinde güncellenmiştir.
ÖZET: Boşanmada erkeğin hakları; nafaka, maddi ve manevi tazminat, mal paylaşımı, velayet, çocukla kişisel ilişki ve aile konutunun korunması gibi konuları kapsarken, Türk Medeni Kanunu uyarınca bu hakların kullanılması tarafların cinsiyetine değil, kusur durumuna, ekonomik koşullarına ve çocuğun üstün yararına bağlıdır.
- ➔ Erkek boşanma davası açabilir ve karşı dava yoluna başvurabilir.
- ➔ Şartları oluştuğunda erkek nafaka ve tazminat talep edebilir.
- ➔ Erkek, kendisinden istenen nafakaya itiraz edebilir.
- ➔ Evlilikte edinilen mallar üzerinde erkeğin de katılma alacağı hakkı vardır.
- ➔ Baba, çocuğun velayetini veya çocukla kişisel ilişki kurulmasını isteyebilir.
- ➔ Şiddete uğrayan erkek de uzaklaştırma ve koruma tedbirlerinden yararlanabilir.
Boşanmada kadının hakları adlı çalışmamız için ➔ Tıklayın
Boşanmada erkeğin hakları, Türk Medeni Kanunu kapsamında kadınlara tanınan haklarla aynı hukuki esaslara dayanmaktadır. Boşanma davasında nafaka, maddi ve manevi tazminat, mal paylaşımı, velayet ve çocukla kişisel ilişki kurulması gibi konular değerlendirilirken kadın ve erkek arasında hukuki bir ayrım yapılmaz. Kanun, bu hakları düzenlerken cinsiyete değil, eşlerin hukuki durumuna ve somut olayın özelliklerine odaklanır. Dolayısıyla boşanma davasında erkeğin haklarını belirleyen temel unsurlar; tarafların kusur oranları, ekonomik koşulları, malvarlıkları ve ortak çocukların üstün yararıdır.
BOŞANMA DAVASINDA ERKEĞİN SAHİP OLDUĞU YASAL HAKLAR
Boşanma sürecinde erkeklerin hangi haklara sahip olduğu, evlilik birliğinin sona erdirilmesiyle ilgili en çok merak edilen konular arasındadır. Türk Medeni Kanunu’na göre erkek, boşanma davası açabileceği gibi kendisine karşı açılan davada karşı dava açabilir, geçici hukuki koruma talep edebilir ve gerekli koşulların bulunması halinde nafaka, tazminat ve mal paylaşımından kaynaklanan alacaklarını isteyebilir. Ayrıca ortak çocukların velayetini talep etme ve çocuklarıyla kişisel ilişki kurulmasını isteme hakkına da sahiptir.
Boşanma sürecinde erkeğin kullanabileceği başlıca hukuki haklar şunlardır:
- ➔ Evlilik birliğinin sona erdirilmesi amacıyla boşanma davası açmak veya açılmış davaya karşı dava ile cevap vermek.
- ➔ Yargılama devam ederken tedbir nafakası, barınma ihtiyacı ve çocukların bakımına ilişkin geçici önlemler alınmasını istemek.
- ➔ Kanuni şartların gerçekleşmesi halinde kendisi için yoksulluk nafakası talep etmek.
- ➔ Eşi tarafından talep edilen nafakaya hukuki gerekçelerle itiraz etmek.
- ➔ Boşanmaya neden olan olaylar dolayısıyla maddi ve manevi tazminat isteminde bulunmak.
- ➔ Evlilik süresince edinilen mallar üzerinde mal rejiminin tasfiyesinden kaynaklanan katılma alacağını talep etmek.
- ➔ Aile konutunun korunması amacıyla tapu siciline aile konutu şerhi konulmasını istemek.
- ➔ Ortak çocukların velayetinin kendisine verilmesini talep etmek.
- ➔ Çocuğun velayeti anneye bırakılmışsa çocukla düzenli ve uygun kişisel ilişki kurulmasını istemek.
Bu hakların kullanılabilmesi, her talep bakımından kanunda öngörülen koşulların gerçekleşmesine ve gerekli delillerin sunulmasına bağlıdır.
BOŞANMADA ERKEK NAFAKA ALABİLİR Mİ?
Boşanma sonrasında erkeğin nafaka alıp alamayacağı, tarafların ekonomik koşullarına ve boşanmadaki kusur durumlarına göre belirlenir. Türk Medeni Kanunu’nun 175. maddesi, boşanma nedeniyle yoksulluğa düşecek olan ve kusuru diğer eşten daha ağır bulunmayan tarafa, karşı tarafın mali gücüyle orantılı şekilde yoksulluk nafakası isteme hakkı tanımaktadır.
Kanun hükmünde kadın veya erkek ayrımı yapılmadığından boşanmada erkek de yoksulluk nafakası talep edebilir. Ancak bunun için boşanma sonucunda yoksulluğa düşecek olması ve diğer eşe göre daha ağır kusurlu bulunmaması gerekir.
Anayasa Mahkemesi, TMK’nin 175. maddesinde yer alan “süresiz olarak” ibaresinin iptaline karar vermiştir. İptal hükmünün yürürlüğe giriş tarihi 30 Haziran 2027 olarak belirlenmiştir. Bu tarihe kadar yürürlükteki düzenleme uygulanmaya devam eder. İptal kararının yürürlüğe girmesinden sonraki nafaka uygulaması ise yapılacak yasal düzenlemeler ve yürürlükteki hükümler çerçevesinde değerlendirilmelidir.
Mahkeme, erkeğin yoksulluk nafakası talebini incelerken yalnızca çalışıp çalışmadığını değil; düzenli gelirini, mevcut malvarlığını, ekonomik ihtiyaçlarını, diğer eşin ödeme gücünü ve tarafların boşanmaya yol açan olaylardaki kusur durumlarını birlikte değerlendirir.
BOŞANMA DAVASI DEVAM EDERKEN ERKEĞİN TEDBİR NAFAKASI VE BARINMA HAKKI
Boşanma davasının açılmasıyla birlikte mahkeme, yargılama sonuçlanıncaya kadar eşlerin ve çocukların korunması amacıyla gerekli geçici düzenlemeleri yapar. Türk Medeni Kanunu’nun 169. maddesi uyarınca hâkim; eşlerin barınması, geçimlerinin sağlanması, malvarlıklarının yönetimi ve çocukların bakım ve korunması konusunda gerekli önlemleri kendiliğinden almakla yükümlüdür.
Boşanma davasında tedbir nafakası yalnızca kadınlara tanınmış bir hak değildir. Ekonomik koşulları nedeniyle geçimini sağlamakta güçlük çeken erkek de dava süresince kendi lehine tedbir nafakasına hükmedilmesini isteyebilir. Buna karşılık eşinin kendisinden talep ettiği tedbir nafakasının miktarına veya koşullarına ilişkin itirazlarını mahkemeye sunabilir.
Evlilik birliğinde yaşanan anlaşmazlıklar nedeniyle ortak konuttan ayrılmak zorunda kalan erkek, barınma ihtiyacının karşılanması için de geçici önlem talebinde bulunabilir. Ortak çocukların bakımının nasıl sağlanacağı ve dava süresince hangi ebeveynin yanında kalacağı konusunda da mahkemeden düzenleme yapılmasını isteyebilir.
ERKEK NAFAKA ÖDEMEK ZORUNDA MI? NAFAKAYA İTİRAZ VE KALDIRMA HAKKI
Boşanma davasında erkekten nafaka talep edilmesi, her durumda nafaka ödemek zorunda olduğu anlamına gelmez. Nafakanın türü, talebin dayanağı ve tarafların ekonomik koşulları dikkate alınarak hukuki değerlendirme yapılmalıdır.
Erkeğin nafakaya itiraz hakkı, özellikle yoksulluk nafakasının şartlarının gerçekleşmediği veya mevcut nafaka yükümlülüğünün değiştirilmesini gerektiren koşulların ortaya çıktığı durumlarda önem kazanır.
Aşağıdaki tabloda, yoksulluk nafakasına itiraz edilmesine, nafakanın azaltılmasına veya kaldırılmasına dayanak oluşturabilecek durumlar açıklanmıştır.
| Nafakaya İtiraz veya Kaldırma Nedeni | Hukuki Açıklama |
|---|---|
| Nafaka talep eden eşin daha ağır kusurlu olması | Boşanmaya neden olan olaylarda diğer taraftan daha ağır kusurlu bulunan eş, yoksulluk nafakası isteyemez. |
| Boşanma nedeniyle yoksulluğa düşülmemesi | Nafaka isteyen kişinin gelir ve malvarlığı, ekonomik koşulları itibarıyla yoksulluğa düşmesini engelliyorsa yoksulluk nafakası koşulları gerçekleşmez. |
| Nafaka alacaklısının yeniden evlenmesi veya taraflardan birinin ölmesi | İrat şeklinde ödenen yoksulluk nafakası, nafaka alacaklısının yeniden evlenmesi veya taraflardan birinin ölümüyle kendiliğinden sona erer. |
| Fiilen evli gibi yaşama, yoksulluğun ortadan kalkması veya haysiyetsiz hayat sürme | Kanunda belirtilen bu durumların gerçekleşmesi halinde nafakanın mahkeme kararıyla kaldırılması istenebilir. |
| Tarafların ekonomik durumlarının değişmesi | Tarafların mali koşullarında değişiklik meydana gelmesi halinde irat biçimindeki nafakanın artırılması veya azaltılması talep edilebilir. |
Bu düzenlemeler, Türk Medeni Kanunu’nun 175 ve 176. maddelerinde yer almaktadır.
Nafaka uyuşmazlıklarında eşlerin gelirlerinin birbirine yakın olması da önemli bir değerlendirme unsurudur. Nitekim Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, kadının düzenli ve sürekli gelir elde ettiği, erkeğin ise emekli olduğu ve tarafların gelir seviyelerinin birbirine denk bulunduğu bir uyuşmazlıkta, kadın lehine verilen yoksulluk nafakası kararını erkek yararına bozmuştur.
Yargıtay, söz konusu değerlendirmesinde TMK’nin 175. maddesinde öngörülen yoksulluk nafakası koşullarının somut olayda kadın bakımından gerçekleşmediğini belirtmiştir.
Bununla birlikte, kadının çalışıyor olması tek başına yoksulluk nafakası alamayacağı anlamına gelmez. Elde edilen gelirin kişinin zorunlu ve makul geçim ihtiyaçlarını karşılayıp karşılamadığı, diğer ekonomik koşullarla birlikte değerlendirilmelidir.
BOŞANMADA ERKEĞİN MADDİ VE MANEVİ TAZMİNAT ALMA HAKKI
Boşanma nedeniyle maddi veya manevi tazminat talep edilmesinde belirleyici olan tarafların cinsiyeti değil, evlilik birliğinin sona ermesine neden olan olaylar ve bu olaylardaki kusur durumudur.
Türk Medeni Kanunu’nun 174. maddesine göre, boşanma yüzünden mevcut veya beklenen menfaatleri zarar gören kusursuz ya da daha az kusurlu eş, kusurlu diğer eşten maddi tazminat talep edebilir. Boşanmaya neden olan olaylar yüzünden kişilik hakları saldırıya uğrayan eş ise diğer eşin kusurlu olması şartıyla manevi tazminat isteyebilir.
Bu nedenle aldatılan erkeğin boşanmadaki hakları, yalnızca boşanma davası açılmasıyla sınırlı değildir. Eşi tarafından aldatılan, fiziksel veya psikolojik şiddete maruz bırakılan, hakarete uğrayan ya da kişilik hakları ihlal edilen erkek, kanuni koşullar gerçekleşmişse maddi ve manevi tazminat talebinde bulunabilir.
Ancak tazminatın kabul edilebilmesi için ileri sürülen olayların ispatlanması ve talep edilen tazminat türünün hukuki koşullarının oluşması gerekir. Maddi tazminat bakımından talep eden erkeğin kusursuz veya diğer eşten daha az kusurlu olması aranır. Manevi tazminatta ise kişilik hakkına saldırı ve karşı tarafın kusuru değerlendirilir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi de evlilik birliğinin sarsılmasında erkeğin ağır, kadının ise daha az kusurlu bulunduğu bir uyuşmazlıkta, kadın lehine maddi ve manevi tazminata hükmedilmesini ve erkeğin tazminat taleplerinin reddedilmesini hukuka uygun bulmuştur.
Bu karar, tazminat taleplerinin kadın veya erkek olma durumuna göre değil, somut olayda gerçekleşen kusurlu davranışlara ve kanuni koşullara göre değerlendirildiğini göstermektedir.
BOŞANMADA MAL PAYLAŞIMI NASIL YAPILIR? ERKEĞİN KATILMA ALACAĞI HAKKI
Boşanma halinde mal paylaşımı, eşler arasında geçerli olan mal rejimine göre gerçekleştirilir. Türk Medeni Kanunu uyarınca eşler başka bir mal rejimi seçmemişse yasal mal rejimi olan edinilmiş mallara katılma rejimi uygulanır.
Bu sistemde eşlerden her biri, diğer eşin edinilmiş mallarının tasfiyesi sonucunda ortaya çıkan artık değerinin yarısı üzerinde katılma alacağı hakkına sahiptir. Eşlerin birbirlerine karşı sahip oldukları katılma alacakları ise takas edilebilir.
Artık değer hesaplanırken, her eşin edinilmiş mallarının toplam değerinden bu mallarla ilgili borçlar ve kanunda öngörülen diğer tasfiye kalemleri dikkate alınarak gerekli indirimler yapılır.
Boşanmada erkeğin mal paylaşımı hakkı, evlilik süresince yalnızca kendi adına edinilmiş mallarla sınırlı değildir. Kadının evlilik devam ederken çalışarak elde ettiği gelirlerle satın aldığı ve edinilmiş mal niteliği taşıyan taşınır veya taşınmaz mallar da mal rejiminin tasfiyesinde dikkate alınır.
Dolayısıyla kadın adına kayıtlı bir ev, otomobil veya başka bir malvarlığı değeri bulunması, erkeğin bu malların tasfiyesinden kaynaklanan katılma alacağı talep etmesine engel değildir.
Bununla birlikte, kişisel mallar ile edinilmiş malların birbirinden ayrılması, mal rejiminin başlangıç ve sona erme tarihleri ve varsa denkleştirme ya da değer artış payı alacakları ayrıca değerlendirilmelidir.
Türk Medeni Kanunu’nun 236. maddesi uyarınca zina veya hayata kast nedeniyle boşanma halinde hâkim, kusurlu eşin artık değerdeki pay oranını hakkaniyete uygun şekilde azaltabilir veya tamamen kaldırabilir.
Bu özel düzenleme, her boşanma sebebinde uygulanmaz. Özellikle zina veya hayata kast nedeniyle verilmiş boşanma kararı bakımından gündeme gelir.
AİLE KONUTU ŞERHİ VE BOŞANMADA ORTAK EVDE KALMA HAKKI
Boşanma sürecinde ortak konutun kullanılması ve korunması, eşler arasında uyuşmazlık yaşanabilen konuların başında gelir. Türk Medeni Kanunu’nun 194. maddesi, aile konutunun korunması amacıyla her iki eşe de önemli haklar tanımaktadır.
Aile konutunun maliki olmayan eş, taşınmazın tapu kaydına aile konutu şerhi konulmasını talep edebilir. Dolayısıyla ortak yaşamın sürdürüldüğü ev kadının adına kayıtlıysa erkek de tapu müdürlüğüne başvurarak aile konutu şerhi verilmesini isteyebilir.
Aile konutu koruması kapsamında eşlerden biri, diğer eşin açık rızası bulunmadıkça aile konutunu devredemez veya konut üzerindeki hakları kanuna aykırı biçimde sınırlayamaz. Bu koruma yalnızca tapuya şerh konulmasına bağlı olmayıp şerh, aile konutu niteliğinin tapu sicilinde görünür hale gelmesini sağlar.
Boşanmada evde kimin kalacağı konusunda uyuşmazlık bulunması halinde mahkeme, dava devam ederken tarafların barınma ihtiyaçlarını ve somut olayın koşullarını dikkate alarak ortak konutun geçici kullanımına ilişkin karar verebilir.
Diğer taraftan aile içi şiddetin söz konusu olduğu durumlarda 6284 sayılı Kanun kapsamında şiddet uygulayan kişinin müşterek konuttan uzaklaştırılmasına ve konutun korunan kişiye tahsis edilmesine karar verilebilir.
Bu nedenle evin tapuda hangi eş adına kayıtlı olduğu, boşanma davası sürerken konutu hangi tarafın kullanacağını tek başına belirlemez.
BOŞANMADA ÇOCUĞUN VELAYETİ BABAYA VERİLİR Mİ? ERKEĞİN VELAYET HAKKI
Boşanma davasını erkeğin açması veya kadının boşanma talebinde bulunması, ortak çocukların velayetinin hangi ebeveyne verileceğini doğrudan belirlemez.
Türk Medeni Kanunu’na göre boşanma halinde velayet, mahkeme tarafından çocuğun yararına uygun görülen ebeveyne bırakılır. Kanunda velayetin mutlaka anneye verilmesini öngören genel bir kural bulunmamaktadır.
Boşanmada babanın velayet hakkı, annenin velayet talep etme hakkıyla aynı hukuki temele dayanır. Mahkemenin temel ölçütü, çocuğun bedensel, zihinsel, duygusal ve sosyal gelişiminin hangi düzenleme ile daha iyi korunacağıdır.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi kararlarında da anne ve babanın menfaatleri ile çocuğun menfaatlerinin çatışması halinde çocuğun üstün yararına öncelik verilmesi gerektiği vurgulanmaktadır.
Yargıtay, idrak çağındaki çocuğun görüşünün alınmasını önemli görmekle birlikte, bu görüşün tek başına yeterli olmadığını da kabul etmektedir. Anne ve babanın yaşam koşulları, çocuğun bakımını üstlenebilme imkânları ve çocuğun gelişimini etkileyebilecek diğer unsurlar araştırılmadan velayet hakkında karar verilmesi bozma nedenidir.
Ayrıca boşanmaya neden olan olaylarda hangi eşin daha kusurlu olduğu, velayetin kime bırakılacağını otomatik olarak belirlemez.
Nitekim Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin incelediği bir uyuşmazlıkta, ilk derece mahkemesi evlilik birliğinin sarsılmasında erkeği ağır kusurlu bulmasına rağmen ortak çocukların velayetini babaya bırakmış ve bu karar Yargıtay tarafından onanmıştır.
Dolayısıyla boşanmada ağır kusurlu bulunan bir baba dahi, çocuğun üstün yararı gerektiriyorsa velayet hakkını elde edebilir. Ancak çocuğun güvenliğini veya gelişimini olumsuz etkileyen kusurlu davranışlar velayet değerlendirmesinde ayrıca dikkate alınır.
VELAYET ANNEYE VERİLİRSE BABANIN ÇOCUĞUNU GÖRME HAKKI
Boşanma sonucunda çocuğun velayetinin anneye verilmesi, babanın çocukla olan hukuki ve kişisel bağının sona erdiği anlamına gelmez. Türk Medeni Kanunu’nun 323. maddesi uyarınca anne ve babadan her biri, velayeti altında bulunmayan veya kendisine bırakılmayan çocukla uygun kişisel ilişki kurulmasını isteme hakkına sahiptir.
Bu nedenle boşanmada çocuğunu göremeyen baba, mahkemeden çocukla kişisel ilişki kurulmasına yönelik düzenleme yapılmasını talep edebilir. Mahkeme, boşanma kararında çocukla kişisel ilişkinin nasıl gerçekleştirileceğini belirlerken çocuğun yaşı, sağlık durumu, eğitim hayatı, günlük yaşam düzeni ve üstün yararını esas alır.
Velayeti elinde bulunduran ebeveynin mahkeme tarafından belirlenen kişisel ilişki düzenlemesine uymaması halinde hukuki sonuçlar ortaya çıkabilir. Türk Medeni Kanunu’nun 324. maddesi uyarınca velayet kendisine bırakılan tarafın kişisel ilişki düzenlemesinin gereklerini yerine getirmemesi durumunda, çocuğun menfaatine aykırı olmamak şartıyla velayetin değiştirilmesi mümkündür.
Kanun, bu hususun kişisel ilişki kurulmasına ilişkin kararda taraflara ihtar edilmesini de öngörmektedir. Bununla birlikte kişisel ilişkinin engellenmesi, velayetin kendiliğinden değişeceği anlamına gelmez. Mahkeme, velayet değişikliğinin çocuğun üstün yararına uygun olup olmadığını ayrıca değerlendirir.
EŞİNDEN ŞİDDET GÖREN ERKEĞİN HAKLARI VE UZAKLAŞTIRMA KARARI
Aile içi şiddete karşı hukuki koruma yalnızca kadınlar için öngörülmüş değildir. 6284 sayılı Kanun, şiddete uğrayan veya şiddete uğrama tehlikesi bulunan kadınların yanı sıra çocukları, aile bireylerini ve tek taraflı ısrarlı takip mağdurlarını da koruma kapsamına almaktadır.
Kanunda şiddet ve şiddet mağduru kavramları cinsiyet ayrımı yapılmaksızın tanımlandığından, eşinden şiddet gören erkek de koruyucu ve önleyici tedbirlerden yararlanabilir.
Fiziksel saldırıya uğrayan, psikolojik baskıya maruz kalan, ekonomik şiddet gören veya tehdit edilen erkek, ilgili mercilere başvurarak gerekli koruma tedbirlerinin uygulanmasını isteyebilir.
Somut olayın özelliklerine göre alınabilecek tedbirler arasında şunlar bulunmaktadır:
- ➔ Şiddet uygulayan kişinin tehdit, hakaret ve aşağılayıcı davranışlardan uzak durmasının sağlanması.
- ➔ Şiddet uygulayan kişinin korunan kişiye ve belirlenen yerlere yaklaşmasının yasaklanması.
- ➔ Şiddet uygulayan kişinin müşterek konuttan uzaklaştırılması.
- ➔ Ortak konutun geçici olarak şiddet mağduruna tahsis edilmesi.
6284 sayılı Kanun kapsamındaki başvurular ile kararların uygulanması nedeniyle harç ve masraf alınmaz.
Evlilik birliği içinde gerçekleşen şiddet olayları, boşanma davasında kusurun belirlenmesi ve maddi veya manevi tazminat taleplerinin değerlendirilmesi bakımından da önem taşır.
Türk Medeni Kanunu’nun 162. maddesi ayrıca eşlerden birinin diğerine karşı pek kötü veya ağır derecede onur kırıcı davranışlarda bulunmasını özel bir boşanma sebebi olarak düzenlemektedir.
Bu sebebe dayanılarak boşanma davası açma hakkı, olayın öğrenilmesinden itibaren altı ay ve her durumda boşanma sebebinin meydana gelmesinden itibaren beş yıl geçmesiyle düşer. Affeden tarafın ise bu özel boşanma sebebine dayanarak dava açma hakkı bulunmaz.
BOŞANMADA ERKEĞİN HAKLARININ KORUNMASINDA AVUKATIN HUKUKİ DESTEĞİ
Boşanma davalarında erkeklerin nafaka, maddi ve manevi tazminat, mal paylaşımı, velayet ve çocukla kişisel ilişki kurulmasına yönelik talepleri, birbirinden farklı hukuki koşullara ve ispat kurallarına tabidir.
Her eş, kural olarak hakkını dayandırdığı olayların gerçekleştiğini ispat etmekle yükümlüdür. Bu nedenle boşanma sürecinde ileri sürülen iddiaların hukuki dayanaklarının doğru belirlenmesi, delillerin usulüne uygun sunulması ve taleplerin kanuni şartlara göre oluşturulması önem taşımaktadır.
Boşanma davasının açılması, karşı dava hazırlanması, nafaka taleplerine itiraz edilmesi, tazminat istemlerinin değerlendirilmesi ve mal rejiminin tasfiyesi gibi konularda hukuki destek alınması, hak kaybı yaşanması riskinin azaltılmasına katkı sağlar.
Aynı şekilde velayet uyuşmazlıklarında çocuğun üstün yararına ilişkin delillerin ortaya konulması ve kişisel ilişki kararlarının uygulanmasına yönelik hukuki yolların doğru kullanılması da önemlidir.
Sonuç olarak boşanmada erkeğin hakları, kadınların sahip olduğu haklardan daha dar veya daha geniş değildir. Türk Medeni Kanunu, eşlerin hukuki durumlarını cinsiyetlerine göre değil, somut olayın özelliklerine, kusur durumlarına, ekonomik koşullarına ve çocukların üstün yararına göre değerlendirmektedir. Bu nedenle boşanma sürecinde hakların korunabilmesi, her talebin kendi hukuki şartları çerçevesinde ele alınmasını gerektirir.
BOŞANMADA ERKEĞİN HAKLARI KONUSUNDA SIKÇA SORULAN SORULAR
1. Boşanmada erkeğin hakları nelerdir?
Boşanmada erkeğin hakları arasında dava açma, nafaka ve tazminat talep etme, mal paylaşımından alacak isteme, velayet ve çocukla kişisel ilişki kurulmasını talep etme hakları bulunmaktadır. Türk Medeni Kanunu’na göre bu haklar, eşlerin cinsiyetine değil, kusur durumlarına, ekonomik koşullarına ve çocukların üstün yararına göre değerlendirilir.
2. Boşanma davasını erkek açarsa kadın nafaka alabilir mi?
Boşanma davasını erkeğin açması, kadının tedbir nafakası veya yoksulluk nafakası talep etmesine engel değildir. Mahkeme, nafakanın türüne göre tarafların gelirlerini, ekonomik ihtiyaçlarını ve yoksulluk nafakasında kusur durumlarını değerlendirerek karar verir.
3. Boşanmada erkek kadından nafaka alabilir mi?
Boşanma nedeniyle yoksulluğa düşecek erkek, diğer eşten daha ağır kusurlu olmaması şartıyla kadından yoksulluk nafakası talep edebilir. Mahkeme, kadının mali gücünü ve erkeğin ekonomik durumunu inceleyerek nafaka koşullarının oluşup oluşmadığını belirler.
4. Boşanmada erkek hangi durumlarda tazminat alabilir?
Eşi tarafından aldatılan, şiddete uğrayan veya kişilik hakları ihlal edilen erkek, kanuni şartların gerçekleşmesi halinde maddi ve manevi tazminat isteyebilir. Maddi tazminatta erkeğin kusursuz veya daha az kusurlu olması, manevi tazminatta ise kişilik hakkına saldırı ve diğer eşin kusuru önem taşır.
5. Boşanmada ev kadının üzerineyse erkek hak talep edebilir mi?
Evlilik süresince edinilmiş mal niteliğinde olan ve kadın adına kayıtlı bulunan ev üzerinde erkek, mal rejiminin tasfiyesi kapsamında katılma alacağı talep edebilir. Taşınmazın kimin adına kayıtlı olduğu tek başına belirleyici olmayıp edinilme tarihi, finansman kaynağı ve geçerli mal rejimi dikkate alınır.
6. Boşanmada çocuğun velayeti babaya verilir mi?
Boşanma davasında çocuğun velayeti, annenin yerine babaya da verilebilir ve kanunda velayetin mutlaka anneye bırakılmasını öngören bir kural bulunmamaktadır. Mahkeme, çocuğun üstün yararını, ebeveynlerin bakım olanaklarını, yaşam koşullarını ve çocuğun gelişim ihtiyaçlarını değerlendirerek karar verir.
7. Velayeti anneye verilen çocuğu baba göremezse ne yapabilir?
Velayeti anneye bırakılan çocuğun babayla kişisel ilişkisinin engellenmesi halinde baba, mahkeme kararının uygulanması için ilgili adli destek ve mağdur hizmetleri müdürlüğüne başvurabilir. Kişisel ilişki kararının sürekli engellenmesi durumunda, çocuğun üstün yararına uygun olması şartıyla velayetin değiştirilmesi de talep edilebilir.
8. Boşanmada erkek evden çıkmak zorunda mı?
Boşanma davasının açılması, erkeğin ortak konuttan kendiliğinden ayrılmak zorunda olduğu anlamına gelmez. Mahkeme, barınma ihtiyacına ve somut olayın koşullarına göre konutun geçici kullanımını düzenleyebilir veya aile içi şiddet halinde uzaklaştırma kararı verebilir.
9. Boşanmada erkek nafaka ödememek için ne yapabilir?
Erkek, kendisinden talep edilen yoksulluk nafakasının kanuni şartlarının oluşmadığını, karşı tarafın daha ağır kusurlu olduğunu veya boşanma nedeniyle yoksulluğa düşmeyeceğini delilleriyle ileri sürebilir. Daha önce hükmedilmiş nafakanın azaltılması veya kaldırılması ise Türk Medeni Kanunu’nda öngörülen şartların gerçekleşmesi halinde mahkemeden istenebilir.
10. Boşanma davasında erkek haklarını nasıl koruyabilir?
Boşanma davasında erkeğin haklarını koruyabilmesi için nafaka, tazminat, mal paylaşımı ve velayet taleplerini hukuki dayanaklarıyla ortaya koyması ve iddialarını hukuka uygun delillerle desteklemesi gerekir. Boşanma avukatından hukuki destek alınması, dava ve karşı dava süreçlerinin yürütülmesine, delillerin değerlendirilmesine ve hak kayıplarının önlenmesine yardımcı olur.
BOŞANAN ERKEKLER İÇİN PRATİK ÖRNEKLER
Boşanma sürecinde erkekler; nafaka ödemeleri, çocukların velayeti, mal paylaşımı, ortak konutun kullanımı ve tazminat talepleri gibi birçok hukuki sorunla karşılaşabilir. Boşanmada erkeğin hakları, günlük yaşamda karşılaşılan somut olaylar üzerinden değerlendirildiğinde daha kolay anlaşılmaktadır.
1. Boşanan Erkek İşsiz Kalırsa Nafaka Ödemeye Devam Eder mi?
Örnek: Ahmet, boşandığı eşine her ay 8.000 TL yoksulluk nafakası ödemektedir ancak çalıştığı işyerinden çıkarıldığı için düzenli gelirini kaybetmiştir.
Hukuki Değerlendirme: Ahmet’in işsiz kalması, nafaka ödeme yükümlülüğünü kendiliğinden ortadan kaldırmaz. Ancak ekonomik durumunda önemli bir değişiklik meydana geldiğinden, mahkemeye başvurarak nafakanın azaltılmasını veya kanuni şartlar oluşmuşsa kaldırılmasını talep edebilir.
2. Boşanmada Kadının Üzerine Kayıtlı Evden Erkek Pay Alabilir mi?
Örnek: Mehmet, evlilik devam ederken eşi adına 3.000.000 TL değerinde bir daire satın almıştır ve boşanma sırasında eşi, tapunun kendi adına kayıtlı olduğunu belirterek Mehmet’in ev üzerinde hiçbir hakkı bulunmadığını ileri sürmektedir.
Hukuki Değerlendirme: Taşınmaz evlilik süresince edinilmiş mal niteliğinde kazanılmışsa Mehmet, mal rejiminin tasfiyesi kapsamında katılma alacağı talep edebilir. Evin satın alınmasında kullanılan paranın kaynağı, kişisel mal katkıları ve taşınmaza ilişkin borçlar değerlendirilerek alacak miktarı hesaplanır.
3. Boşanan Baba Çocuğunu Göremiyorsa Ne Yapabilir?
Örnek: Murat’ın 7 yaşındaki oğlunun velayeti anneye verilmiştir ancak eski eşi, mahkeme kararında belirlenen görüşme günlerinde çocuğu babasına göstermemektedir.
Hukuki Değerlendirme: Murat, çocukla kişisel ilişki kararının uygulanması için adli destek ve mağdur hizmetleri müdürlüğüne başvurabilir. Annenin kişisel ilişkiyi sistematik biçimde engellemesi halinde, çocuğun üstün yararına uygun olması koşuluyla velayetin değiştirilmesini de talep edebilir.
4. Eşi Tarafından Aldatılan Erkek Tazminat Alabilir mi?
Örnek: Kerem, eşinin başka biriyle ilişki yaşadığını öğrenmiş ve bu durum nedeniyle evlilik birliği sona ermiştir.
Hukuki Değerlendirme: Kerem, aldatma olayını hukuka uygun delillerle ispatlayarak boşanma davasında maddi ve manevi tazminat talep edebilir. Tazminata hükmedilmesi için Türk Medeni Kanunu’nun 174. maddesindeki koşulların gerçekleşmesi ve tarafların kusur durumlarının değerlendirilmesi gerekir.
5. Boşanmada Baba Çocuğun Velayetini Alabilir mi?
Örnek: Emre, 10 yaşındaki kızının okul, sağlık ve günlük bakım ihtiyaçlarını uzun süredir kendisi karşılamaktadır ancak boşanma aşamasında anne, çocuğun velayetinin mutlaka kendisine verilmesi gerektiğini savunmaktadır.
Hukuki Değerlendirme: Velayetin anneye verilmesi zorunlu olmadığından Emre, çocuğun üstün yararını esas alan delillerle velayet talebinde bulunabilir. Mahkeme, ebeveynlerin yaşam koşullarını, bakım olanaklarını ve çocuğun gelişim ihtiyaçlarını inceleyerek karar verir.
6. Boşanan Erkek Eski Eşi Yeniden Evlenirse Nafaka Ödemeye Devam Eder mi?
Örnek: Hasan, boşandığı eşine aylık 12.000 TL yoksulluk nafakası ödemektedir ancak eski eşi başka biriyle resmî nikâh yaparak yeniden evlenmiştir.
Hukuki Değerlendirme: Türk Medeni Kanunu’nun 176. maddesine göre irat şeklinde ödenen yoksulluk nafakası, nafaka alacaklısının yeniden evlenmesiyle kendiliğinden sona erer. Ancak ortak çocuk için hükmedilmiş iştirak nafakası, annenin yeniden evlenmesi nedeniyle kendiliğinden ortadan kalkmaz.
7. Boşanma Davasında Erkek Ortak Evden Çıkarılabilir mi?
Örnek: Selim, kendi adına kayıtlı evde eşiyle yaşamaktadır ancak boşanma davası açıldıktan sonra eşi, evin yalnızca kendisine tahsis edilmesini istemektedir.
Hukuki Değerlendirme: Evin Selim adına kayıtlı olması, boşanma sürecinde konutu mutlaka kendisinin kullanacağı anlamına gelmez. Mahkeme, eşlerin barınma ihtiyaçlarını ve diğer koşulları değerlendirerek konutun geçici kullanımını düzenleyebilir; şiddet halinde ayrıca 6284 sayılı Kanun kapsamında tedbir uygulanabilir.
8. Boşanan Erkek Kadından Nafaka Talep Edebilir mi?
Örnek: Onur, evlilik süresince çalışmamış ve evin günlük işleriyle ilgilenmiştir ancak boşanma sonrasında düzenli bir geliri bulunmamaktadır; eski eşi ise yüksek gelirli bir işte çalışmaktadır.
Hukuki Değerlendirme: Onur, boşanma nedeniyle yoksulluğa düşecekse ve kusuru eşinden daha ağır değilse yoksulluk nafakası talep edebilir. Mahkeme, tarafların ekonomik durumlarını ve kanuni koşulları değerlendirerek nafakaya hükmedilip hükmedilmeyeceğini belirler.
9. Boşanan Erkek Evlilikte Alınan Arabadan Pay Alabilir mi?
Örnek: Burak, evlilik devam ederken eşinin adına 1.200.000 TL değerinde otomobil satın alınmasına katkıda bulunmuştur ancak boşanma sırasında araç tamamen kadının üzerinde kalmıştır.
Hukuki Değerlendirme: Otomobil edinilmiş mal niteliğindeyse Burak, mal rejiminin tasfiyesi kapsamında katılma alacağı isteyebilir. Aracın tasfiye bakımından esas alınacak değeri, borçları ve varsa kişisel mal katkıları dikkate alınarak alacak hesaplanır.
10. Eşinden Psikolojik veya Fiziksel Şiddet Gören Erkek Ne Yapabilir?
Örnek: Cengiz, eşi tarafından sürekli hakarete ve tehditlere maruz bırakılmakta, zaman zaman fiziksel saldırıya uğramaktadır ancak erkek olduğu için uzaklaştırma kararı alamayacağını düşünmektedir.
Hukuki Değerlendirme: Cengiz, 6284 sayılı Kanun kapsamında koruyucu ve önleyici tedbir talebinde bulunabilir. Yaşadığı şiddet olayları, boşanma davasında kusur belirlenmesi ve gerekli koşulların gerçekleşmesi halinde manevi tazminat talebi bakımından da değerlendirilebilir.
11. Boşanan Erkek Çocuk İçin Ödediği Nafakanın Azaltılmasını İsteyebilir mi?
Örnek: İbrahim, çocuğu için her ay 10.000 TL iştirak nafakası ödemektedir ancak işyerinin kapanması nedeniyle geliri önemli ölçüde azalmıştır.
Hukuki Değerlendirme: İbrahim, ekonomik koşullarındaki değişikliği belgeleyerek iştirak nafakasının azaltılması için dava açabilir. Mahkeme, babanın ödeme gücünü ve çocuğun bakım, eğitim ve diğer ihtiyaçlarını birlikte değerlendirerek karar verir.
12. Boşanmadan Sonra Çocuğun Annesi Başka Şehre Taşınırsa Baba Ne Yapabilir?
Örnek: Hakan, boşandıktan sonra Ankara’da yaşayan çocuğunu belirlenen günlerde düzenli olarak görmektedir ancak eski eşi çocuğuyla birlikte İzmir’e taşınmış ve görüşmelerin gerçekleştirilmesi zorlaşmıştır.
Hukuki Değerlendirme: Hakan, değişen koşullara uygun biçimde çocukla kişisel ilişki düzenlemesinin yeniden belirlenmesini mahkemeden isteyebilir. Annenin taşınması tek başına velayet değişikliği sebebi oluşturmasa da çocuğun üstün yararını zedeleyen davranışlar ve kişisel ilişkinin engellenmesi velayet değerlendirmesinde dikkate alınır.
13. Boşanan Erkek Eski Eşinin Çalışmaya Başlamasıyla Nafakayı Kaldırabilir mi?
Örnek: Yusuf, boşandığı eşine aylık 7.500 TL yoksulluk nafakası ödemektedir ancak eski eşi daha sonra düzenli maaş aldığı bir işe başlamıştır.
Hukuki Değerlendirme: Eski eşin çalışmaya başlaması, yoksulluk nafakasını kendiliğinden sona erdirmez. Yusuf, elde edilen gelirin yoksulluğu ortadan kaldırdığını veya ekonomik koşulların nafakanın azaltılmasını gerektirecek ölçüde değiştiğini ispatlayarak mahkemeye başvurabilir.
14. Boşanmada Kadın Çalışıyorsa Erkek Mal Paylaşımı Talep Edebilir mi?
Örnek: Volkan’ın eşi evlilik boyunca çalışarak kendi adına bir ev ve otomobil satın almış, Volkan ise aile giderlerinin önemli bir bölümünü karşılamıştır.
Hukuki Değerlendirme: Edinilmiş mallara katılma rejimi uygulanıyorsa eşlerin çalışma ve gelir durumlarından bağımsız olarak her biri diğer eşin artık değeri üzerinde kanuni katılma alacağı hakkına sahiptir. Bu nedenle Volkan, kadının adına kayıtlı edinilmiş malların tasfiyesinden kaynaklanan alacağını talep edebilir.
15. Boşanan Baba Çocuğunun Okul ve Sağlık Bilgilerini Öğrenebilir mi?
Örnek: Ali’nin 12 yaşındaki kızının velayeti anneye verilmiştir ancak anne, çocuğun okul başarısı ve sağlık durumuyla ilgili bilgileri babasıyla paylaşmamaktadır.
Hukuki Değerlendirme: Velayeti kendisinde bulunmayan baba, Türk Medeni Kanunu’nun 182. maddesi kapsamında çocuğun bakım ve eğitimine ilişkin konularda bilgi alma ve çocuğun yararının gerektirdiği hallerde mahkemeden gerekli düzenlemeleri isteme imkânına sahiptir. Ali, çocuğunun eğitim ve sağlık durumuna ilişkin bilgilere erişim konusunda yaşadığı uyuşmazlıkların giderilmesi için ilgili kurumlara veya gerektiğinde mahkemeye başvurabilir.
Sonuç olarak, boşanan erkeklerin günlük hayatta karşılaştıkları nafaka, velayet, mal paylaşımı, tazminat ve ortak konut uyuşmazlıkları, her olayın kendine özgü koşullarına göre çözümlenir. Erkeklerin boşanma sonrasında hak kaybına uğramaması için mahkeme kararlarına, kanuni sürelere ve taleplerin dayandığı hukuki şartlara dikkat edilmesi önemlidir.
Makalemize ayırdığınız zaman ve gösterdiğiniz ilgi için teşekkür eder, aktardığımız hukuki bilgilerin haklarınızı ve yükümlülüklerinizi daha iyi anlamanıza katkı sağlamasını dileriz.